• BIST 107.579
  • Altın 151,411
  • Dolar 3,6601
  • Euro 4,3031
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 22 °C

'Kötü adam' hangisi?

Gülay Göktürk

Bundan kırk yıl önce biri bana günün birinde MİT'le Birinci Şube arasında taraf tutmak zorunda kalacağımı söylese, kahkahalarla gülerdim.

(Düşünsenize, 12 Mart'ta Sansaryan'da kalırken işkenceleri 9-5 arası Birinci Şube, akşam 5'ten sonra da yarasalar gibi Sansaryan'a gelen MİT'çiler yapardı.)

Hale bakın; son dört gündür ise hangisinin "bizimkiler", hangisinin "kötü adamlar" olduğunu anlamak için sabahtan akşama kafa patlatıyorum! Doğrusu pek bir sonuca vardığım da söylenemez!

Şaka bir yana, polis-yargı işbirliği ile gerçekleşen son MİT operasyonunun arka planı konusunda kafası tamamen net olan insan sayısının çok sınırlı olduğu görülüyor.

Bu konuda birbirinden tamamen farklı iki analizle karşı karşıyayız.

"Hedef diyaloğu çökermek" diyenler

Bir görüşe göre (ki hükümetin de bu görüşte olduğu görülüyor) Hakan Fidan, Emre Taner ve Afet Güneş'i hedef alan bu operasyonun sebebi Oslo sürecini bir daha dirilemeyecek şekilde gömme. Bu analize göre, yargı-polis bloku MİT'in Emre Taner döneminde başlayan ve Fidan tarafından da sürdürülen "görüşmelerle çözüm" politikalarından büyük rahatsızlık duyuyor.

Bu operasyonla hem MİT'teki "diyalogcu" kanadı hem de doğrudan Erdoğan'ı hedef alıyor. Bu arada, bu tezi savunan kalemlerden biri olan Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi'den ilginç bir ayrıntı öğreniyoruz. Selvi'ye göre hükümet mayıs ayında bir ara değerlendirme yapıp psikolojik ve alan hâkimiyetinin devlette olduğu kanaati oluşursa, diyalog sürecini yeniden başlatmayı planlıyordu. Öcalan'ın da bu konuda Hakan Fidan'ı adres gösterdiği, onunla görüşmek istediğini söylediği biliniyor. "İşte bu operasyonla bu süreç engellenmeye çalışıldı" diyor Selvi.

Eğer durum buysa; yani Kürt politikası üzerinde, daha yeni kurtulduğumuz askeri vesayetten sonra şimdi de emniyet-yargı vesayeti kurulmaya çalışılıyorsa; "süper" yargı, elindeki "süper" yetkilerle üstüne vazife olmayan bir işe burnunu sokuyor, yani siyaseti yargı eliyle dizayn etmeye kalkışıyorsa, bunun bedelini ödemesinden daha doğal bir şey olamaz.

Hedef "Derin MİT" diyenler

İkinci görüş ise, "son MİT operasyonunun tek amacının MİT'in derin kanadı ile KCK arasındaki köprü personeli bulmak" olduğunu düşünüyor. Bu görüşü savunanlara göre polisin KCK operasyonlarını sürdürürken ulaştığı deliller ve karşılaştığı manzara o kadar vahimdi ki, görev bilinci olan hiçbir savcı bu manzara karşısında harekete geçmemezlik edemezdi.

Savcılar da görevlerini yaptı. Bu görüşü savunanlardan Gültekin Avcı'ya göre, "Ergenekon soruşturmalarında Ergenekon mahfillerinin 'TSK hedef alınıyor' propagandası ne kadar provokatif ve gerçek dışıysa, MİT soruşturmasında 'hükümetin terörle mücadele veya müzakere politikası soruşturuluyor' demek de o kadar akıl dışı..." 'Hedef derin MİT' diyenlere göre, savcılar ne Hakan Fidan'ı ne de hükümeti hedef alıyor. MİT'in kurumsal istihbarat faaliyeti değil, MİT içinde bazı unsurların KCK'yla istihbarat faaliyetini aşan çalışmaları soruşturuluyor. Bir başka deyişle savcıların tek derdi, MİT içindeki İsrail, Ergenekon ve KCK uzantılarını bulup çıkarmak... Bir yandan derin yapılar tümüyle ortaya çıkmalı deyip bir yandan da MİT'i dokunulmaz kılmaya çalışanlar hem kabul edilemez bir çifte standart hem de vahim bir gaflet içindeler...

Gördüğünüz gibi, birbiriyle taban tabana zıt iki tezle karşı karşıyayız ve hangisinin doğru olduğuna karar vermemizi sağlayacak bilgilerden de yoksunuz. Ne savcıların elindeki belge ve bilgileri biliyoruz ne de hükümetin elindeki istihbarat raporlarını...

Bu koşullarda yapılabilecek tek şey, temel ilkelere dönmek ve onlara sıkı sıkıya sarılmak olabilir ancak: Şeffaflık, açık yargılama, yargının bağımsızlığı, DGM'lerin tekrar hortlatılması demek olan özel yetkili mahkemelere karşı yargı birliğini savunmak, kişiye özel yasa çıkartılmasına karşı çıkmak...

Unutmayalım ki, ilkeler sadece her şeyin güllük gülistanlık olduğu zamanlar için değil; en çok da böyle zor zamanlar ve çetrefil durumlar için vardır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89