• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 19 °C

Komplo ve Savaş Kokusu...

Ali Bayramoğlu

YSK'nın Hatip Dicle'nin milletvekilliğini düşürme kararı alması, milletvekili seçilen Ergenekon sanıklarının tahliyesiyle ilgili savcılığın olumsuz mütalaa vermesi, "demokrasi için tahrip gücü yüksek yeni bir bomba" olmaktan başka anlam taşımıyor.

Yeni dönemde, özellikle Kürt meselesi etrafında yeni bir soluk, barış, çözüm hamlesine heveslenen Türkiye, bir anda, daha meclis açılmadan çatışma, gerginlik, çözümsüzlük gibi unsurlarla, bunun yarattığı endişe haliyle karşı karşıya geldi.

Nasıl açıklamalı?

Bir ülke düşünün; hem demokrasiyle idare edildiğini iddia etsin, hem seçimlerden hemen sonra, İstanbul'dan Diyarbakır'a adliye kapılarında seçilmiş bazı isimlerin milletvekilliğine hak kazanması için mahkemelerin verecekleri kararları beklesin.

İddiası ne olursa olsun, böyle bir ülkede, demokrasiyle, demokratik hayat ve akışla ilgili yapısal bir sorun olduğu ortadadır...

Demokrasi sadece "yasalar" ve yasallık üzerinden tanımlanmaz; "meşruiyet", "teamüller", "gelenekler", "zihinsel esneklikler" de demokrasilerin, demokratik düzenlerin "olmazsa olmaz" parçalarıdır.

Açıktır ki, bu açıdan bizde ciddi, çok ciddi bir aksaklık var...

Bir ülke düşünün "sistemi", en can yakıcı meselesinde, bu meselenin, yani Kürt sorununun çözümü için siyasi yolları içine sindirememiş olsun, Kürt sorununu temsil eden siyasi partilerin meclisteki varlığı her seçim sonrası bir tür sorun yaratsın...

Açıktır, bu konuda da devam eden ciddi, çok ciddi bir hastalık var...

Sadede gelelim...

Denebilir ki, Hatip Dicle'yle ilgili karar, yasa gereği verilmiş bir karardır.

Ancak bu dahi şüphelidir. YSK bu milletvekiline ilişkin olarak, olumlu, yumuşatıcı, siyasetin önünü açıcı bir karar vermek için, yasa yorumlama imkânlarını hiçbir şekilde zorlamamıştır. Bu kurum, seçim sonrası ortaya çıkan hukuki durumla ilgili kendisini yetkisiz ilan etmeli ve işi meclise bırakmalıydı.

Ayrıca Dicle'nin milletvekili olmasını engelleyen hüküm, iki arada "Yargıtay'ın ilginç bir siyasi zamanlaması"yla kesinleşmiştir...

Evet, "meşruiyet sorunu" bir yanda...

"Derin niyet ve siyaset sorusu" öte yanda...

Bunların varlığının ve bu denli belirleyici olmalarının iki anlamı var:

1. Siyasi alana yönelik ve o alanı daraltan müdahale...

2. Kürt sorunu bağlamında siyasetin önünü tıkama, çatışmayı tahrik etme, savaşa davetiye çıkarma...

Şimdi sırada ikinci aşama var...

KCK tutuklusu olan seçilmiş 5 milletvekili ile Ergenekon tutuklusu 3 milletvekilinin hakkında mahkemelerin vereceği karar bekleniyor...

Bu karar, Dicle örneğinde olduğu gibi, kurala, kanuna değil, takdire bağlı... Mahkemelerin takdirine...

Yerleşik gelenek Osman Bölükbaşı ve Sabahat Tuncel'den hareketle, seçilen kişilerin tahliye edilmesi yönünde...

Kim olduklarına, temsil ettikleri eğilime bakılmaksızın, seçilmiş kişilerin, uzun süreli tutuklulukları ve bu çerçevede delil karartma imkânlarının olmadığı teslim edilerek, derhal tahliye edilmeleri gerekir. Bu siyasi durumun yargıyı yönlendirmesi olarak da yorumlanamaz, zira bu kişiler işledikleri suç itibariyle dokunulmazlıktan faydalanamayacaklar, yargılamaları devam edecektir. 

Buna karşın tahliye edilmeleri halk iradesinin işaret ettiği kapıyı açar, demokratik düzene akışkanlık kazandırır... 

Aksi durum yasama faaliyeti engellemek, siyasi alana müdahale etmek, siyaset yerine başka araçların devreye girmesine zemin hazırlamak anlamına gelir... 

Özellikle KCK tutukluları salınmazsa, BDP 36 milletvekilinden 6'sını meclise sokamaz ve meclisi boykot ederse bunun tek anlamı vardır:

Dağ ve savaş... 

Siyasetin ve onun üzerinden demokrasinin alanını daraltmaya, imkânlarını azaltmaya kimsenin hakkı yoktur... 

Son söz: 

Başbakan ses vermelidir... 

AK Parti milletvekilleri durumu siyasete müdahale olarak yorumluyor, ama bu en üst düzeyde yapılmalıdır. Zira ortada hem ilkesel bir mesele vardır, hem derin ve denetimsiz devletin bu girişiminin bir yaralısı da, kaçınılmaz olarak anayasa ve Kürt sorununun çözümü konusunda eli zayıflayan başbakan ve AK Parti olacaktır...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89