• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 2 °C

‘Kilitlenmişlik’

Erol Katırcıoğlu

Bir örgüt uzmanı değilim. Bir örgütün neyi nasıl ve ne için yapacağına dair bilgilerim yok. O nedenle de PKK’nın neden böyle davrandığını anlamakta zorlanıyorum. Zorlanan yalnızca ben de değilim üstelik. Türkler kadar Kürtlerin de zorlandığı açık.

Dün Ahmet Altan yazdı. Öcalan’ın “Kürt tarihinin en büyük anlaşmasını imzalayacağız, devrimci halk savaşına gerek kalmadı” dediği günlerde PKK’nın çatışmaları arttırmasının anlaşılmazlığı üzerine. Altan, bu durumu “PKK’nın intiharı” olarak adlandırıyor.

Bir devletin, bir örgütün, bir şirketin yaptığını yapmaya devam etmesinin bir nedeni olmalı. Hele hele böyle “intihar” gibi akıldışı duran durumlarda bir örgüt yaptığını yapmaya neden devam eder ki?

Böyle durumları açıkladığına inandığım modellerden biri “kilitlenme” (lock in) kavramı ya da “patika bağımlılığı” (path dependency) adı verilen kavram. Bu kavram teknoloji tarihi üzerine çalışmalarla geliştirilmiş bir kavram. Özellikle “Q-klavye” örneği üzerinden anlaşılması kolay.

Q-klavye bugün kullandığımız (biliyorsunuz artık daktilo demiyoruz, çünkü daktilo diye bir nesne kalmadı) bilgisayarlardaki harf dizaynını ifade eden bir kavram. Bugün bildiğim kadarıyla dünyanın en çok kullanılan dizilimi bu Q-klavye. Q-klavye denmesinin nedeni ise dizilimdeki sol üst köşede Q harfinin yer alması. Şimdi soru şu:

1870’lerde bulunmuş bu klavye dizaynı bugün için hızlı yazabilmeyi mümkün kılan en iyi dizayn mıdır? Hayır! Çünkü bugün Q-klavyeden daha hızlı yazmayı mümkün kılan önerilmiş yeni klavye tasarımları da mevcuttur (örneğin Dvorak adı verilen yeni tasarım).

Peki ama o zaman neden bu yeni, önerilmiş ve daha hızlı yazmayı mümkün kılan bir klavye dizaynına geçmiyoruz?

Geçmiyoruz çünkü bu tür yeni klavyelerle bilgisayar üreten firmalar yok. Peki, bu firmalar neden bu klavyeleri üretmiyorlar?

Anlayacağınız gibi bu sorunun cevabı da “Bugün bilgisayar kullanan insanların çoğu Q- klavye biliyor da ondan” şeklinde.

Yani durum şu: Firmalar yeni klavyelerle bilgisayar üretmiyorlar çünkü insanların çoğu bu yeni klavyelerle yazmayı bilmiyorlar. Öte yandan insanlar yeni klavyeleri öğrenmeye çalışmıyorlar çünkü firmalar yeni klavyeli bilgisayar üretmiyorlar. Yani tam anlamıyla bir “kilitlenmişlik” durumu.

Bu olgunun ortaya çıkış nedeni “değiştirme” ya da “geçiş maliyetleri” adı verilen maliyetlerin varlığıdır. Yani geniş bir biçimde kullanılan bir klavye dizaynından kimsenin bilmediği yeni bir dizayna geçmenin maliyetli oluşu, (eski üretimin boşa çıkması ve yeni bilgisayarların satılamama olasılığı gibi faktörler) nedeniyle anlamsızdır.

Tuhaf bir durumla karşı karşıya gibiyiz. Daha kısa olduğunu bildiğimiz bir yoldan değil de eski, uzun yoldan gidiyor olmamızın nedeni, eski yolun alışkanlıkları kadar yeni yolun ima ettiği belirsizlikler ve tabii bu belirsizliklerin ima ettiği maliyetler. Bu maliyetler olduğu sürece ve bu maliyetleri göğüsleyebilme kararlılığı gösterilemediği sürece yeni ve daha kısa bir yoldan gitmek yerine eski ve uzun yoldan yürümeye mahkûm olmak. Bayağı tuhaf bir durum değil mi?

Konuyu bağlayayım. Demek istiyorum ki PKK’nın, otuz yıllık silahlı siyasetinden ayrılıp barışçı bir siyasete evrilmesinin PKK için bizim bilmediğimiz ama tahmin edebileceğimiz maliyetleri var. Öyle anlaşılıyor ki bu maliyetlerin yüksekliği de onun bu “geçişi” yapmasının önündeki en büyük engel. Sanırım bu maliyetlerin önemli bir kısmında da sivil siyaset hattında KCK davası ve tutuklamaları gibi konular var.

Dediğim gibi bir örgüt uzmanı değilim. Ama yukarıdaki model yardımıyla düşündüğümde “çatışmacı” bir siyasete kilitlenmişlikten çıkmak ancak yeni ve daha kısa olan yolların ima ettiği maliyetleri göze alabilmekle mümkün. Bugün Kürt siyasetinin önünde böyle bir durum var.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89