• BIST 83.067
  • Altın 146,894
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 1 °C

Krizi doğru teşhis etmek

Ali Bulaç

Dünyayı ve tarihsel olayları "Doğu-Batı karşıtlığı" üzerinden okumak doğru değildir. Benim okuduğum 70'li yıllarda İstanbul Sosyoloji bu karşıtlığı temel alıyordu, o zaman da biz Abdurrahman Arslan'la bunun sadece 'açıklayıcı' olabileceğini, ama asıl zemindeki karşıtlığı yansıtmaya yetmediğini, İslam bakış açısından da doğru olmadığını düşünüyorduk. Sebebi basitti: "Doğu da Batı da Allah'ındır!"

Bugün de aynı görüşteyim. Son 300 yılımızın söz konusu karşıtlık zemininde gelişmesi temel bir hakikati değiştirmez. Bu geçici bir "beşeri durum"dur. Adına "Batı" dediğimiz maddî uygarlığın ve dayanağını teşkil eden zenginlik ve tahakküm sistemi konjonktüreldir. "Guenonyen gelenek doktrin" açısından bakarsak, Doğu ile Batı arasında apaçık karşıtlık "18. yüzyıl Aydınlanması" ile başlar, derinde başka bir karşıtlığı barındırır. Daha öncesinde Batı da baskın Hıristiyan kimliğiyle Doğu'nun içinde yer aldığı Gelenek'in bir parçası, Kıta Avrupa'sındaki devamıydı. Batı Aydınlanması ve modernite, insanlık tarihinde temel bir sapmayı ifade eder. 

Kişisel olarak Guenonyen geleneğe itirazlarım olsa bile, Doğu-Batı karşıtlığından söz edilecekse, Rene Guenon'un işaret ettiği "Din, kutsal gelenek, manevi miras" vb. kriterler yabana atılamaz. Bugün Batı hegemonyasının kendisini ifade ettiği Anglo-sakson-Yahudi dünyası, her geçen gün biraz daha profanlaşmakta, sekülerleşmekte ve nihilizme doğru sürüklenmektedir. Bunun Guenon'un altını çizdiği "Din, kadim ve kutsal gelenek ile kutsal"dan kesin bir kopuş olduğu açıktır. Pekiyi, bu formasyonda bir uygarlığın devam etmesi mümkün mü? Genel akli doğrular, apaçık bilgiler, gözlemler ve beşeriyetin binlerce yıllık tarihsel tecrübesinden anladığımız bunun mümkün olmadığı hususudur. Bize bunu sadece tabiat ve sosyal bilimlerin verilerine itibar etmeyen filozoflar, entelektüeller ve sanatçılar söyleyebiliyor sadece. 

Batı'yı Doğu karşısında öne geçiren faktör, sömürgecilik (zenginlik için yağma, savaş), sınırsız sermaye biriktirme hırsı, uluslararası düzenin tek taraflı olarak Batı tarafından ihdas edilen hukukla stabilize edilmesi, askeri hegemonya ve Batı-dışı dünyaya dayatılan modernleşme politikaları ile ulus devlettir. Bunların etkisi küçümsenemez, şu var ki Batı'ya sağladıkları zenginlik ve üstünlük dönemseldir; Çin, Hind ve İslam/Osmanlı medeniyetleriyle niteliksel zenginlikler açısından mukayeseye dahi konu olamazlar. 

Şimdi vuku bulmakta olan Ortadoğu'dan başlayarak küresel hegemonyanın belli bir tempo tutturarak çözülmeye başlamasıdır. Batı'nın tahakküme dayalı kültürel ve sosyo-politik sistemleri ve her coğrafi alanda Batı'nın avantajlarını korumaya matuf olmak üzere kurgulanmış ulus devlet modeli çözülüyor. Bugün için Batı'nın uğraşısı "ulus devlet kapitalizmi"nden "liberal demokrasi destekli küresel kapitalizm"e geçiş yaparken her türlü yol kazası ihtimalini bertaraf etmektir. Ne var ki, "demokrasi ile kapitalizm", liberal demokrasi ile yeni beşeri zaruretler arasında çelişki giderek derinleşiyor. 

18. yüzyıla kadar Çin, Hind ve Osmanlı önder konumdaydı. Bugün de dünyanın ağırlık dengesi Batı'dan Doğu'ya kayma sürecine girmiş bulunuyor. Ancak eksen kayması yaşadığımız bu süreçte Çin ve Hind kendi kadim miraslarını bir kenara bırakıp yeni uyanışın entelektüel/felsefi kaynaklarını önemsemiyorlar. Değerlerin yeniden tanımını yapmak gerekirken, Batı'nın tüketim ürünlerini seri bir biçimde üretiyorlar, Japonları taklit ederek tüketimi demokratize ediyorlar. Maddi gelişmelerini hızlandırıyorlar, fakat maddi bilgi artışına paralel derinlerde yaşanan bilinç kaymasına ve bilgelik/hikmet kaybına aldırış etmiyorlar. Hind de Çin gibi Japonların yoluna girerek Batı'yı tekrar etmek istiyor. Müteal/aşkın olanla ontolojik, epistemolojik ve ahlaki bağ kurmuyor. İslam dünyası için bu modelden "basit bir Malezya" çıkar sadece, bu da hiçbir derdin devası değildir. 

İçine girdiğimiz bu yeni helezonik zamanda her ne olacaksa İslam dünyasında olacak ve İslam'ın irfan-hikmet ve entelektüel kaynaklarında aranıp bulunacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89