• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 23 °C

'Kobani için hükümetin attığı olumlu adımlar...'

Kurtuluş Tayiz

Yanlış anlamadınız; bu ifade, HDP ve DTK'nın Kandil'e tansiyonu düşürmesi için dün yaptığı çağrıda yer alıyor. Aynen şöyle: "Hükümetin Kobani konusunda attığı olumlu adımlara (sınırdan yaralı ve insani yardım geçişinin kolaylaştırılmasına ek olarak) devam etmesini bekliyoruz..."

Kürt hareketinin Kobani için bugüne kadar yapmadığı tek şey işte bu dili kullanmamasıydı. Baştan bu yana Ankara'nın Kobani'yi yalnız bırakmaması gerektiğini yazdım. Kobani krizinin üstesinden gelebilmek için Kürt hareketinin diplomatik yolları denemesi gerektiğini söyledim, diyalog kanallarını işletmesinin önemine dikkat çektim. Fakat Kandil ve HDP'nin kullandığı tehdit diline bir türlü anlam veremedim. Hükümetin Kobani'ye olan ilgisini artırmak ve yardım etmesini sağlamak için Türkiye ile el ele vermek gerekmez miydi? Barış dilini kullanmak daha doğru değil miydi? Kardeşlik böyle zor anlarda sınanır, güçlenir. Dayanışma duygusu böylesi zor koşullarda ortaya çıkar. Kürt hareketi de Türkiye'nin yanında yer alarak kamuoyunun gönlünü feth edebilirdi. Eksik bulduğu, yetersiz gördüğü desteği artırabilir, Kobani'ye yardım yolunu sonuna kadar açabilirdi. Böyle davranmamalarını ise hiç anlayamadım. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yardım vaadine ve PYD lideri Salih Müslim'in Türkiye'de ağırlanmasına rağmen tehditler savurup hükümete şantaj yapmaya başladılar. Tansiyonu tırmandırarak sokakları ateşe verdiler, kendilerinden olmayanları vahşice infaz ettiler, polislere pusu kurarak kamuoyunun Kobani algısını da tersine çevirdiler.

Kobani'ye yardım ve destek sağlamayı amaçlayanların böyle davranmayacağı açık. Şiddet diliyle olsa olsa yardımların önü kapanır, açılmaz. Bu tarzla, hükümetin Kobani'ye yapacağı olası yardımlar da tehlikeye atılmış olur.

Şiddet dilini devreye sokması ve silahları konuşturması Kürt hareketinin süreci engelleme peşinde olduğu kuşkusunu doğurdu. Kandil ve HDP, Türkiye'yi neden ateşe verdiklerine inandırıcı açıklamalar getirmek zorundadır. "Kobani için!" demeleri kamuoyu için herhangi bir anlam ifade etmiyor; zira Kobani'ye böyle destek istenmeyeceğini sokaktaki sıradan insanlar da bilir. Silah sıkılan, sokakları ateşe verilen, polisleri öldürülen bir devletin yardıma koşması mümkün mü? Hükümetten, PYD'ye silah gönderilmesi için güvenli koridor açmasını talep edenler, Bingöl'de polisleri kurşun yağmuruna tutmayı nasıl açıklıyor?

Kobani krizi üzerinden Türkiye ciddi bir sarsıntı geçirdi. Çok sayıda insan hayatını kaybetti. Sevinebileceğimiz tek şey belki de çözüm sürecinin bozulmamış olması. Bu kanlı olayların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çözüm sürecine elimi, bedenimi, canımı koydum; barış ve huzur için son nefesime kadar mücadele edeceğim" dedi. Başbakan Davutoğlu da hem çözüm sürecine hem de Kobani'ye sahip çıkılacağını tekrarladı. Bu açıklamalar önemli. BDP ve DTK'nın Kandil'e şiddete son vermesi için yaptığı çağrı da kuşkusuz önemli; ancak çözüm sürecinin başarısı için Kürt siyasetçilerin de en az hükümet kadar barışı, huzuru, kardeşliği cesaretle savunması gerekiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89