• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 3 °C

Kimlikler, Kürtler ve demokrasimiz

Erol Katırcıoğlu

Kapıyı kapatıp kilidi çevirdiğinizde kendinizi “güvende” hissedersiniz. Böylelikle “dışarının” her hangi bir biçimde sizin huzurunuzu bozamayacağını garanti altına almış olursunuz.

Oysa çevirdiğiniz kilit aynı zamanda sizin “güvensizliğiniz” demektir. Çünkü aynı kilit “içerde” bir sorun çıktığında “dışarıya” kaçmanızı önler. O nedenle kapıyı kapatıp kilidi çevirdiğinizde kilit size “huzur” kadar “huzursuzluk” da yükler.

İnsanların “kimlikleri” de biraz böyledir. Kimliğinizin içinde olduğunuz zaman huzurlusunuzdur. Size ait olan bir şeye karşı “dışarıdan” herhangi bir tehdidin olmadığı bir durumdur bu. Siz siz olduğunuz için herhangi bir aşağılanma, küçümsenme hissetmezsiniz. Çünkü etrafınızdaki herşey biraz size benzer, biraz sizsinizdir.

Ama “kimlik” aynı zamanda sizin imkânsızlığınızdır da. Çünkü kimliğin içinde de sizin huzurunuzu bozabilecek şeyler olur. Bu durumda kimliğinizden çıkıp dışarıya kaçmanız zordur. Zordur çünkü insan bu kez de içerden tehdit, aşağılanma ve küçümsemeyle karşı karşıya kalır. (Doğrusu huzurlu yer yoktur insanlık için bu dünyada ya!)

Ama bildiğimiz bir şey var ki “dışarıdan” gelebilecek hiç bir tehdit yoksa kilide de ihtiyacınız yoktur.
Bir zamanlar İstanbul’da bile öyleydi, Anadolu’da ise hâlâ insanlar evlerinin kapılarını kilitlemezler, çünkü dışarıdan gelebilecek bir tehdit hissetmezler.

Tıpkı onun gibi içinde yaşadığınız toplum sizin kimliğinizin size anlamlı gelen yönlerini yaşamanıza izin veriyor olsa “kimliğe” de ihtiyacınız olmaz. O nedenle de aslolan “dışarısıdır”, yani toplumun nasıl yönetildiği, toplumun ne ölçüde “kimliklere” saygılı davrandığı vs. daha önemlidir.

Bir başka ifadeyle toplumdan kimliğinize dair herhangi bir tehdit gelmezse kendinizi kimliğinizin içine kilitlemeniz de gerekmez. Gerekmez, çünkü bu durumda kimliğinizle ilgili yapmak istediğiniz her şeyi yapabiliyorsunuz demektir.

Kürt kimliğinin bu ülkedeki mücadelesi o nedenle de Türkiye toplumunun nasıl bir demokrasi anlayışına, nasıl bir birlikte yaşama tahayyülüne sahip olduğuyla çok daha ilgilidir.

Diyorlar ki Kürtler ayrılmak ve kendi devletlerini kurmak istiyorlar. Mutlaka kendi kimlikleri üzerinden bir toplumsal yaşamı hayal eden Kürtler vardır. Ama bu gerçek sizin onları kendi kimlikleri içine kilitleyen demokrasi anlayışınızın ve uygulamalarınızın yanlışlıklarını görmenizi engellemez.

Ve eğer Kürtlerin kendi kimliklerini istedikleri gibi yaşayabilecekleri bir demokrasiye sahip değilseniz Kürt meselesini de çözmeniz mümkün olmaz. Otuz yıldır sürdürülen savaş sonucunda Kürt gençlerinin sürekli olarak dağlara çıkması aslında kendi kimlikleri içine doğru bir yürüyüşten başka nedir ki?

Son zamanlarda Türkiye demokrasisi çok gelişti. Askerî vesayet rejimi önemli ölçüde geriletildi. Ama yaşanan demokrasi havasının aynı şekilde değiştiğini söylemek zor... Zaten bunu beklemek de pek anlamlı değil.

O nedenle de yaşanan demokrasi havasındaki sorunları ve bunlara ilişkin getirilen eleştirileri daha ileri bir demokrasi için talepler olarak okumak yerine iktidar partisine karşı siyasetin unsurları olarak okumak doğru bir siyasi tavır olamaz.

Unutmamak gerekir ki “yeni”, “eski”nin sıfırlandığı bir noktadan sonra olanlara değil, “eski”nin de içinde yer alarak oluşan bir sürece işaret eder.O nedenle de Türkiye’de bugün gözlediğimiz değişimlerin çoğu daha henüz “sembolik” alanda olmakta, içimize çektiğimiz havada değil.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89