• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 24 °C

Kılıçdaroğlu, ‘Baykal kafası’ndan kurtulabilir mi?

Hasan Cemal

Aslı Aydıntaşbaş’ın dünkü Milliyet’te çıkan referandumla ilgili yazısının bir yerinde CHP’ye ilişkin şu ilginç satırlar vardı:

“Allah için Kemal Kılıçdaroğlu çok çabaladı. Ama partisi tam anlamıyla ‘döküldü.’ Bir yanda ellerinde iPad’ler, Blackberry‘ler, genç reklamcılarla dev bir AKP makinesi, diğer yanda hâlâ ‘taşra siyaseti’ yapan, yaşı 70’in üzeri Politbüro’nun kontrolünde bir CHP... O CHP ki, genel başkanına seçmen kaydı yaptırmayı bile unutmuş!”

Bu satırlar abartılı mı?

Sanmıyorum.

Bir parti düşünün ki, genel başkanı, kritik bir referandumda sandığa gidip oyunu kullanamıyor.

Nedeni şu ya da bu olabilir.

Ama ne olursa olsun, böyle bir durum o parti için tek kelimeyle acıklıdır. O partinin inandırıcılığını, güvenilirliğini fena halde törpüleyen bir olaydır.

Yazık!

Bundan dolayı sadece Kılıçdaroğlu’nu suçlamak haksızlık olmaz mı?

Şurası çok açık:

Bu acıklı durum Baykal’ın mirasıdır.

Baykal, yıllar içinde CHP’yi yeni olana, genç olana kapatmıştır.

Baykal, CHP’nin akademik dünyayla, entelektüel dünyayla ilişkilerini en aza indirmiştir.

Baykal, kendi kendisiyle dolu, eski deyişle meşbu bir lider olarak, çevresinde farklı, eleştirel sesleri duymaktan hoşlanmadığı için, kendi içine kapanık bir parti yönetimi oluşturmuştur.

Baykal’ın ben bilirimciliği, CHP’yi zamanla daha devletçi, daha askerci bir çizgiye çekmiş, sosyal demokrasiyle ilgisiz milliyetçi sularda, neredeyse MHP ile yarışır bir hale getirmiştir.

Baykal’ın CHP’si zamanla Kürt sorununa sırtını dönen, neredeyse Kürt sözcüğünü ağzına bile almayan, Avrupa Birliği’ni, Sosyalist Enternasyonal’i boşlayan bir parti olarak siyasal yelpazedeki yeri gitgide daralmıştır.

Baykal’ın CHP’sinin seçmen tabanı muhalefette olmasına rağmen büyümemiş, üst üste seçim yenilgileri de böyle gelmiştir.

Ve Baykal’ın lider olarak kaç kez sınıfta kalmış olması, bu ülkede siyasal istikrar açısından bir talihsizlik olmuştur.

Çünkü, Tayyip Erdoğan ve partisine karşı inandırıcı bir iktidar alternatifinden yoksun bir Türkiye’nin istikrarı yakalaması, demokrasi ve hukuk çıtasını gerektiği gibi yükseltmesi, bu açıdan yaşamsal olan Kürt sorununda çözüm kapısını açabilmesi zorlaşmıştır.

Belki daha önemlisi:

Tayyip Erdoğan ve Ak Parti takıntısı, bazı çevrelerde bu gerçeklerin görülmesini engellemiştir. Bu durum, ne yazık ki, Baykal’ın siyasal ömrünü uzatmıştır.

Ne pahasına olursa olsun, Tayyip Erdoğan’dan kurtulmayı kafaya takmış olanlar, zamanla gerçeklerden kopmuş, hatta sanal bir dünyada yaşamaya başlamışlardır. Gerçek çare nedir, bu çare nasıl yakalanır sorularının karşılığını unutmuşlardır.

Ve pazar akşamı gelinen nokta malum:

Bir büyük hayal kırıklığı daha...

Bu hayal kırıklığının altında Kemal Kılıçdaroğlu mu yatıyor?

Payı var elbette.

Ancak, bu hayal kırıklığından asıl sorumlu olan yine Baykal’dır, başkası değil.

Çare, Baykal’ın mirası olan bu kafadan CHP’nin kurtulmasıdır. CHP’nin kendini yenilemesidir. Gençlere açılmasıdır. Akademik dünyayla bağlar kurması, ‘entelektüel enerji’yi seferber etmesidir.

Yüzünü sosyal demokrasiye dönmesidir. Avrupa Birliği’ne, Sosyalist Enternasyonal’e yakınlaşmasıdır.

Kürt sorununa sırtını dönmekten vazgeçmesidir.

Laikliğe ilişkin katı, devletçi anlayışlardan uzaklaşmasıdır.

Askerle arasına demokrasilerde olması gereken mesafeyi koyabilmesidir.

Veyahut:

“Ben sosyal demokrat bir partiyim, en demokrat anayasayı ben yaparım, Türkiye’yi AB’ye ben sokarım” diyebilmesidir.

Ve bütün bu iddialarına ilişkin projelerini toplumun önüne inandırıcı biçimde, somut olarak koymasıdır.

CHP bunları yapmaya başlarsa, ancak o zaman inandırıcı, güven veren bir iktidar alternatifi olabilir.

Tayyip Erdoğan’ın ‘otoriter eğilimleri’nden korkanlar, asıl Türkiye’de bu muhalefet boşluğuna, alternatif boşluğuna artık kafa yorsunlar, bu daha akıllıca bir iş olur.

Yoksa genel başkanı oyunu kullanamayan bir partiden ne köy olur, ne kasaba...

Genel seçimlere şunun şurasında dokuz ay kaldı.

Böyle giderse, Tayyip Erdoğan seçimleri yine tek başına, üstelik bu kez başkanlık sistemi için anayasayı tek başına değiştirebilecek büyük bir çoğunluğu seçim sandığından çıkartarak kazanabilir.

Yoksa hâlâ farkında değil misiniz bu gerçeğin?..

Uzun lafın kısası:

Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’yi ‘Baykal kafası’ndan kurtarabilir mi?..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89