• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 1 °C

Krizden krize Suriye

Günay Aslan

Mısır darbesi ve akabinde yaşanan olaylar nedeniyle uluslararası gündemin zirvesinden düşen Suriye, geçen hafta Şam yakınlarında yaşanan kimyasal silahların kullanıldığı katliamın ardından zirveye geri döndü.

Uluslararası toplum şimdi Suriye'ye müdahale olup olmayacağını tartışıyor. Batı basını Amerika ve müttefiklerinin artık sessiz kalmamalarını; Suriye'ye askeri bir operasyon yapmaları gerektiğini yazıyor.

İngiliz ve Fransız medyasının öncülüğünü yaptığı bu görüş uluslararası toplumdan destek de görüyor.

Ortadoğu'daki yangının mimarı İngiliz - Fransız ikilisi Birleşmiş Milletler kararı olsun olmasın, Suriye'ye operasyon yapılmasında ısrar ediyor.

Tatilini yarıda keserek Londra'ya dönen İngiltere Başbakanı Cameron, ordusuna 'savaşa hazırlık' emri vermiş de bulunuyor.

Bölgeden de zaten İngiliz savaş uçaklarının Kıbrıs'taki üslerinde toplanmaya başladıkları haberleri geliyor.

İngiliz-Fransız ikilisine Almanya örtülü, İsrail ise açık destek veriyor. İsrail olası bir operasyonda görev almak da istiyor. İsrail hükümetinin temsilcisi bu amaçla Amerika'da görüşmeler yapıyor. Ancak basına yansıyan bilgilere bakılırsa Amerika İsrail'e İran'ı 'gözetleme' görevi vermek istiyor.

Amerika'nın Suriye'ye askeri müdahaleye karşı çıkan ve kendisini açıktan uyaran İran'ı bu sayede sessiz ve tepkisiz kalmaya zorlayacağı anlaşılıyor.

Bölge ülkelerinden Türkiye de operasyona açık destek veriyor. Türkiye oldukça iştahlı görünüyor. Oluşturulacak koalisyonda yer almak istiyor.

Suriye iç savaşında başından beri aktif bir politika izleyen, her aşamada da dış müdahale talep eden fakat, zaman içinde Suriye politikası çöken ve derin bir tecridin içine itilen Türkiye, gelinen aşamadan çok memnun görünüyor.

Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Katar ve çiçeği burnunda darbeci Sisi'nin ülkesi Mısır'ın da müdahaleden yana tutum aldıkları gözleniyor.

Suriye konusundaki saflaşma Ortadoğu'da dengelerin bir çırpıda nasıl da değiştiğini gözler önüne seriyor. Dünün 'düşman kardeşleri' aralarındaki sorunlara rağmen bugün bir başkasına karşı biraraya gelebiliyor.

Erdoğan'ın Türkiye'si, Sisi'nin Mısır'ı ile Netanyahu'nun İsrail'i ortak cephede buluşabiliyor. Bileşenlerine bakılırsa Suriye karşısında oluşan koalisyonunun güçlü olduğu anlaşılıyor.

Ayrıca uluslararası demokratik toplumdan yükselen tepkiler de koalisyonun arkasında güçlü bir uluslararası iradenin varlığına işaret ediyor.

Bu durumda birşeyler yapılmaması mümkün görünmüyor. Esad rejimine yönelik askeri bir müdahalenin yapılacağı anlaşılıyor. Elbette bu, müdahalenin kolay olacağı anlamına gelmiyor.

Aksine Amerika ve müttefiklerinin işi Çin, Rusya ve İran'ın tepkileri bir yana, koalisyon güçlerinin amaçları nedeniyle zor görünüyor.

Zira Çin, bu kez göz yumacağı işaretini veriyor. Rusya da benzer bir yol izliyor. Operasyona karşı çıksa da, "Suriye için kimseyle savaşa girecek halimiz" diyor ve böylece açık kapı bırakıyor.

İran'ın karşısındaysa İsrail çıkarılacağı için, zorluk çıkarsa da engel olacağı sanılmıyor.

Asıl zorluk Esad rejiminin askeri açıdan stratejik bazı noktalarını hedeflemekten; bunları denizden füze yağmuruyla yerle bir etmekten, Çin, Rusya ve İran'ın buna yönelik tepkilerinden kaynaklanmıyor.

Asıl zorluk operasyon sonrası yapılacaklardan kaynaklanıyor.

Çünkü bu konuda koalisyon ülkeleri arasında görüş birliği bulunmuyor. Görüş birliğinin sağlanması da zor, çok zor görünüyor.

Bir kere Amerika, dün olduğu gibi bugün de Esad-muhalefet dengesinin değişmesini istemiyor. Denge durumunun bir süre daha devam etmesinde yarar görüyor.

Olası operasyon da zaten kimyasal silah kullandığı için değil, Suriye'de denge Esad lehine değiştiği için yapılıyor. Ancak Amerika Özgür Suriye Ordusu'nun bir parçası olan El Kaide'nin olası müdahaleden çok fazla istifade etmesini de istemiyor.

Aynı şekilde bu operasyonunun Türkiye'nin Suriye üzerindeki etkisini arttırması da istenmiyor. Bu yüzden Türkiye'nin peşinden koştuğu 'uçuşa yasak bölge' talebine sıcak bakılmıyor.

Türkiye, Suriye'de özellikle de Rojava'da ve Sünni Arap ağırlıklı alanda 'tampon bölge' kurulmasını, bunun da Türkiye'den kontrol edilmesini istiyor.

Türkiye'nin Suriye'yi ve bu ülke üzerinden de Kürdistan'ı kontrol altına alma çabası taraftar bulmuyor. Bu da operasyon sonrasında yeni krizlerin yaşanacağı anlamına geliyor.

Amerika ve müttefikleri hem El Kaide'yi güçlendirmek hem de Türkiye'ye özellikle de içeride ve dışarıda zor günler geçiren AKP Hükümeti'ne can suyu vermek istemiyor..

Ama bunun nasıl yapılacağı bilinmiyor. Yeni krizler kapıda görünüyor. Gidişat Ortadoğu'nun bilinmezlikler dehlizinde daha uzun yıllar sürükleneceğini gösteriyor.

Dolayısıyla Kürt siyasetinin de birliğini sağlaması, ufkunu geniş tutması ve uzun soluklu olması gerekiyor.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89