• BIST 89.940
  • Altın 145,207
  • Dolar 3,6228
  • Euro 3,9026
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 6 °C

Kime milliyetçi denir?

Ali Bulaç

Bugün İslam âleminin yaşadığı can yakıcı sorunlarının başında “milliyetçilik ideolojisi” ve bu ideolojinin Müslüman beşeri havzaları kimi zaman dini ve mezhebi, kimi zaman bölgesel ve sosyal farklılıkları harekete geçirerek çatıştırmasıdır. 

Herkesin üzerinde anlaştığı bir milliyetçilik tanımı yok. Sebep bu ideolojinin tarihsel ve toplumsal-reel bir karşılığının olmamasından kaynaklanır. Kullanımda rol oynayan asıl faktör duygu ve romantizmdir. Bir kavmin ya “mazlumluğunu ağıt üslubuyla dile getirir durursunuz” veya tarihi tahrif ederek olmayan “kahramanlığını, biricikliğini yüceltirsiniz”. Milliyetçilikle açılmış parantez bugün kapanma aşamasına gelmişken bazı “kavim aydınları” kızamık çıkaran çocuklar gibi “milliyetçilik kızamığı”nı çıkarmadıkça rahat edemeyeceklerdir. 

“Millet” Kur’an ve hadis kaynaklarının anahtar terimlerinden biridir; “sayısal insan topluluğu” ifade etmez; kullanıldığı her yerde “din, şeriat, gidilen yol” anlamını verir. (Bkz. A. Bulaç, Modern Ulus Devlet, s. 129-146.) 19. yy. Osmanlı aydını “kelimeleri yerinden oynatarak, iç anlamlarını tahrifata uğratarak” birçok terim üzerinde yaptığı gibi “millet” kelimesini “nation” karşılığında kullandı, oysa “ulus” veya “budun”u seçebilirdi. Kavme “millet” kimliği verdi. 1940’lardan sonra “ulus” ve “ulusçuluğu” Atatürk milliyetçiliğini referans alan iktidar seçkinleri “beyazlar”; “milliyetçiliği” ise dini araçsallaştıran “Anadolu milliyetçiliği”ni esas alanlar kullanmaya başladı. Gerçekte “ulusçu” ile “milliyetçi” arasında mahiyet farkı yok. Aynı familyadandırlar. Kişiyi “ulusçu veya milliyetçi” yapan şey, onun bir kavme bu siyasi ideolojiyi bir tüzel kimlik olarak giydirmesidir. Tarihte ve süren beşeri hayatta sahih, yaşayan ve gerçek olan “aşiret, kabile, kavim ve halk (şa’b)tır.” Birden fazla aşiret “kabile”yi, birden fazla kabileyi “kavim”, birden fazla kavim “halk”ı meydana getirir. Türk, Kürt, Arap, Fars vs. birer kavimdirler. Kavimlerin aynı coğrafyada ve bir arada yaşıyor olması “halk”ı oluşturur. Bunlardan herhangi birine milliyetçi ideoloji giydirip siyasi entite/devlet tasarladığınızda milliyetçi olursunuz. “Milli/ulus devleti hedefleyen siyasi ideoloji”yi siyasalın diliyle ifade edilen “talep”ten ayırmak lazım. Mesela Kürtlerin “kavim olarak kimlikleri”nin inkarına ve inkarcı uygulamalara karşı çıkmaları ve anadillerini her alanda özgürce kullanmak istemeleri haklı-siyasi taleptir. Ama “Kürt kavmi” temelinde siyasi ideolojiyi savunmaları ve bu ideolojiyle siyasi mücadeleye girişmeleri “Kürt milliyetçiliği ve Kürtçülük”tür. Bu ideoloji ve mücadeleyi Marxist, sosyalist, liberal veya dindar birinin veya grubun üstlenmesi fark etmez. Milliyetçilik vitrindeki manken gibidir, mankenin hammaddesini Batı imal etmiştir, size ihraç ettiğinde siz mankene Türk, Kürt, Arap, Fars elbisesi giydirirsiniz. Türk ve Arap milliyetçileri Batılı milliyetçileri takip etmişlerdir, Kürt milliyetçileri de onları takip etmektedir, takip edecektir. Kişiyi “milliyetçi/ulusçu” yapan diğer faktör, “modern ulus devlet”i veri alması ve bu devlette temerküz etmiş bulunan egemenliği ya tek başına kavmi adına veya başka kavimlerle birlikte paylaşma talebinde bulunmasıdır. Bir kavmin milliyetçiliğine sahip çıkıp diğer kavimlerin milliyetçiliğine karşı olmak başka türden milliyetçiliktir. “Zalim/ezen milliyetçilik”e karşı “mazlum/ezilen milliyetçilik” yapmak meşru değildir. 

İslam bakış açısından nihai ve hakiki kudret ve iktidar Allah’a aittir; devlet tek başına güç temerküzünde bulunamaz. Egemenliğin nişanesi ve tezahürü “hükmün sadece Allah’a ait olması”dır -bu Katolikliğin parolası olan “hâkimiyet Allah’ındır” cümlesinden ayrıdır- ancak egemenliği kullanma hakkı ve yetkisi halkındır. Kavimlerin (Türk, Kürt, Arap, Fars) kavim olarak mutlak egemenliği kullanma yetkileri yoktur. Kavimlerin kavim kimliklerinin inkarına itiraz etme ve ana dillerini diledikleri alanda kullanma hakları vardır. Filistinliler, Kürtler, Çeçenler vd. hâkim milliyetçiliklerden çok çektiler, ancak sorunları milli devletle çözülmez; Arapların ve Türklerin sorunlarının çözülemediği gibi.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89