• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 12 °C

Kimin savcısı

Ahmet Altan

Kendimi, ağır, demir zırhlar kuşanmış eski zaman şövalyeleri gibi hissediyorum bazen ve bu ağırlıktan kurtulmak, elimi kolumu rahat hareket ettirmek, hafiflemek istiyorum.

Ama bu bir türlü mümkün olmuyor.

Yazı “perisinin” lanetine uğradım herhalde.

Satırlarıma vurmak için devasa gürzler buluyor.

Yılın son saatleri artık, zamanın hareketini en keskin biçimde hissettiğimiz vakitler bunlar, hayatın geçtiğini bize hatırlatıp yaşadığımızdan biraz daha “tat” almayı öğütlüyor, şakalaşmayı, dalga geçmeyi, zırhlarımızdan kurtulmayı öğütlüyor.

Özledim de doğrusu bu hafifliği.

Eğlenceli Çingene çiçekçilerin durduğu köşebaşlarının fulya koktuğu bir şehirde yaşıyorum.

“İklimi bozulan” dünyanın bozulma armağanı olarak bize bağışladığı lodosu ve güneşi bol kış günleri yaşıyoruz.

Sokaklar, “gel, gel” diye işmar edip duruyor.

Sokağa çıkacak vakti bulamasak da o sokakları yazabiliriz, etekleri rüzgârlı kadınlardan, ışıklardan, bin bir türlü hergelelikten bahsedebiliriz.

Ama olmaz.

Yazı perisi tarafından lanetlendik çünkü.

Bizim “peri” çoktan bizi sattı, generallerin hizmetine girdi.

Hep onlardan söz etmemiz gerekiyor.

Sıkıldım ben bu generallerden.

Her an burnumun dibinde, omuzlarında yıldızları uçuşup duran generaller dolaşıyor.

“Biraz geri durun be kardeşim” dememek mümkün değil.

Ben bugün bambaşka bir şeyler yazacaktım ama “Kafes” davasından yargılanan Mehmet Baransu’nun dosyasını getirip önüme koydular.

Dosyanın içinde Genelkurmay’ın “yargıya” verdiği talimatın belgesi var.

Herkes, yargının bağımsızlığından ve özgürlüğünden, yargıya müdahale etmemekten dem vuruyor, iş lafa geldi mi herkes “hukuktan yana, herkes demokrat”, lakin işin özü söylenenin tam tersi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın adli müşaviri olan tuğgeneral, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne bir yazı göndermiş.

Adalet Bakanlığı da Genelkurmay’ın gönderdiği yazıyı alıp dava dosyasının içine yerleştirmiş.

Genelkurmay’ın yargıya gönderdiği yazıdaki çeşitli maddelerden biri şu:

“Soruşturmanın gizliliği ilkesine, bu bağlamda özellikle masumiyet karinesine saygı gösterilmesi hukuki bir zorunluluktur. Bunların ihlal edilmesi durumunda sorumlular (ilgili basın kuruluşları, bilgi ve belge sızdıran kamu görevlileri gibi) hakkında yeterli, etkili ve caydırıcı işlem yapılması gerekmektedir.”

Yargının ne yapması “gerektiğini” Genelkurmay Başkanlığı söylüyor.

Yargı da dönüp Genelkurmay’a “sen kimsin, sana ne, sen ne yapılması gerektiğini bana söyleyecek cüreti nereden buluyorsun” demiyor.

Adalet Bakanlığı, sanki Genelkurmay’a bağlıymış gibi bu “emri” dosyaya yerleştirip savcıya gönderiyor.

Bunu savcıya göndermek, “ben Genelkurmay’ın bize emir vermesini, ne yapmamız gerektiğini söylemesini doğru buluyorum ve onun emirlerine uyulmasını istiyorum” demek anlamına geliyor.

Başbakan’ın tekrarlamayı çok sevdiği “kurumlar arası uyum” bu herhalde, Genelkurmay emir verecek Adalet Bakanlığı ve ona bağlı savcı “uyumlu” biçimde emirlere uyacak.

Emirlere uyuyorlar da.

Savcı, bugüne dek eşine rastlanmamış bir davranışla Mehmet Baransu’nun “tutuklanmasını” talep ediyor mahkemeden.

Allahtan doğru dürüst yargıçlar hâlâ var bu ülkede.

Talep reddediliyor.

Kafes Planı, bugüne dek gördüğümüz en korkunç plan.

Ordunun içinde bulunan birileri çocukları öldürüp kaos yaratarak hükümeti devirmeyi planlamış.

Bu planı ortaya çıkartan da Mehmet Baransu.

Genelkurmay, Baransu’nun ve Kafes Planı’ndan söz edenlerin “caydırılmasını” emrediyor Adalet Bakanlığı’na.

Ordunun içindeki darbecileri “caydırmaya” uğraşmıyorlar, çocukları öldürmeyi planlayan darbecileri ortaya çıkartmak isteyenleri caydırmaya çalışıyorlar.

Genelkurmay, “yargıya açıkça müdahale” ederek suç işliyor, Adalet Bakanlığı da bu suça iştirak ediyor.

Ne uyum ama... Başbakan fevkalade övünebilir bu uyumla.

Darbecileri değil de, darbeyi ortaya çıkaranları hapse atmaya çalışan generallerle savcıların olduğu bir ülkede yazı yazıyorsanız ne halt edeceksiniz, nasıl hafifleyecek, nasıl hayatın lezzetli yanlarına da bir nazar atfedeceksiniz?

Bıktım ben bu generallerden, illallah dedim.

Mustafa Kemal’in Rumeli ağzıyla söylediği gibi söylersek “bir cins olun be generaller”, bir durun, bir durun da ömrü hayatımızın şu son demlerinde hiç değilse bir günlüğüne hayatın tadını çıkaralım, fulya kokulu bir hafifliğe bırakalım kendimizi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89