• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 3 °C

Koltuk uğruna barışı boğmak

Ergun Babahan

Esas amaçları barış veya Türkiye’yi demokratik bir ülke yapmak değil. İktidarlarını ve yağmayı sürdürmek. Onun için HDP’nin baraj altında kalmasını temenni ediyorlar, HDP Heyeti’nin İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşmesini engelliyorlar. 

6-8 Ekim olaylarında paniğe kapılıp ne yapacaklarını şaşırıp Öcalan’a haberleşme araçları sağlayanlar, şimdi Öcalan ile görüşmek isteyen heyete cevap bile vermiyor. 

Barışın tek başına iktidar getirmeyeceğini düşünenler, şiddetin, nefretin diline sarılıyor, Kuran sallayarak iktidarını sağlamlaştırmaya çabalıyor. 

Oysa zeminlerini eriten barış değil, ekonominin hızla bozulması, demokrasinin kalitesinin düşmesi, yolsuzluklar, yargının içinde bulunduğu durum ve de sağlıkta hizmete ulaşmasının zorlaşması. 

AKP’nin Lale Devri çoktan bitti, gerileme dönemi başladı. Çeşitli taktiklerle durdurmaya çalıştıkları ama başarmakta çok zorlanacakları bir gerçek bu. Sorun, Erdoğan’ın gerçeklikle ilgisinin kaybolmuş olması. 

DEDİKODU VE BİAT YOLU... 

Türkiye’nin içine düştüğü bu deli kazanının tek sorumlusu Cumhurbaşkanı Erdoğan. Kullandığı dil, izlediği politika, giderek güvenlik ve baskı eksenli haline gelen politikaları. Philip Kerr, “Zagrep’ten Gelen Kadın” isimli son romanında savaşta işler kötü gitmeye başladığı anda Hitler’in ruh halini şöyle anlatıyor: 

“…Hitler yanlış ve yetersiz. Bu ülkenin (Almanya’nın) yıkımının kendi iradesine karşı çıkma cesareti gösterenlerin ödemesi gereken bir bedel olduğuna inanıyor olabilir.” 

Kendi gücüne inanıp ülkeyi aydınlık ve başarıya sadece kendinin çıkaracağına inanan, çevresindekilerini korku ve maddi kazanç ile birer kuklaya çeviren tüm liderlerin ülkelerine yaptıkları gerçek kötülük bu. Yıkım ve felaket getirmek. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresinde ona doğruları söyleyip farklı bir bakış açısı sunacak kalibre ve cesarette kimse yok maalesef. Kendi aralarında dedikodusunu yapıp karşısında biat yolunu seçiyorlar. 

DEVLET KAVRAMI ÇÖKERTİLDİ

Kürt meselesinden Paralel Yapı dedikleri yapılanmayla mücadeledeki hukuksuzluklara, Gezi Parkı’ndan Alevi meselesine kadar her konuda, Erdoğan’dan bir adım ileride olmayı, bu yolla parti içinde rakip gördükleri isimleri etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. 

Devlet kavramının bir kişiye odaklandığı, ülkenin temel demokratik kurumlarının alelacele çıkarılmış Torba Yasalar ile düzenlendiği bu dönem, muhafazakarların büyük önem verdiği devlet kavramını çökertiyor. 

“Devlet benim” anlayışının tüm çıplaklığıyla dışa vurumuna tanıklık ediyoruz. Milyar dolar maliyetli saraylarla, bin lira etiketli altın varaklı kadehlerle, devlet arazilerinin birer ikişer toplanması, kamuya ait zenginliklerin parsellenmesiyle görüyoruz bu durumu.

Bir devlet ne zaman çöker sorusuna verilecek en kısa cevap belki de bir kişinin kendini devletle özdeş görmesi olabilir. Kenan Evren bile yapamamıştı bunu çünkü etrafında başka darbeci generaller vardı. Bu açıdan 7 Haziran, devletin geleceğine ilişkin bir referandum aynı zamanda.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89