• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 10 °C

Kırık gülüşlerin ardından...

Reyhan Yalçındağ

2013’e girmeye saatler kala Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı, Kürtleri nasıl bir yılın beklediğini özetler gibiydi. Bir yandan İmralı’yla görüşmeler başlattıklarını ifade ederken, öte yandan Lice’de on PKK’linin öldürüldüğünü ve askeri operasyonların aralıksız devam edeceğini bildiriyordu.

Ben de geçen haftaki yazımın başlığına, evlatlarını bu savaşta kaybetmiş annelerden birinin deyimiyle, “Kürtler için her gün Roboskî” demiştim. Nitekim 34 Can’ın insanlık hukuk kaideleri hiçe sayılarak, adeta tüm dünyanın gözüne tepiştirircesine Roboskî’de katledilmelerinin hemen yıldönümünde, Kürt halkı on evladının cenazesini karşılamaya yollara döküldü. Şu dakikalarda birini daha Bismil’de toprağa veriyor. 22 yıldır dağdaki evladının ancak cesedine sarılabilen bir annenin çığlığı, Mezopotamya’nın dört tarafında yankılanıyor.

Aynı anda duyuyoruz ki, Paris’in orta yerinde, Fransa polisinin 24 saat gözetlediği Kürtlere ait büronun içinde üç Kürt kadın siyasetçi, alçakça katlediliyor. Susturucu silahlar kullanılarak; gayet profesyonelce ve insan öldürmeyi “meslek” edinmiş katillerin soğukkanlılığıyla. Ömrünü, tüm hayatını Kürtlerin ve kadınların özgürlük mücadelesine adamış üç Kürt kadını, Avrupa’nın orta yerinde bu şekilde öldürülerek, 40 milyonluk Kürt halkına bir mesaj verilmek isteniyor:

“Kürde reva gördüğümüz tek şey imhadır, öldürmedir, yok etmedir”. Henüz Fransa bu konuda tek bir açıklama yapmaz ve bizzat İçişleri Bakanının kendisi olay yerinde iken, Türkiye Hükümeti adına bir bakan çıkıp açıklama yapıyor: “yapılış şekline bakılırsa, örgüt içi infaza benziyor”. İyi de, yapılış şeklinden bahsediyorsak eğer, adres direkt devlete çıkar. Özellikle de Susurluk aktörlerinden Abdullah Çatlı’nın da aralarında bulunduğu mafyöz çetelerin Avrupa’da yaşayan Ermenileri katletmelerini hatırlarsak… Dahası, son otuz yılda bu coğrafyanın her bir metrekaresini toplu mezara çeviren cinayetleri nereye koyacağız? Aynen bu üç Kürt kadın siyasetçinin katledilmesi gibi onlar da vahşice, sinsice, alçakça katledilmediler mi? Binlerce faili gizlenen cinayet yaşanmadı mı?

O günlerden bugüne, Kürtler tek tek ya da toplu bir şekilde öldürülmeye devam etmediler mi? Bir dönemin işkence ve direniş merkezlerinden olan Diyarbakır 5 No’lu zindaninda işkencecilerinin suratına tükürecek cesaretteki Kürt kadını Sakine Cansız’ın da seçilmiş olmasını, Kürtler nasıl okumalı? Bir halkın yeniden dirilişini okuyan değil; yazan kadınların seçilmiş olması asla bir tesadüf olmadığı gibi, tam da hepimizin, “her şeye rağmen, yeniden bir barış umudu” dediğimiz bir süreçte yaşanması da asla ve asla tesadüfi değildir.

Kürt kadınları… Bundan 20-30 yıl öncesine kadar sadece mağdur, ezilmiş, dışlanmış kimliklerinden bahsedilen ama bugün tüm dünya kadınlarının kabul ettiği gibi, neredeyse dünya kadın özgürlük mücadelesinin tam merkezindeki kadınlar…artık dünyanın neresine giderseniz gidin, bir yerde kadın örgütlüğü ve mücadelesinden bahsediliyorsa, ilkin Kürt kadınları akla gelmektedir. Bunun bedelini çok ağır ödediler, büyük acılar çektiler ama nihayetinde artık en ön saftalar; hayatın her alanında üstelik!

Bu nedenledir ki, adres bu defa Sakine’ydi, Fidan’dı, Leyla’ydı…

Fransa Hükümeti en kısa zamanda cinayeti çözmek zorundadır. Katiller, Kürt düşmanlarıdır, özgürlük mücadelesi düşmanlarıdır. Tüm Kürtler, katillerin kimlikleri ve tüm bağlantıları açığa çıkana kadar, sürecin takipçisi olacaklardır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89