• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

Kobani direnişi birliğin de miladı olsun...

Fehim Işık

Bugün yaşananları, doğum sancılarının başladığı anları, 1991 yılında Güney Kürdistan’da da izlemiştik.

Kürt hareketi Güney Kürdistan’da en zayıf dönemini yaşıyordu. 1988 Halepçe Katliamı’ndan sonra oluşturulan Kürdistani Cephe ağırlıkla diplomatik çalışmalar yürütüyordu. Kürdistan dağlarında az sayıda peşmerge silahlı mücadele veriyordu. Diğer peşmergeler ise aileleri ile birlikte İran Kürdistanı’nda mülteci kamplarında yaşıyorlardı.

Saddam 1990 Ağustos’unda Kuveyt’i işgal edince Ortadoğu’nun hareketleneceği belli oldu. Diplomatik çalışmalar hızlandı, bir yandan da peşmergeler dağlara geri dönmeye başladı.

1991’in Mart ayında ABD uçakları Bağdat’ı vurmaya başlayınca Kürdistan’da Saddam’ın otoritesinin sarsıldığını gören müsteşarlar yani dönemin korucu başları, yerellerde yönetimlere el koydular. Henüz kasaba ve kentlerde, partilerin gizli çalışma yürüten kadroları ile milis güçleri dışında tek peşmerge yoktu.

Peşmergeden daha fazla askeri güce sahip olmalarına rağmen müsteşarlar peşmergelere direnmedi, dağdan inen ilk 200 peşmerge Duhok kentindeki tüm yönetimleri kısa sürede devraldı. Yerellerde peşmergelere katılanlar, İran Kürdistanı’ndan geri dönenler, cezaevlerinden bırakılan devrimciler derken Duhok’tan Süleymaniye’ye 36. paralelin kuzeyindeki tüm kent, kasaba ve köyler Kürdistani Cephe’nin, ağırlıkla da KDP ve KYB’nin denetimine geçti.

***

Güney Kürdistan’da 1992 seçimlerine karar alındığında kendini yerden yere vuran bir tek Türkiye oldu. Saddam iktidarının “hukuki” varlığını gerekçe eden Türkiye hükümeti ve ordusu, Kürtlerin de-facto adım atmasına fırsat vermeyeceklerini bangır bangır bağırıyordu.

Kürtlerin güçlü bir dayanağı vardı. Seçim yapıyorlardı ama bunun için yeni bir anayasa veya yasa yazmalarına gerek yoktu. 11 Mart 1970 otonomi anlaşmasından sonra kurulan Kürdistan Bölge Parlamentosu Irak’ın anayasal bir kurumuydu ve Kürtler o güne kadar Saddam’ın keyfiyeti ile yapılan seçimleri ilk kez kendi inisiyatiflerinde fiiliyata geçiriyorlardı.

Bu sancılı dönemin ne yazık ki en ciddi sorunu Kürtler arası ilişkilerdi. Bunun ceremesini de Kürtler yıllar yılı çekti. Acıları tazelemenin bir anlamı yok ama 1992’den 1995’e kadar Kürtler arası iç çatışmalar, binlerce Kürdün yaşamına mal oldu. Bir taraftan çevre devletlerin baskıları, diğer taraftan iç çelişkiler Kürtlere çok zaman kaybettirdi.

***

2011 Suriye krizi sonrası Rojava’da yaşananları Güney Kürdistan’ın doğum sancılarının başladığı yıllara benzetiyorum.

2012’nin 19 Temmuz’unda Kobani’de yakılan ateş, 2014’te fiziki koşulların yarattığı zorunluluk nedeniyle üç kantonla sonuçlanan fiili yönetime evrildi. Güney Kürdistan ile aradaki tek fark, Esad döneminden kalan işlerine yarayacak tek bir yasal dayanağın olmamasıydı. Bu nedenle Toplumsal Sözleşme’lerini kendileri yazdılar, mevcut halklarla, inançlarla bir araya gelerek adım atmak zorunda kaldılar.

Kurtlar sofrasında yaşanan fiili durum, çokça kesimi rahatsız etti.

Kabul etmek gerekir ki Kürtler arası ilişkilerin iyi olmaması da ciddi bir handikaptı.

2013’te Kürt Yüksek Konseyi oluşturulduğunda, ilişkilerin düzene gireceği ve Rojavalı siyasi güçlerin birlikte hareket edeceği umudu güçlenmişti. Ne yazık ki siyasal güçlerin ideolojik farklılıkları ve çevre devletlerle geliştirdikleri farklı düzeylerdeki ilişkiler, buna engel oldu.

Rojava Kürtleri arasındaki ilişkiler ve bölge devletlerinin dahli Kürdistan Ulusal Kongresi’ni de olumsuz etkiledi, kongre bir türlü toplanamadı.

Şimdi bu handikapın aşılması yönünde yeni adımlar atılıyor.

KCK’nin üst düzey bir heyeti Güney Kürdistan’da siyasi partilerle görüşüyor. KDP ve YNK, gerilen ilişkilerini yeniden düzenlemek için ortak toplantılar yapıyor. Rojava’nın iki cephesi, Batı Kürdistan Halk Cephesi (MGRK) ile Suriye Kürdistanı Ulusal Cephesi’ni (ENKS) oluşturan partiler YPG-YPJ’nin ortak askeri güce dönüştürülmesi de dahil aralarındaki tüm sorunları gidermek için Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani başkanlığında bir araya geliyor. Güney Kürdistan’ın önemli siyasi partilerinden Goran Hareketi’nin lideri Noşirvan Mustafa, Kobani ile ilgili kısa ve öz mesajında, Kürdün namus ve şerefinin nasıl korunduğunu dile getiriyor; aynı zamanda peşmerge ile gerillanın, YPG ve YPJ’li gençlerin Kürdistan’ın geleceğini nasıl şekillendireceğinden söz ediyor.

Tüm bunlar sevindirici ve olumlu gelişmeler.

Ve umarım bu gelişmeler habire ertelenen Kürdistan Ulusal Kongresi’nin de toplanmasını beraberinde getirir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89