• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 8 °C

Kobanê

Sezin Öney

Kobanê ve çevresi, IŞİD ile sarılı vaziyette... 

Bu bölgedeki Kürtler, büyük bir tehdit altında... 

Öte yandan, Süleyman Şah Türbesi’ndeki bordo bereli askerlerin de çevreleri, IŞİD tarafından sarılı --yani fiilen rehine durumda olduklarına ilişkin çok ciddi iddialar var. Önce Washington Post’un dile getirdiği bu iddiaları, şimdi başka kaynaklar da teyit ediyor. Süleyman Şah’taki TSK’nın özel harekât askerleri, eğer ki IŞİD’çe alenen rehin alınmadılarsa bile, Türbe’ye giden tüm yollar kesilmiş durumda. Buradaki askerlerin de, kısıtlı iletişim ve yiyecek-içecek imkânları olduğu söyleniyor. Bu duruma, “rehin tutulmak” demekte de sakınca yoktur herhalde... 

Oradaki askerler, rehine krizinden sonra neden geri çekilmedi? Washington merkezli Ortadoğu haberleri sitesi Al Monitor’da çıkan bir habere göre, Türk Silahlı Kuvvetleri, hükümete defalarca, Türbe’nin boşaltılmasını tavsiye etmiş. 

Ancak, Musul’da Konsolosluk çalışanlarını tahliye etmeyerek, rehine alınmalarına sebep olan “mantık”, belli ki, Süleyman Şah konusunda da devreye girmiş. Türbe’deki askerler, “stratejik yarar” sağlayacakları düşünülerek orada tutulmuşa benziyorlar... Ankara’daki güvenlik çevrelerinden kaynaklara dayanılarak yazılan haberdeki bir iddia da bu. 

Türkiye, Suriye’de bir tampon bölge oluşturmak istiyor; ve Süleyman Şah’taki askerlere yapılacak olası bir saldırı da, tampon bölge oluşturulması için başlatılacak kara harekâtının bahanesi olacak... 

Hayatta imkânsızlar da mümkünmüş demek... 

Günü gelip de, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne acıyacağımı düşünmezdim. Ancak, Türkiye’de, asker-sivil ilişkilerinde, sivillerin gücünün ve dediğinin ön plana çıkmasını savunurken, askerlerin de, “stratejik oyunlarda” piyon olacağı ihtimalini aklımdan dahi geçirmemiştim. 

Al Monitor’da, yazarı isimsiz bırakılan ve belli ki, bir ihbar niteliğinde olan haberdeki bilgileri doğru kabul edecek olursak, çok vahim ve ahlak dışı bir tablo çıkıyor karşımıza... 

Süleyman Şah’taki askerleri, IŞİD kendisi için, Kobanê’de ve ötesindeki saldırılara karşı bir “sigorta” olarak kullanıyor... Türkiye’deki liderlik ise, bu askerleri, Suriye’de kendi hedeflerine ulaşmak için, bir nevi “yem” olarak kullanıyor... 

Böylesi planlar yapılıyorsa, bu “stratejik derinlik aklından”, Kobanê’de yaşanan krizin, Türkiye’yi, çözüm sürecini nasıl etkileyeceğini algılayabilmesini de beklemek beyhude... 

Türkiye’de, Suriye politikasını şu an kim belirliyor bilemiyoruz. 

Türkiye kendini hem IŞİD, hem de PKK- PYD- YPG’ye karşı çift cepheli savaşın içinde bulmak istiyor adeta. 

Şimdiye kadar, zaten Kobanê’de akrabalarının, aynı kökenden olan insanların hayatını cehenneme çeviren IŞİD’e, en azından göz yumulduğu izlenimi, Türkiye’deki tüm Kürtlerin hafızasında yer etti bile. 

Öte yandan da, PYD’nin, Liva el Tevhid ile “ortak kumanda merkezi” kurduğu iddiaları, geçen haftalarda ortalarda dolanmaya başlamıştı. Sonradan PYD tarafından yalanlanan bu haberin “gerçek” olmasına niyet edenler var belli ki. 

Katar tarafından da desteklenen Liva el Tevhid’in, Müslüman Kardeşler bağlantısına dikkat çekiliyor uluslararası kaynaklarda malum... 

AKP’ye yakın çevreler ve hatta Başbakan Davutoğlu’nun kendisi tarafından, Esad ile işbirliği yapmakla bile suçlanan PYD, Liva el Tevhid eksenine girsin isteniyor belli ki... 

Özellikle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Katar ile ilişkilerin zirve yapacağını söylediği”, birkaç hafta önceki Katar ziyaretinden sonra, Liva el Tevhid’in (yine ve gene) Suriye’yi kurtaracak “mucize formül”, “IŞİD’e karşı ‘light’ İslami panzehir” gibi pazarlanacağını düşünmeden edemiyor insan... 

Tabii, bu müthiş “akıl”, Türkiye’de iç politikada artan dozda dini politikaya alet eden söylemini de, “IŞİD’e karşı gerçek İslam’ın ülkesi” olduğu iddiasıyla açıklamaya çalışacak 

Kürt Sorunu’ndan, Ortadoğu’daki güç denklemlerine, asker-sivil ilişkilerinden, toplumdaki laik-muhafazakâr dengelerine; Türkiye’nin içi ve çevresindeki fay hatları üzerinde hiç bu kadar tepinilmemişti herhalde. Çok tehlikeli sulardayız bu kez...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89