• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

Konyalıların okuyamadığı yazı

Roni Margulies

Konya’dan dostum Adem Seleş son yazısını gönderdi bu sabah: “Yeniden Tek Parti, Yeniden Tek Adam.”

Tanıdığım en ilkeli, en vicdanlı Müslümanlardan biridir Adem. Konya’da MazlumDer’in temel direği olmuştur.

Haftada bir Konya Merhaba gazetesinde yazar. Hükümeti Müslüman bir bakış açısından eleştirir. Sözünü sakınmaz.

Bu sefer yazısını yayımlamamışlar.

Sansür, büyük gazetelere, Milliyet’e, HaberTürk’e özgü değil yani.

Ama sansürcüler her zaman başarılı olamıyor.

Buyurun, Adem’in yazısı:

***

Demokrasi yarışına girdiğiniz zaman rakiplerinizle her türlü olmasa da önemli ölçüde aynılaşırsınız.

Önce yöntem bakımından taklit ettiğinizi düşünürsünüz. Bir bakmışsınız fikirleriniz de benzeşmiş.

Geçenlerde bir toplantıda bir bayan Atatürk’ün kadınlara seçme seçilme hakkı verdiğinden bahsetti. Siyaset bilimci bir hocamız hemen cevapladı: “Milletvekili listesi Köşk’te hazırlanıyor, seçime tek parti giriyor, kadın seçse ne olur, seçilmese ne olur?”

Bugün değişen ne? İşin gösteri boyutu arttı. Yok temayül, yok anket falan, bakıyorsunuz listeyi genel başkan ve etrafındaki birkaç kişi yapıyor. Sonuçta iktidar sürecinde de ülkeyi o üç beş kişi her türlü götürüyor.

Biz de zannediyoruz ki demokrasi var.

Son dönemde yaşanan iki konu bunu ispatlıyor.

Milli Eğitim Bakanı 28 Şubat’ın yıldönümünde MGK’ya girip (ne konuda olursa olsun, önemli değil) bilgi veriyor. Seçilmişler atanmışlara hesap veriyor. Aynı gün 4+4+4 konusu gündeme geliyor.

Bana kalırsa 3H hareketinin önerisi en iyisi: “0+0+0 olsun, temiz olsun.”

Devlet benim ve çocuklarımın eğitiminden olabildiğince uzak olsun.

İkinci konu, Konya Üniversitesi ve Karaelmas Üniversitesi’nin isim değişikliği meselesi.

Konya Üniversitesi’nin adı Necmeddin Erbakan Üniversitesi olacakmış.

Konya’nın siyasî temsilcilerinin haberi ve onayı var mı?

Üniversite personeline, öğrencilerine sorulmuş mu? Hayır.

İsim fetişizmi üzerine kurulu Kemalist mantık içimize işlemiş durumda. Yarın faraza Doğu Perinçek Başbakan olsa, herhalde onun adını da bir camiye verirler!

Bugün her şehirde muhakkak bir “Atatürk” veya “Cumhuriyet” caddesi yok mudur?

Unutmayın, ayarını bozduğunuz kantar bir gün sizi de tartar. Ayarı bozuk bir kantarı düzeltmek yerine bozuk ayarda kullanmayı tercih ediyorsunuz. Analarınızın, kızlarınızın örtüsüne dil uzatmış bir adamın adını da araya ekliyorsunuz. Ne diyordu Bülent Ecevit: “Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz.” “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi” evrensel bilgininin üretildiği kuruma ne de yakıştı!

Hiç kimse birilerini sevmek ve benimsemek zorunda değildir. İşte bu nedenle falanca adamın adının verildiği bir üniversitede doçent ya da sıradan bir öğrenci olmak istemeyenler çıkacaktır. Devletin imkânlarından istifade etmek isteyenler tercih konusunda bir dayatmaya maruz kalacaktır.

Abdullah Gül’ün, Tayyip Erdoğan’ın, merhum Erbakan’ın adlarını bir yerlere vermekle bu insanları şereflendirmiş olmazsınız. Bilakis zarar verirsiniz. Bunlar da insan, yarın bir gün bir yanlışları ortaya çıkarsa ne yapacaksınız?

Yıllar önce Ankara’da öğrenciyken havaalanı yolu üzerinde bir park vardı. İktidarda sağ veya sol parti olduğunu parkın değişen isim levhasından öğrenirdik. Sağcı bir belediye başkanı varsa “Ziya Ül Hak Parkı”, solcu biri belediye başkanı ise “Zülfikar Ali Butto Parkı”.

Rauf Denktaş Caddesi’nde oturuyorum. Adresimi her yazışımda rahatsız oluyorum. İktidara kalsa üç beş yıl önce dostluk adına Beşşar Esad’ın adını da bir yerlere vermez miydi?

Yeni yeni isim fetişleri üretmek yerine eskilerini ortadan kaldırmak için çaba sarf edin. Mesela yapabiliyorsanız en basitini teklif edeceğim. Süleyman Demirel adını kullanıldığı yerlerden kaldırın.

Aslında bize dayatmalarına gerek yok. Yeni Atatürkler üretmekte fazlası ile yetenekliyiz.

Allah akıl versin. İz’an versin.

İktidarın gözlerini kör ettiği muhterislerden bu halkı korusun.

Devlet ve kamunun imkânları üzerinden siyaset yapmanın bedelinin halka ödetmeyin. Öğretim görevlilerine, öğrencilere, bir şehir halkına kişisel siyasî tasarrufunuzun hesabını fatura etmeyin.

Bunun altından kalkamazsınız.

Önünü de alamazsınız.

Son söz mü: “Yaşasın Post-modern Atatürkçülük.”

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89