• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 23 °C

Kıyamet...

Reyhan Yalçındağ

Bir ülke düşünün ki, 12 yıldır başbakanlık yapıp ardından cumhurbaşkanı (gerçi 1000 odalı AKsaray yaptırması ardından AKbaşkan da denebilir) olmuş biri tarafından, polislerce öldürülen 15 yaşındaki bir çocuğun ismi her gün zikredilsin! Soma'da 301 madenci mi "yaşam odaları" olmadığı için can vermiş, işsizlik mi artmış, Rojava politikası mı kana gömülmüş, her gün en az beş kadın mı katledilmiş, Ermenek'de 18 işçi mi sular altında kalmış, Kobanê'de AKP politikaları sır olmaktan mı çıkmış, vs… O dönüp dolaşıp bir yerde yine Berkin Elvan'ın suçunun (!) büyüklüğünden, aslında ekmek almak için evden çıkmadığından dem vurur!

15 yaşında bir çocuk 16 kiloyla toprağa mı gömülmüş, "ne var bunda! Neyin kıyametini kopartıyorlar" diyebilmek de neyin nesi? Kendi oğulları yolsuzluk soruşturmasından sıvışsın diye savcı-kolluk-yargıç değişikliklerinden tutalım yeni yasal düzenleme yapılmasına kadar birçok şeyi dizayn eden devlet aklına şunu söylemek lazım:

Evet bu dünyada tek bir çocuk dahi toprağa düşüyorsa bu kıyamettir.

Ekmek almak için ya da değil, 14 yaşında bir çocuk sokakta polis tarafından vuruluyorsa bu kıyamettir.

Kendi evlatlarınız yeni bir gemicik alıyorken, Kobanê'deki vahşetten kaçmak için annesinin kucağında mayına basan 1 yaşındaki çocuğun acı ve açlık dolu bakışları, kıyamettir.

DAİŞ'in kaçırdığı bir annenin evladının döktüğü gözyaşları, kıyamettir.

Bir çocuğun, bu insanlık dışı vahşi çetenin babasının başını gövdesinden ayırdığına tanıklık etmesi kıyamettir.

Kobanê'deki yangının yaktığı yüreklerin sokağa çıkmasını anlamamak, buna vandalizm demek, ölenlerin siyasal kimlikleri arasında bir ayırım yapmak, 34 gencin ve çocuğun polis tarafından katledildiğini unutmak, Antep'de beş insanımızın linç edilmesine seyirci kalmak kıyamettir.

Hele hele "çözüm sürecine mecbur değiliz!" demek en büyük kıyamettir işte.

1990'ların diliyle 2014'ü okumak en büyük kıyamet olur ayrıca.

Çözüm sürecine mecbur olmamak demek, yeniden silahların konuşması, annelerin yanması, gelecek umutlarının sonsuza dek suya gömülmesi demektir. Avrupa'nın birçok ülkesinde terör örgütü listesinden çıkartılması tartışılan, Kobanê'de gösterdiği direnişle şimdiden tarih yazan ve yakın ve orta vadeli Ortadoğu dizaynında, açılan kartların en başında gelen Kürtlerle yeniden bir savaşı değil dillendirmek, aklından bile geçirmek en büyük felaket olur.

Tüm bu felaket tellallıklarına rağmen Kürt tarafı yine vakur ve sorumlu duruşuyla, "hepimiz çözüme mecburuz" açıklamasıyla sürecin sürmesinden yana olduğunu vurguluyor günlerdir. Süreç başlarken de bütün sancılarıyla devam ederken de; dün de bugün de, bu coğrafyanın kadim halklarının onurlu ve eşit birlikte yaşam umutlarının tek adresi olduğunu bir kez daha Kürt tarafı ifade ediyor.

Çözüm sürecinin ciddiyetle, ivedi yasal adımlarla, gerçek bir müzakere zeminine dönüşmesi, pek tabi ki Hükümetin yetki ve sorumluluğundadır. Çalakalem Meclisten geçen çerçeve yasanın tüm başlıklarla içeriğinin doldurulması yine Hükümetin sorumluluğundadır.

Daha dün HDP Ankara il binasında Ahmet Karakaş isimli PM üyesinin boğazı kesilerek öldürülmek istenmesinde, günlerdir Kürt tarafının hedef gösterilmesinin büyük payı vardır.

İşte asıl felaket budur. "Basından etkilendim, sokak gösterilerine tepkilendim" diyen faillerle devlet ağzının aynı lafları etmesi asala tesadüfü değildir.

Kürtlere yönelik saldırıların faillerini de azmettiricilerini de iyi biliyoruz. Bunun yabancısı değiliz. Tüm felaketleri yaşamış bir halk olarak, herşeye rağmen, çözüm sürecinin devamının istenmesi bir acziyetin değil; tam aksine vakurun, onurlu duruşun ve samimiyetin göstergesidir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89