ilkehaber.com
Ahmet Türk’ü çok ararsın Devlet Baba!
Ahmet Altan yazdı: Nevruz, Kemalizm ve din
Taraf'tan bir yazar daha ayrıldı!
Eski Bakan - Moderatör kavgası...
Taraf'tan rekor kar açıklaması

Ali Fikri Işık / Spor Yazarı

Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kök ve Diyarbekir

13 Şubat 2012 Pazartesi 08:35

Doğa ve toplumda var olan altın bir kuraldan söz edilir; köklerine ne kadar bağlıysan o kadar güçlü, o kadar akıllı ve o kadar uyum sergileme meziyetine sahipsin, başka bir deyimle, köklerin ne kadar derinse sende ‘’o kadar derinsin.’’ Kök, bir tür özdür, bir tür, yılan burkulması gibi kendini yenileyebilen gelenektir. Hazırda tuttuğumuz bir çeşit stok tecrübelerden söz etmek, ancak ‘’bir köke, bir kökene sahip’’ olmakla mümkündür.

Kim ne derse desin, kökün tecrübe ettiği bilgi ve bundan sağaltıp gün ışığına çıkardığı sonuçlar, zannedildiği gibi kolay kolay kaybolmaz; tek tek bireylerin kişisel belleği bir zaafa uğrasa bile, o büyük tecrübe ve onun sonucu olan ‘’büyük bilgi,’’ toplumun ortak hafızasında mutlaka varlığını sürdürüyordur.

Köklerinden beslenmeyen hiçbir şey varlığını rasyonel olarak uzun süre sürdüremez; kökten gelen taleplere ve aklın ihtiyaçlarına uzun süre direnemez, ya köklerine yabancılaşır ve melezleşerek, ‘’kökle akıl arasında bir soruna dönüşür’’ ya da doğrudan doğruya köklerini red ederek, kökenine karşı açık bir mücadelenin odağı haline gelir.

Diyarbekir’de  futbol açık ‘’bir kök, köken krizi’’ yaşamaktadır. Türkiye liglerinde Diyarbekir’i temsil eden, Diyarbekirspor, DBBspor, Kayapınar Belediyespor ve Erganispor, Kürt coğrafyasının kulüpleri olmasına rağmen hiç biri, kendi kökenine sahip ‘’bir kültürel iklimden beslenmiyor’’. Ne kulüp yönetimleri, ne teknik adam ve oyuncu seçimleri, ne taraftarla kurdukları tarafgirlik ilişkileri ve ne de kökü, kökeni en iyi ifade edecek olan her tür motivasyon çalışması ‘’Kürtçe üstünden’’ yürümüyor, yürütülmüyor.

Türk futbolundan arta kalan ne kadar kadük güdük şey varsa, bunun en kötü kopyaları taklit ediliyor. Yahu, eğer adamların dermanı derman olsaydı kendi kellerinde işe yarardı. Söylediklerimi milliyetçilik, şovenizm gibi, ne manaya geldiğini bile bildiğinizden emin olmadığım laflarla itibarsızlaştırmaya çalışmayın. Kök ve köken meselesi her şeyden önce ‘’bir tespit ve bilimsellik adına yöntem’’ sunan şaşmaz bir gerçekliktir.

Çünkü kök temeldir ve her şey onun üstüne bina edilir. Kökene sıkı sıkıya bağlanmayan çağdaş dünyanın kendisine sunduğu imkanları da değerlendiremez. Adına evrensellik denilen şeyde herkesin kendi köklerinden taşıdığı ve bir arada tuttuğu şeylerin toplamından başka bir anlamı yok. Eğer kökleriniz yoksa müsaadenizle evrenselleşemezsiniz bile.

O nedenle ve açıkça önce ne olduğunuza bir karar verin, ondan sonra sorunlarınızı masaya yatırıp bu perspektifle çözümler arayın. Basklar öyle yaptı. Sonuç Atletico Bilbao. Katalanlar öyle yaptı. Sonuç Barcelona. İskoçlar öyle yaptı. Sonuç, Celtic ve Rangers. İsveç Dalarnadaki Kürtler öyle yaptı. Sonuç DalKurd, örnekler çoğaltılabilir. Bir muhtarın yaban ellerde yaptıklarını kendi öz vatanınızda yapamıyorsanız, bu işte büyük terslik var demektir.

Eğer gerçekten de yarışmacı saygın kulüpler yaratmak istiyorsanız, köklerinizi unutmadan, hemen ‘’öz kaynak düzenine’’ geçin. Transfer palavrasıyla sağa sola savuracağınız o paraları, ilerde size çok ciddi saygınlık kazandıracak, genç futbolcuların yetiştirilmesine harcayın. Buradan tekrar ediyorum, yarışmacısı olduğunuz ligler için transfer yapmak, futboldan hiç anlamamak demektir. O liglerde oynamak için transfere hiç ihtiyaç yoktur. Futbolun basit prensiplerini yerine getirmek o liglerde tutunmak için yeterlidir.

Her hafta mutlaka ikinci lig veya üçüncü lig maçlarından birini büyük bir ciddiyetle izliyorum. Şampiyon adaylarından orta sıralara oradan küme düşmeye aday takımların ortak özelliği, iyi kurgulanmış bir oyun anlayışından çok uzakta olmalarıdır. Hem iyi kurgulanmış bir oyun yok ortada hem de oyuncuların fizik kalitesi çok yetersiz, hatta berbat. Kilolu oyuncular, heyecandan ne yapacağını şaşıran ürkek oyuncular, kısaca ne ararsan var.

Bu işlerin böyle olmadığını söyleyenler, egosu şişik yöneticiler, bütün futbol bilgisini kendi tecrübesine indirgeyen futbolcu eskileri ve bu iki gurupla ortak hareket eden ve yorum yerine durmadan kendisinden söz eden futbol yorumcularıdır. Unutmayın onlar dünde vardı öteki günde vardılar ve onların varlığına rağmen bu felaketler yaşandı.

Eski köhne zihniyetten beslenenler, o zihniyeti değiştiremezler.

Yazıyı Paylaş : GoogleGoogle, YahooYahoo, FacebookFacebook, TwitterTwitter, DiggDigg, Del.icio.usDel.icio.us
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
GAZETE BAŞLIKLARI
ANKET
12 Eylül darbesini yapanlar yargılanmalı mı?