• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 19 °C

Kim kimi ‘tasfiye’ ediyor

Kurtuluş Tayiz

Siyasi tarihimizde bugünküne benzer dönemler vardır; dışarıdan bakıldığında siyaset sahnesinde kavga ve gürültünün oluşturduğu bir kaos göze çarpar. İlkin anlamakta zorlanırız. Biraz yakınlaşınca görüntü netleşir, bağlantıları birleştirmeye başladığımızda da karşımıza bütünlüklü bir tablo çıkar.

Dershane üzerinden başlayan kavga da böyle; kalemlerden açılan yaylım ateşi, ortalığa saçılan belgeler, havada uçuşan hakaret ve küfürler ortalığa toz dumana katmış durumda. En çok duyduğumuz sözler “Başbakan Erdoğan’ın cemaati tasfiye etmeye çalıştığı” yönünde. Bütün bu kaosun/kargaşanın asli sebebi bu!

Biraz daha yakından bakmak gereğini duyuyorum. Yakınlaşıyorum. Tablo daha bir netleşiyor önümde. Sivil siyasetçilerin geçmişte kuşatıldığı sahneleri hatırlıyorum. Çember gittikçe daraltılmaya çalışılıyor. Hedefler azaltılıyor, tek kişiye indiriliyor ve bütün güç bu tek hedef üzerinde toplanmaya çalışılıyor. Sahne arkasından verilen “Kahrolsun diktatör!” sufleleri hemen bir ağızdan haykırılıyor!

Dramatik sahneler de söz konusu. Çok eski bir kalıba başvuruluyor, vicdanlara sesleniliyor. En tepedekinin en alttakilere uyguladığı “zulüm” canlandırılıyor. Kalplere sondaj üzerine sondaj yapılıyor; elem ve keder fışkırıyor yüreklerden sahneye.

Ne zalim diktatör!

Ne acımasız usta!

Ey zalim! Kırdın kalpleri bari un ufak etme!

Sahne etkileyici, oyuncular da öyle.

En seçkin oyuncular bu oyunda bir arada.

Mazlum kim, muktedir kim karıştırmamak elde değil.

Galiba oyunun esas amacı da bu; zorbayı mazlum, mazlumu da zorba göstermek.

Gerçeğe dönersek; bütün bu gürültünün Başbakan Erdoğan’ın cemaati “tasfiye planını” devreye koymasından kaynaklandığı sanılabilir.

Ama bunun aldatıcı bir görüntü olduğunu düşünüyorum.

İktidar partisi ile cemaat arasındaki kavganın başladığı güne dönmek gerekiyor, nehrin doğduğu kaynağa…

Burada acımasız bir gerçekle karşılaşacağız.

O tarih 7 Şubat 2011.

Daha da geriye gidilebilir.

Ama 7 Şubat çatışmanın asıl miladı.

Büyük kararların alındığı tarih.

Erdoğan’a karşı bir yargı darbesi girişimi yaşandı bu tarihte.

Erdoğan’ın yetkilendirmesiyle Oslo görüşmelerine katılan Hakan Fidan, vatana ihanet suçlamasıyla tutuklanmak istendi. Tabii orada görevli diğer üst düzey devlet görevlileri de.

Başbakan’ın mesai arkadaşı İlker Başbuğ tutuklandı.

Erdoğan’ın etrafındaki çember öyle daraltıldı ki, az kalsın şah ve mat denecekti.

Halkın yüzde elli oyuyla iktidar olan bir başbakan tek hamleyle düşürülecekti.

Zar zor bir karşı hamleyle Başbakan uçurumun kıyısından döndü.

Bu darbe girişiminin arkasındaki güç bugün dünyanın en mazlumu, en mağduru öyle mi?

Buna inanmak isterim ama azıcık akıl kırıntısı bile buna müsaade etmez.

Erdoğan’ın dershaneler üzerinden cemaati tasfiye etmeye çalıştığını düşünmüyorum.

Aksine Erdoğan, çözüm süreci, Gezi olayları, dış politika meseleleri, dershaneler ve son olarak piyasaya sürülen eski belgeler üzerinden sürdürülen yıpratma kampanyasının hedefi konumunda.

Buna rağmen Erdoğan’ın cemaati bilerek-isteyerek karşısına aldığını da düşünmüyorum.

7 Şubat’ta Erdoğan, karşılaştığı durumdan kendisince bir ders çıkardı.

Cemaati, sistem içerisinde asli yerine geçmeye davet etti; “Ya cemaat ol, ya siyasi parti” dedi.

Bunu da büyük bir hevesle, hırsla, düşmanca bir tavırla yapmadı.

Siyasi iradeyi vesayet altından çıkarmak, kurtarmak için yaptı.

Bu adımı atmasa ona göre Türkiye demokratik bir hukuk devleti olamaz, olamazdı.

Savaşın asıl sebebi, Erdoğan’ın bu kararlılığı.

Erdoğan’ı vazgeçirmek istediler bu karardan.

Açık ve örtülü biçimlerde tehdit ettiler.

Ancak Erdoğan boyun eğmedi.

Benim gördüğüm tablodaki bütünlüklü resim bu.

Suların durulması, cemaatin hak etmediği uygulamalarla karşı karşıya kalmaması için 7 Şubat’ın samimi bir özeleştirisi yapılmak zorunda.

Sulh başka türlü sağlanmaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89