• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 19 °C

Kimin dili kimin edebiyatı!

Hamid Omeri

Üstad Bediüzzaman'ın Medresetü'zehra projesini 80'li yılların sonunda okuduğumda şaşırmış ve büyük bir hayranlık duymuştum kendisine. Bu muazzam projesinin eğitim-öğretim dili için önerdiği “Arapça vacip, Kürtçe caiz, Türkçe lazım” teklifini okuduğumda ise daha o yaşlarımda 'ağabey'lerime sorular yöneltmiş ve neden Kürtçe'nin 'caiz' kategorisinde değerlendirildiğini sormuştum. O günlerde 'agabey'lerimin bana verdiği cevaplar beni rahatlatmadı. Yine o günlerde eserlerini Türkçe vermiş bir hak ve hakikat ehlinin eğitim projesine dair önerdiği eğitim diline ilişkin beni soru sormaya iten duyguyu da tam olarak kavrayamamıştım. Kürtçe yazdığını ancak az yazdığını bildiğim ve bir de eğitim projesinde Kürtçeyi 'caiz' kategorisinde önerdiğini de bildiğim Üstad'ın Türkçe'nin alimi/yazarı olduğuna dair oluşan kanaatim yıllar geçtikçe pekişti. Üstad'ın bu konudaki çalışmalarına daha iyi kavramak ve vukuf olmak adına şimdilik değerli yazar Abdullah Can'ın yazılarını beklemekle yetineceğim. Üstad'ın bu çerçevede Ezher'in bir benzerini Asya'da bina etmek isterken Arabistan'dan başlayarak Hindistan, İran, Kafkas, Türkistan ve Kürdistan'daki İslam milletleri arasında 'menfi ırkçılık'ın 'ifsad' etmemesi hususundaki ikazının ise Bediüzzaman'da ulus düşüncesinin varlığı-yokluğu temelinde derinlikli çalışmalara ihtiyaç duyduğunu da belirtmeliyim. Aslında Ahmedê Xanî ve Saidi Nursî karşılaştırması meseleyi anlamak bakımından oldukça yararlı olacaktır. Kanaatimce Xanî'nin ulus düşüncesi ile Nursi'nin ulusa bakışı arasında ciddi farklar var. Peki Saidi Nursi'yi Saidi Kurdî yapan neydi? Bu açıdan bakıldığında Kurdistanlı oluşunun bu kanaatin oluşumunda belirleyici olduğundan şüphe yok. 

İsmail Beşikçi ve kendisine yöneltilen haksız eleştirilerin gündemde olduğu bu günlerde bir de sen çıkma dediğinizi duyar gibiyim. Lakin benim konum farklı. Bu konuya eğilmemin temel nedeni iki değerli dostumun aylar öncesinden yaptıkları bir çalışma ve karşılaştıkları sürpriz! Kürt edebiyat eleştirmenleri olan Hesenê Dewrêş ve Ferzan Şêr internet üzerinden yayın yapan Words Without Borders için Kürt Edebiyatı Dosyası için bir çalışma yaptılar. İsimler belirlediler ve bu isimlerin eserlerinden pasajların, bölümlerin çevirisi için bir ekiple birlikte çalıştılar. Gelin görün ki Dewrêş ve Şêr'in çalışmasındaki isimler yerine Murathan Mungan, Yavuz Ekinci, Murat Özyaşar gibi yazdıkları dilde başarılı olsalar da hangi edebiyata ait olduklarına dair tartışmaların olduğu isimler kendilerine yer buldu. Derginin editör ve yöneticilerinin bu belirlemeyi ve çalışmayı neye göre yaptığı elbette izah bekliyor. Öncelikle Dewrêş, Şêr ve emeği geçen diğer arkadaşlara bu konuda bir cevap verilmesi gerekiyor. İkincisi, edebiyat dünyasına da Mungan, Ekinci ve Özyaşar'ın neye göre Kürt edebiyatının temsilcileri olarak tanıtıldığının cevabının verilmesi gerekiyor dergi tarafından. 

Kürt romanı ve öyküsü üzerine anadilim Kürtçe ile eleştiri yazıları kaleme alan biri olarak Mungan, Ekinci ve Özyaşar'ı Türkçelerinden de okudum; okuyorum. Mungan'ın Kürtçe'ye çevirilen şiirlerini de okudum. Ekinci'nin Tene Yazılan Ayetler'ini değerli dostum Kürt şair ve yayıncı Lal Laleş'in çevirisinden okudum. Ekinci'nin bir diğer romanı olan Cennetin Kayıp Toprakları'nı ise yine Kürt diline verdiği emeklerle adından söz ettiren dostum Kawa Nemir Kürtçe'ye çevirdi. Murat Özyaşar'ın bir çalışmasını ise M. Said Aydın'ın çevirisinden okumuştum. Bu üç isim de edebiyat adına kıymetlidir ve tarafımdan da ilgiyle okunmakta ve takip edilmektedirler. Lakin, her ne kadar Mungan'ın Kürtlüğü hakkında söz edemesem de zira bilmiyorum ancak Ekinci ve Özyaşar'ın Kürt olduklarını biliyorum. Konularını yaşadıkları yerlerde yaşanılan acı ve travmalardan seçseler de ana dillerinde yazmayan yazarlardır. Bu isimler edebiyat dünyasına seçtikleri dil olan Türkçe ile girmişleridir ve Türk Edebiyatı'nın şemsiyesi altındadırlar. Bir yazarın ana dilinde yazmak yerine başka bir dilde yazıyor oluşu onu dilinin ve kendisinin hakikatinden ne kadar uzak tutar ya da hakikati dile getirmeye ne kadar imkan verir ayrı bir felsefi tartışma konusudur. Fakat Mungan, Ekinci ve Özyaşar'ın eserleriyle Kürt Edebiyatını temsil etmedikleri de açıktır.  

Anadilinde yazan yazar, milletinin dil ve edebiyat dünyasına aittir. Diğer dünya dillerinde olduğu gibi Kürtçe yazan Kürt yazarlar da başka dillerde yazabilirler ve çok dilli olabilirler. Ancak her ne kadar çok uygun bir örnek olmasa da çevirdiği dilin edebiyatına olan aidiyeti çerçevesinde söylüyorum; şu an önümde Marquez'in Kırmız Pazartesi'si Serencama Mirinekê Ciwanmerd Kulek çevirisi ile önümde duruyor. Marquez, eserleriyle kendi dilinin edebiyatına ait olmaya devam edecektir. Bu çerçevede Mungan, Ekinci ve Özyaşar'ın eserlerinin Kürtçeye çevrilmiş olması onları Kürt edebiyatının temsilcisi yapmaz.  

Dünya edebiyatı mı dediniz! Harflerimiz ve kimliklerimizle barıştıktan sonra onu değerlendirebiliriz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89