• BIST 81.865
  • Altın 148,409
  • Dolar 3,7910
  • Euro 4,0491
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -3 °C

Koruyan devlet aklayan yargı!

Reyhan Yalçındağ

Türkiye’de yargı ritüeli haline gelen “davaların nakli” meselesi, yargılamanın konusu ne kadar ciddi olursa olsun, bugün hala devam etmekte. Toplu öldürmeler, gözaltında kaybetmeler, köy yakma gibi işlenen savaş suçlarının yanı sıra, polisin keyfi ve kasti işlediği sokak cinayetlerinde de durum aynı. Lice katliamı davasında, insan hakları savunucularının binbir çabasıyla tam da 20 yıllık zamanaşımının dolduğu gün “zoraki” açılan davanın ilk celsesinde davanın nakli gündeme geldi ve Adalet Bakanlığının onayıyla dava, FAİLLERİ KORUMAK ve KOLLAMAK adına Eskişehir’e gönderildi. 16 sivil Kürdün öldürüldüğü, Lice’de taş üstünde taş bırakılmadığı böylesi tarihi bir suça, devletin yaklaşımı oldukça MANİDAR! Sadece şu anda aklıma gelen birkaç örnek vermek gerekirse;

- Ş.E.’nin karakolda tecavüze uğramasıyla ilgili 405 askerin yargılandığı Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasını Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesine nakletti; Sonuç: failler beraat etti.

-Mardin’de K.Ç. isimli kadının gözaltında maruz kaldığı tecavüz dosyasına bakan mahkeme, davayı Çorum Ağır Ceza Mahkemesine nakletti; sonuç; aynı.

-Uğur Kaymaz ve babasının öldürüldüğü davaya bakan Mardin ACM, dosyayı ilk celse Eskişehir ACM’ye nakletti; sonuç yine beraat.

-11 köylünün gözaltına alınıp öldürüldüğü Kulp-Alacaköy davası, Diyarbakır’da açılan ilk davanın ardından Ankara’ya nakledildi.

-Gezi olaylarında polisin katlettiği gencecik fidanların davaları farklı illere nakledildi. Kürdistan’dan en fazla davanın nakledildiği Eskişehir mahkemesi, 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz davasına bak(a)madı; dosya Kayseri’ye yollandı.

-Midyat Erkek Öğrenci Yurdunda 14 yaşındaki çocuk, yurtta Kur’an dersleri veren failin müteaddit tecavüzüne maruz kaldı, duruşmalar esnasında avukatlar ve tecavüz mağduru çocuk polisin saldırısına uğradı ve sonuç olarak dava Balıkesir’e nakledildi.

Buradaki köşeye sığdırılamayacak kadar çok örnek var elimizde; sadece birkaçını yazdım. Themis’in gözleri bağlı şekilde elinde tuttuğu ADALET terazisinin kefeleri nasıl da ters-yüz edilmiş durumda! Verilen gerekçeler hep aynı: KAMU GÜVENLİĞİ! Tecavüze uğrayanlar, katledilenler güvende olmasında da failler güvende olsun!

Kürtleri, muhalifleri, devrimcileri zındanlar yoluyla altetmenin bir Cumhuriyet pratiği olduğu bu ülkede, “sanık” sandalyesinde oturan aynı Kürtler olunca bu defa uzun tutukluluktan tutalım da hukukdışı delillerle müebbetlere varan ciddi hapis cezalarına kadar; yargının rejimin bekçisi olduğunu ispatlar bu durum. Sadece kendisine “demokrasi” isteyen bir hükümranlığın sözcülerinin 17 Aralık sonrası yargının bağımsız ve tarafsız olmadığından dem vurması ise başka bir handikap! Oysa ki halen aynı yargı, “düşman hukuku” uyguladığı Kürtleri cezaevlerinde tutmaya devam ederken, Kürtleri öldüren, tecavüz eden, köylerini yakanları ise “cezadışı” bırakmak için elinden gelen her oyunu devreye koymaya devam ediyor.

Bir barıştan söz edilecekse eğer, bu barış asla ve asla adaletsiz olmaz.

Onurlu bir barış da, karanlık defterlerin aydınlanmasıyla sağlanır.

Karanlığın mimarlarını koruyup, kollamakla değil! Kaldı ki, gün gelir tarihin kendisi de alır eline Themis’in terazisini, dökülen kanların ağırlığıyla dolar taşar o tefe!

Geriye de insanların yüzüne bakacak bir yüzü bile kalmaz katillerin, tecavüzcülerin!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89