• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 3 °C

‘Kumpas’ meselesi

Kurtuluş Tayiz

Paralel devletin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ‘kumpas’ kurup kurmadığı konusu çok tartışılacağa benziyor. Ancak benim açımdan Kürt siyasetine yönelik ‘kumpas’ tartışma götürmeyecek kadar gerçek. Paralel devlet, PKK’nın kör şiddetini de kullanarak neredeyse sivil siyasetçileri KCK dosyasına dahil ederek tasfiye etti. Çözüm süreci başlamasa BDP’nin parlamento grubu da hapse gönderilecekti.

Ergenekon, Balyoz ve TSK’ya yönelik açılan davalar yıllardır gündemde. Sanık yakınlarının haklı haksız şikayetleri gazete ve televizyonların hep öncelikli konuları arasında yerini aldı. Duruşmalar sırasında hukuk skandalı sayılabilecek uygulamalara da şahit olduk. Fakat KCK davaları gündemin hep gerisinde kaldı. Ayrım yapmaksızın söylemek gerekirse; KCK adı altında yürütülen operasyonlara medya ve basın, yazarlar yeterli ilgiyi göstermedi; bu siyasi operasyonlara bir nevi göz yumuldu. Bunda siyasal iktidarın sorumluluğu olduğu kadar Kürt siyasetçilerin şiddetle arasına mesafe koymaması da etkili oldu.

Sivil siyasetçi kıyımı

Gelinen aşamada Kürt siyasetçilere yönelik Yargı’nın 2009’dan sonra siyasi operasyonlar yürüttüğü açığa çıkmış durumda. Kamuoyunda bu yönde çok güçlü bir kanaat var. Tabii bu durum, KCK davalarının tümden “haksız” olduğu anlamına gelmiyor; devlet, elbette KCK kaynaklı şiddet ve sokak eylemlerinin üzerine gitmek zorundaydı. Sorun tam da bu noktada baş gösterdi; KCK’nın üzerine gitme yerine sivil siyasetçilerin üzerine gidildi. Bu siyasetçilerin PKK’yla olan ideolojik-politik yakınlıkları kuşkusuz inkâr edilemez; ancak Yargı’nın bu yakınlık üzerinden “suç” üretme politikası sivil siyasetçi kıyımına neden oldu.

Hükümetin barış süreci

Buradan Kürt siyasetçilere yönelik başlatılan operasyonun asıl nedenine gelmek istiyorum. Bugünkü gelişmeleri anlamak için sanırım 2009’a dönmek gerekiyor. KCK operasyonlarının devreye konulmasının asıl nedeni Erdoğan hükümetinin başlattığı barış süreciydi. Oslo’da başlayıp 2009’da Öcalan merkezli yürütülen görüşmeler, 2009 yılının ekim ayında 34 PKK’lının Habur Sınır Kapısı’ndan eve dönüşüyle olumlu sonuçlandı. İlk büyük KCK operasyonu bu olumlu gelişmeden iki ay sonra, yani 24 Aralık 2009’da yapıldı. 11 belediye başkanının da aralarında bulunduğu 80 siyasetçi birinci dalga KCK operasyonunda gözaltına alınarak tutuklandı. Operasyonda belediye başkanlarının da aralarında olduğu gözaltındaki siyasetçiler elleri kelepçeli şekilde sıraya dizilerek fotoğraflandı. Ve bu kare basına servis edildi.

Bu fotoğrafla Habur’da kurulan barış köprüsü dinamitlenerek havaya uçurulmak istendi. Birbiri ardına gelişen KCK operasyonlarıyla, Oslo’da başlayan görüşmelere, geri dönüşü olmayacak şekilde darbe vurmayı planladılar. Sivil siyasetçileri hapse göndererek Kürt siyasetinin barışı, demokratik siyaseti bir daha aklına getirmemesi amaçlandı.
2009’dan 2013’e kadar Kürt siyaseti KCK operasyonlarıyla baskı altına alındı. Kürt hareketine silahtan başka seçenek kalmadığı hissi aşılandı. Bu hissi yeni KCK operasyonlarıyla pekiştirmeye çalıştılar.

Oyun bozuldu

Taktik aslında aynıydı; askerler de yıllarca ülkeyi savaş halinde tutarak idare etmeye, sivil iktidarı bu yolla kontrol etmeye, vesayet sisteminin ömrünü uzatmaya çalıştı; yeni vesayetçi güçler de PKK’yla savaşı sürekli kılarak sivil siyaseti kontrol altında tutmayı hedefledi. Bunu sağlamak için de KCK operasyonlarını kullandılar.

Ancak perde düştü, ‘kumpas’ açığa çıktı. Kamuoyu, paralel devletin çözüme neden bu kadar karşı çıktığını, barış sürecini neden her fırsatta dinamitlemeye çalıştığını artık daha iyi görüyor; paralel devlet, Kürtlerle savaşarak hükümeti esir almak istedi. Ancak Erdoğan tuzağı gördü ve paralel devletin oyununu bozdu.

Çözüm sürecinin Türkiye’nin neden en büyük demokratikleşme projesi olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89