• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin -1 °C

Kritik Halep savaşı ve Türk müdahalesinin etkileri

Ali Hashem

Halep’te durum kritik. Suriye’nin muazzam stratejik ve coğrafi öneme sahip bu şehri için verilen savaş, ülkenin geleceğine ilişkin müzakerelerde siyasi avantajın kimde olacağını belirleyecek.

Bu arada bir başka bölgede süren mücadele Halep savaşını fazlasıyla etkileyebilir. Halep’in kuzeyindeki sınır kasabası Cerablus’ta Türkiye İslam Devleti’ne (İD) karşı ilk kez doğrudan savaşıyor. Ancak bu harekâtın hedefi, İD’i bertaraf etmekten ziyade Suriyeli Kürt milislerin Türkiye’deki Kürt ayrılıkçılığını da körükleyebilecek özerk bir bölge kurmasını engellemek.

Sınırdaki bu mücadele Suriye ordusu, İran, Hizbullah ve Rus hava gücünden oluşan rejim yanlısı koalisyon için kritik önem taşıyor. Mücadelenin içinde Suudi din adamı Abdullah El Muhaysini önderliğindeki Ceyş El Fetih ve daha önce El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi olarak bilinen Şam Fetih Cephesi gibi muhalif gruplar yer alıyor ki bunların hepsinin Türkiye destekli olduğu söyleniyor.

Türkiye’nin muhalif savaşçıların desteğiyle uzun vadede kazanacağı bir zafer, Halep merkezinde verilecek savaş için vahim sonuçlar doğurabilecek olsa da Rusya ve İran Türkiye’ye göz yumuyor, Suriye ise tepkisini asgari düzeyde tutuyor. Çünkü bu spesifik savaşın hedefi onların güttüğü hedeflere de hizmet ediyor, yani Suriye rejiminin konumunun güçlendirilmesi ve Suriyeli Kürtlerin devletleşme emellerine son verilmesi.

“Direniş ekseni” için Halep savaşı herhangi bir savaş değil. Al-Monitor’a konuşan bir saha komutanının deyimiyle Halep savaşı “bölgede oyunu deştirebilecek, savaşın gidişatını etkileyecek” bir savaş. Kimliğinin gizli kalmasını isteyen komutan, Halep kentinin tamamı geri alınırsa sıranın Halep vilayetine geleceğini söylüyor ve ekliyor: “Savaş bir geçit için veriliyormuş gibi görünse de bu geçit, vilayetin tamamı kadar önemli.”

Rejim yanlısı eksenin liderleri Halep’in önemini her zaman vurguluyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah 24 Haziran’da “Asıl stratejik savaş, asıl büyük savaş Halep ve çevresinde.” demişti. Nasrallah’ın bu açıklamasından iki gün önce Hizbullah savaşçıları ve Suriye ordusu Halep’in içindeki muhalifler etrafındaki kuşatmayı daraltmıştı. Nasrallah bir ay sonra da kuşatmanın başarıyla ilerlemesini “Suudi Arabistan’ın emperyal emelleri Halep’te çöküyor.” sözleriyle yorumlamıştı.

Bu arada Muhaysini de Halep savaşının “Suriye’nin cihat tarihindeki en büyük savaş” olacağını söylüyor. Muhaysini 31 Temmuz’da da Twitter’dan paylaştığı mesajda büyük bir olayın eli kulağında olduğunu müjdelerken şöyle dedi: “Bu sürpriz olay sayesinde birçok İranlı ve Rus asker tutsak düşecek.” Bundan birkaç saat sonra güneybatıdan saldırıya geçen binlerce savaşçı Halep’te bir geçidi ele geçirdi ve Suriye ordusuyla müttefiklerini geri püskürtü. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre taraflar bu çatışmada toplam 500 adam kaybetti. Bu ağır zayiata rağmen ele geçirilen bölge, Halep’in doğusunda yoğunlaşan muhalif kontrolündeki mahalleler etrafındaki kuşatmayı esnetmek için yeterli olmadı.

Günler sonra yaşanan bir başka sürpriz olay ise Hizbullah’ın kendisine ait bir insansız hava aracının Halep’in güney kırsalında bazı hedefleri vururken gösteren videoyu web sitesinden ve sosyal medyadan yayımlaması oldu. Lübnan sınırı yakınlarında daha önce de insansız hava aracı kullanmış olan Hizbullah, bu araçları Halep’te de saldırı amaçlı kullandığını ilk kez duyurmuş oldu. Hizbullah kaynakları insansız hava araçlarının Halep savaşındaki önemi konusunda yorum yapmak istemedi. Ancak gözlemcilere göre Hizbullah bu savaşı kazanmak için elindeki tüm imkânları kullanmaya kararlı olduğu mesajını veriyordu.

Halep’teki mücadelede iki taraf da bocalıyor ve bu savaş yakında bitecekmiş gibi görünmüyor. Taraflar kazanımlarını korumak için cephe hatlarını takviye ediyor ve yeni çatışmalara hazırlanıyor. Hükümet tarafındaki Rus hava gücü ve muhalefet tarafındaki yüzlerce intihar eylemcisine rağmen kentin coğrafi ve demografik yapısı da durumu iyice karmaşık hâle getiriyor.

Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan güçler Türkiye sınırının yakın olmasından faydalanıyor, ihtiyaç duydukları zaman buradan yardım alıyorlar. Ayrıca doğudaki İdlib’in tümden muhalif kontrolünde olması onlara ihtiyaç duydukları kadar savaşçıyı sahaya sürme lüksü sağlıyor. Nüfus yapısına gelince Halep çevresi ve kentin doğu kısmı muhaliflere elverişli bir ortam sağlıyor ve bu bile başlı başına baskıya karşı muazzam bir manevra imkânı veriyor.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan İranlı bir askeri kaynak şöyle diyor: “Halep savaşı bir şehir veya bir vilayet için verilen savaş değildir. Bu, Suriye’nin bütünlüğünü koruma savaşıdır. Halep düşerse Suriye’nin kuzeyi artık yok anlamına gelir ve burada kontrolü sağlayacak grupların görüş ayrılıklarına rağmen yeni, fiili bir bölge oluşur. Bu savaşın başlıca amacı Suriye’yi bir bütün olarak korumaktır.”

İranlı kaynağa göre bu savaş hem kolay hem zor: “Kolay olmasının nedeni bu savaşta yer alan Şam Fetih Cephesi, Ahrar El Şam, Türkistan İslam Partisi, Cund El Aksa gibi grupların tümünün uluslararası alanda terörist gruplar olarak kabul edilmesi. Ancak aynı zamanda zor çünkü binlerce savaşçı var ve bunlar bu savaşın sürüp gitmesini isteyen bölgesel güçlerden yardım ve destek görüyor. Bu güçler Halep’in ardından sıranın İdlib’e geleceğini biliyor ve Suriye ordusunun Şam çevresindeki büyük kazanımları da düşünüldüğünde bu onların Suriye’yi ele geçirme rüyalarının sonu anlamına geliyor.”

Kaynağın işaret ettiği kazanımlardan biri, Şam yakınlarındaki Deraya’da geçen hafta sağlanan anlaşmaydı. Anlaşma gereğince militanlar ve siviller dâhil yaklaşık bin 850 kişinin tahliyesi sağlanırken bölgenin tamamı hükümet kontrolüne bırakıldı. Böylece rejim, Esad’ın sarayının sadece birkaç kilometre uzağında olan bir sıkıntı noktasından kurtulmuş oldu.

Hükümet güçleri Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep’te de kontrolü tümden ele geçirirse “direniş ekseni” Suriye’deki son muharip grupları da mağlup etmiş olacak ve güçlü militan örgütlerin savaş sahasındaki kazanımlarını siyasi koz olarak kullanma şansının kalmadığını bilecek.

İranlı askeri kaynak bu grupları şöyle anlatıyor: “Halep’te savaşanlar, Suudi Vahhabiler ile El Kaideli tekfircilerin ittifakı olup Suriye’deki radikalizmin çekirdeğini oluşturuyorlar. Bu olabilecek en zehirli karışımdır. Bu karışımı kendi müttefikleri bile kaldıramaz.”

Kaynağın değinmediği bir başka nokta ise şu: Halep savaşının sonucu, ABD ve Rusya arasında ateşkesi ve genel olarak Suriye’nin geleceği konusunda Cenevre’de yapılan görüşmeleri de etkileyecek. Görüşmelerin son turlarında büyük masaya kimin oturacağı ve uzlaşma sağlanırsa Şam’ın yolunu kimin tutacağı da buna dâhil. Kuzeyde Türkiye’nin yürüttüğü savaşın sonucu da hesaba katıldığında muhalif militanların Halep’ten zaferle çıkması savaş sahasından çok siyasi dinamikleri etkileyecek. Sırf bu yüzden bile bu zaferin engellenmesi rejim ve müttefikleri için ölüm kalım meselesi hâline geliyor. (Al Monitor)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89