• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

Kumaş bu, ne yapalım?

Lale Kemal

MHP'nin, kutsadığı devletin, başta Kürt vatandaşları onlarca yıl nasıl ağır baskılar altında tuttuğunu görmezden gelen politikaları, bugün “yok saydığı” HDP'yle aynı sayıda milletvekili çıkarmasıyla anlamını iyice yitirdi.

Ama MHP, çoğunluğun çıkış yolu olarak gördüğü CHP, MHP ve HDP'li üçlü ya da bu partilerden bir ya da ikisinin destek vereceği koalisyon modelini elinin tersiyle iterek gerçeklerle yüzleşmemekte ısrar ediyor. MHP lideri Bahçeli, Milliyet gazetesine açıklamasında da teyit ettiği üzere, “Etnik temelli bölücülük faaliyetleriyle kurulmuş bir örgütün siyasal uzantısını (HDP) her daim yok farz etmişizdir” diyerek, ülke için belki umut olabilecek üçlü koalisyon modelini yokuşa sürüyor.

MHP, kuruluşu eskiye dayanan tarihinde bir kez olsun, devletin terörle mücadeledeki vahim hatalarının istikrarı nasıl baltaladığını sorgulamayarak, aslında politik ve insani hatalar yapmıyor mu?

Ne yapalım, kumaş bu. 33 yıllık darbe anayasasını topyekûn değiştirme iradesini bulamamış bir politik iklimde, vatandaşın sandıktan çıkan, “koalisyon kurun” talebine binaen, kamuoyunda AKP'siz ama CHP, MHP ve HDP'li bir hükümet formülü mecburen ağır basıyor. Her ne kadar MHP dirense de.

MHP'nin, yine de biz “şimdilik” kaydıyla diyelim, elinin tersiyle ittiği formül; ağırlıklı olarak HDP'nin dışarıdan destek vereceği CHP-MHP ikili koalisyonu ya da MHP ve HDP'nin dışarıdan destek vereceği CHP liderliğinde bir azınlık hükümeti kurulmasını öngören bir model.

Aslında, her üç partinin de, geçmiş Meclis çalışmalarında da tanık olduğumuz üzere, iktidardaki AKP'nin antidemokratik uygulamalarına karşı ortak bir duruş sergilediklerine tanık olmadık mı?

Dün olduğu gibi bugün de bu üç parti, kapatılan yolsuzluk dosyalarının açılmasını, Sayıştay'ın, kamu harcamalarını şeffaf biçimde denetleyerek israfın ve yolsuzlukların önüne geçilmesini, sığınacağımız son liman olmaktan uzaklaştırılan yargı sisteminin iktidarın kontrolünden çıkartılıp, özgürleştirilmesini talep ediyor.

Sonuç olarak her üç parti de, yukarıda saydığım uzlaştıkları ve kritik olan sorunların çözümünü önceleyerek, aralarındaki anlaşmazlık konularını bir kenara koyup pekâlâ Türkiye'ye çıkış yolu olabilirler. CHP, zaten Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na Türkiye'nin getirdiği çekinceyi kaldırma sözü vermişti. Bu çekince kaldırılarak, ülkenin tüm bölgelerinde yerinden yönetim imkânı sağlanıp, merkeziyetçi politikaların yol açtığı yolsuzluk, denetimsizlik, kötü yönetimin de önüne geçilir, Kürt sorunu bir nebze hafifletilir. Yine CHP, Türkiye'nin demokratik geleceğinin önemli aşamalarından olan Kürt sorununu Meclis'te çözme yanlısı değil miydi? İşte HDP, sandıktan çıkardığı 80 milletvekili ile sorunun, Meclis'te silahsız çözümünü kolaylaştırıcı bir konuma yükseldi.

Bahçeli, “Erken seçim cesaret işidir, o cesaret bizde var” diyor. Salt HDP olduğundan dolayı belki yaşayabilir bir hükümet formülünü yokuşa süren ve erken seçim politikası izleyen MHP, tahminim bir dahaki seçimde erir. Çözüm süreci boyunca rahat nefes alan binlerce ailenin arasında evlatlarını terör sonucu kaybeden pek çok MHP'li seçmen de var, hatırlasak iyi olur.

Diğer yandan, AKP ile kurulacak bir koalisyon üç partiye de ağır fatura ödetir. Ama bir açmaz var, o da, MHP'li bir koalisyonu, ekonomi politikalarında yaşanabilecek sorunlar nedeniyle uluslararası piyasaların satın almayabileceği. Boşuna, Derviş'li bir AKP-CHP koalisyon modeli piyasaya sürülmüyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89