• BIST 96.400
  • Altın 144,450
  • Dolar 3,5644
  • Euro 4,0031
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 22 °C

Kımıl zararlıları üzerine…

Yıldıray Oğur

Bülent Ersoy 1 oy, Ajda Pekkan 1 oy, Rahşan Ecevit 3 oy, Aynur Aydan 1 Oy (CHP’li İçişleri Bakanı’nın aktris sevgilisi), Muhsin Batur 38 oy, Mardin Bağımsız Milletvekili Nurettin Yılmaz 80 oy…

1980’in Mart ayında Meclis’te başlayan 7. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk iki turunun oy dağılımı bu.

Sonuçsuz 115 turdan sonra turlara devam edilmek üzere ara verilen Meclis ertesi gün darbeyle kapatılmıştı. Darbenin gerekçelerinden biri de Meclis’in aylarca Cumhurbaşkanı’nı seçememesiydi. Nurettin Yılmaz, bu tehlikeyi görmüş ve adaylığını koyarak turları başlatmıştı.

Ömrü darbecilikle geçmiş solcu general Muhsin Batur’dan iki kat daha fazla oy alması ise tesadüf değildi.

Siyasi hayatı Musa Anter’in Diyarbakır’da çıkan İleri Yurt gazetesindeki Amma Ne İleri Yurt başlıklı köşesinde “Qimil” adlı Kürtçe bir şiir yayınlamasıyla başlamıştı. Kürtçesi, Türkçesi aynı bildiğimiz Kımıl. Buğday tarlasına dadanmış kımıl zararlılarından dert yanan bir genç kızın yaktığı türküydü şiir. Musa Anter’e destek verdiği için tutuklanan 49 Kürt kanaat önderinden biri de sırada Ankara’da Hukuk Fakültesi’nde son sınıf öğrencisi olan Nurettin Yılmaz’dı.

1973’te yenilikçi Ecevit’e inanıp listelerinden Meclis’e girdiği CHP, 1977 seçimlerinde Kürtçü çıkışları yüzünden onu aday yapmadı. Bu kez bağımsız olarak Mardin’den seçildi. Yine de MC hükümetlerine karşı CHP’yi destekledi, 141, 141, 163. maddenin kalkması için önergeler verdi, sıkı yönetim yasalarının aleyhine oy kullandı. Sol aydınların kurduğu Barış Derneği’ne yönetici oldu.

1980’de liderlerin aday gösteremediği Meclis’in önünü açmak için aday olunca, ilk Kürt cumhurbaşkanı adayı unvanının da sahibi olmuş oldu. Bu cüretinin cezasını ise 12 Eylül’den sonra gördü. Defalarca tutuklandı, yargılandı. Diyarbakır Cezaevi’nde işkence gördü. İşkencecibaşı Esat Oktay Yıldıran, onu “Ooo Kürdistan Cumhurbaşkanı gelmiş" diye karşılamış, Andımızı (geçen yıl kaldırılan) okumasını istemiş, okumayı reddedince de dövüp, lağıma atmıştı.

Hapisten çıkınca bir sosyal demokrat olarak SHP’ye üye olan Nurettin Yılmaz, 1987 seçimlerinde SHP’den Mardin milletvekilliği için başvurunca aslan sosyal demokratlardan ikinci vetoyu yedi. Adaylığına karşı çıkanların başında partinin genç yenilikçi solcu isimlerinden İsmail Cem geliyordu. SHP’nin aday göstermediği Nurettin Yılmaz’ı Özal ANAP’tan aday gösterdi. YSK, adaylığını SHP’lilerin başvurusuyla önce iptal etti, sonra itirazlar üzerine seçildi. 1989’da “Kürt meselesine sıcak bakışı" nedeniyle Özal’ın cumhurbaşkanlığına Meclis’teki Kürt vekillerle destek verdi, parti içindeki milliyetçi vekillerle Kürtçe için kavga etti…

Selahattin Demirtaş’ın dünkü toplantısını izlerken insan ister istemez ilk Kürt cumhurbaşkanı adayı Nurettin Yılmaz’ı hatırlıyor.

Onun başına gelenleri. Bir solcu olarak, sürekli kredi açtığı solcuların ona attığı kazıkları…

Demirtaş da genç yaşta siyasetin çarklarında epey saç ağarttı.

Birkaç ay önce spor kıyafetlerle dağda bayırda röportajlar veren genç yaşta emekliliğe sevk edilmiş bir siyasetçiydi Demirtaş. Kürt olduğu için Türkiye partisi HDP’nin eş başkanlığına uygun görülmemiş, Diyarbakır Belediye Başkanlığı arzusu ise kadın kotası numarasıyla engellenmişti.

Ne hoş bir tesadüf. Kaderini değiştiren şey, dün salonda onu coşkuyla alkışlayanların da arasında olduğu dostlarının, 30 Mart’ta tatava yapmayıp Mustafa Sarıgül’e, Mansur Yavaş’a basıp geçmesi oldu.

Böylece anti-Erdoğan aşkı karşısında HDP projesi çökünce Demirtaş, yeniden liderlik koltuğuna geldi, birkaç ay önce Mustafa Sarıgül’ü bile Sırrı Süreyya’ya tercih edenler ise Demirtaş’ın yanına. Çünkü şimdi anti-Erdoğan siyaseti için en hayırlısı bu.

Eğer, HDP projesi başarısız olmasaydı, muhtemelen bugün Selahattin Demirtaş’ın yerine aynı kalabalık CHP’li Rıza Türmen’i alkışlıyor olacaktı. HDP’nin, özellikle onun etrafını kuşatmış anti-Erdoğancı Türk solcularının birinci tercihi Rıza Türmen ismi üzerinden CHP’yle ittifaka gitmekti çünkü. Ama CHP gidip MHP’yle, Türk Solu’nun de desteklediği bir Türk-İslam sentezcisi üzerinde anlaştı.

Başdöndüren geçişkenlikler. Mahkemede Kürtçe savunmaya bile ret oyu vermiş CHP’ye, ülkenin bölünme ihtimal olursa silahlanırız diyen Kılıçdaroğlu’na, 30 yıl barış masasını kuran AKP’den bu yüzden siyasi hayatını ortaya koymuş Erdoğan’dan daha yakın olmak.

Bir Kürt siyasetçi için Kürtlerden yüzde bir civarı oylar alan CHP yerine, Kürt seçmenin yarısının oy verdiği Erdoğan’la kavga etmek daha rasyonel bulunabilir. Ama bunu Öcalan’ın darbe dediği 17 Aralık’ın, Kürt meselesini Sri Lanka gibi çözmeyi teklif eden, KCK operasyonlarının banisi cemaatçi polis şeflerinin “hırsızlar” jargonuyla yapmak herhalde Erdoğan’ı değil barışı birinci mesele yapması beklenen bir Kürt siyasetçi için pek akıl kârı değil.

Ama zaten Demirtaş’ın adaylığı pek çokları için, konuşmasındaki zekânın görülmediği heyecanlı bir politbüro elinden çıkmış IŞİD’i destekleyen Türkiye masalları, neo-liberalizme sövgüleri, dünya barışı hedeflerinin doldurulduğu kendisinden yaşlı seçim vaadleri yüzünden değil, barışa destek için hiç değil, “Seçilirsem Allah Erdoğan’a yardım etsin”ler için, “Bir Cumhurbaşkanı düşünün bağlamadan başka bir şey çalmıyor" sloganı için heyecan verici.

Kürtleri, Gezi’den 17 Aralık’tan beri durdukları yerden, barış masasından kaldırıp, anti-AKP direniş cephesine ekleme ihtimali, barışa kanıp Erdoğan’a ilk turda gitmesi muhtemelen Kürt oylarını kaptırmama telaşı…

Birinci turda güya destek verilen Selahattin Demirtaş’a dün en çok sorulan sorunun “ikinci turda ne yapacaksınız” olması o yüzden hiç şaşırtıcı değildi. Tepesinde Türkiye Türklerindir yazan Doğan grubunda çalışan bir gazetecinin Demirtaş’ın verdiği cevaplardan tatmin olmadığını söylediği an unutulmazlar arasına bile girdi şimdiden…

Demirtaş’ın siyaset kumaşının iyi bir kumaş olduğuna kuşku yok. Kendisinden ikinci turda Erdoğan’a karşı Ekmeleddin Bey’e oy vereceğiz ya da Erdoğan’a kesinlikle oy vermeyeceğiz gibi net açıklamalar almak için didinen “bağımsız” gazetecileri hayal kırıklığına uğratmadan atlattığı cevaplarda bile bunu görmek mümkündü.

O yüzden o büyük şamatanın, övgülerin ömrünün bir kelebeğin ömründen biraz daha uzun, en fazla 10 Ağustos'a kadar olduğunu o da biliyor olmalı. Ezkaza muhtemel bir ikinci tur öncesi ağzından çıkacak bir gri laftan sonra bütün o övgülerin, “arkasında PKK, Öcalan olmasa”, “daha tecrübesiz toy siyasetçi” diye kepçeyle alınacağının da farkındadır herhalde.

Musa Anter Qimil şiirinde nasıl diyordu: Dağa tırmandım amca, zavallı dağ mahzunlaştı/Arpa olgunlaştı amca, buğday un ufak oldu biçare/Kımıl geldi amca, kafile halen de zavallı/Buğdayı yedi, geride samanı bıraktı zavallı…

Öcalan’ın son görüşmede Cumhurbaşkanlığı seçimi için şöyle dediğini de duymuş olmalı: “Barışa giden yolda tarihsel bir referandum niteliği taşıyacaktır.”

Peki bu referandumda barış için kime oy verilecek? Kim kazanırsa ‘barış’a evet çıkmış olur. Peki ya seçeneklerin ikiye düşeceği ikinci turda? İki seçenekten “barış” olanı, kariyerinde Hamas’la FKÖ arasındaki çatışmalarda bir gün süren bir barış olan Ekmeleddin Bey olmasa gerek.

“Özgürlük ay ışığında dans etmekse, yeni yaşamda birlikte dans edelim" romantik çağrılar yapan Demirtaş’ı zor bir dans bekliyor. Selefi Nurettin Yılmaz’ın hikâyesinde de ibretlik çok ders var. Kimlerle dans ettiğini birkaç ay önce Sarıgül’e tercih edilmiş Sırrı Süreyya ona arada hatırlatabilir.

Ya da Ape Musa’nın şiirinin son mısrasını okuyarak:

“Üzülme, seni kımıl, süne ve sömürenlerin zararından kurtaracak kardeşlerin yetişiyor artık."

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89