• BIST 73.600
  • Altın 132,411
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • İstanbul 1 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara -9 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -1 °C

Kiev'de Rus ruleti

Fehim Taştekin

Tarih bazı coğrafyalar için hiç değişmiyor. Dün Osmanlı ile Çarlık Rusya ya da Lehistan (Polonya) ile Rusya arasında paylaşım savaşına maruz kalan Ukrayna, bugün de AB-ABD ile Rusya arasında bir tahterevalli. Ukrayna milliyetçisi batı ile Rusça konuşan doğunun uyuşmazlığı da Ukrayna üzerindeki proxy savaşına davetiye çıkartıyor. Ukraynaca konuşanlardaki ‘Rus düşmanlığı’ doğuda ‘Nazizm’ korkusu ile karşılık buluyor. 

AB’nin doğu politikası çok naif. AB, Sovyet sonrası servetini şaibeli yollarla edinmiş ve adı ‘11 milyar dolarlık kadına’ çıkmış Yulya Timoşenko’yu öylesine büyük bir demokrasi ikonu olarak parlattı ki ‘Turuncu Devrim’deki ortağı Viktor Yuşçenko ile papaz olup iktidarı ellerine gözlerini bulaştırdıkları halde Kiev macerasından bir ders çıkarmadı. 

Fiyaskoyla sonuçlanan 2004’teki Turuncu Devrimi’nin reblikasına tevessül ettiler. Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, AB’nin arabuluculuğuyla muhalefetin taleplerine boğun eğip geçiş hükümeti, erken seçim ve devlet başkanının yetkilerini kısıtlayan 2004’teki anayasaya dönülmesini öngören bir anlaşma imzaladığı halde Sağ Sektör’de tecessüm eden faşist ve milliyetçi kanatların bastırmasıyla iş ‘halk darbesi’ne dönüştü. AB, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un da alkışladığı anlaşmanın arkasında durdu mu?

Hayır. Batı, ‘Rus yanlısı ise her şey müstehak’ kafasıyla gidiyor ama yeni süreç şimdiden destekçilerini müşkül duruma düşürecek bir yolda ilerliyor. AB’nin ortaklık müzakereleri için öne sürdüğü Timoşenko’nun hapisten bırakılması gibi ön koşulları reddedip Rusya ile gümrük birliğine yönelen Yanukoviç ‘diktatör ruhlu’ ve ‘allahlık’ diye yeni bir faşist dalga hoş görülüyor. Turuncu’nun eski Sovyet kadrolarına ‘Yeter artık’ denilmesi gibi şirin bir tarafı vardı. 2010’da ‘Turuncu Devrim’den rövanşını sandıkta alan Yanukoviç’e karşı isyan ise başlangıçta haklıyken giderek bulanıklaştı. Yine de AB’nin saplantılı tutumu değişmedi.

Faşizmin ayak sesleri 

Parlamentoda perde arkasını bilemediğimiz saf değiştirmelerin ardından yönetime el koyan muhalefet, bir süre sonra AB’nin boğazında da kılçığa dönüşecek kararlar alıyor:

- Gamalı haç taşıyıp Nazi selamı veren örgütlere yasal statü veriliyor.

- Ellerindeki silahlarla polis öldürmekten çekinmeyen Sağ Sektör, Meydan Savunma Güçleri ve diğer örgütlerin temsilcileri İçişleri Bakanlığı bünyesine alınarak polisle birlikte strateji belirleyecek. Ruslarla Çeçenya’daki savaşından dolayı Cohar Dudayev’in elinden ‘ulusal kahraman’ madalyası almış Sağ Sektör’ün lideri Aleksandr Muziçko kanının son damlasına kadar komünist, Yahudi ve

Ruslarla savaşma sözü vermiş biri.

- Sağ Sektör, ‘devrik’ Bölgeler Partisi ile Komünist Parti’nin kapatılmasını emir buyurdu ya parlamento şimdi bunu tartışıyor.

- Daha da enteresanı ‘Azınlık Dil Yasası’ iptal edildi. Yani artık Rusça, Macarca ve Romencenin resmi dairelerde kullanılması yasak. 

Bu, ülkeyi bölünmeye götürecek bir savrulma. Ama ne hikmetse bölünme uyarısı ABD’den geliyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’ın, Rusya’ya mesaj şu: “Ülkenin bölünmesini görmek ne Ukrayna ne Rusya ne de Avrupa ile ABD’nin çıkarına.” Demek ki Rus müdahalesinden korkuluyor. Rusya’nın arka bahçede Turuncu Devrim ve Gül Devrimi’ne tepki vermeyip intikamını soğuk almasını yanlış yorumlayan ABD, 2008’de Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırmasını teşvik ederken Rus tanklarının Tiflis’e kadar yürüyeceğini beklemiyordu. Tam miyopluktu. Ukrayna, Rusya için 1000 kat daha kritik, haliyle ABD tedirgin olmakta haklı.

Potemkin’in hayaleti 

Rusya’nın iki kırmızı çizgisi var: Biri Kırım ve doğudaki Rusların tehdit edilmesi, diğeri Sivastopol’daki Karadeniz Filosu’nun geleceği. Zaten Kırım’da 25 bin Rus askeri konuşlu. Ama doğuda yerel meclislerin yeni yönetimi tanımaması ve bölgedeki Rusların Rusya’ya görev çağrısı yapması bölünme riski arzetse de Rusya’yı harekete geçirecek koşulların oluştuğunu söylemek için çok erken. Batı’nın rüyası, Çariçe 2. Katerina’nın 230 yıl önce General Potemkin eliyle Sivastopol’a çaktığı kazığı sökmesi. AB’nin bir diğer naifliği de burada. Batı, Rusya’nın 2017’de süresi dolan Karadeniz Filosu’nun kira sözleşmesini 2010’da 25 yıllığına uzattırırken 10 yıl boyunca doğalgazdan 40 milyar dolarlık kârdan feragat ettiğini unutuyor. Bedelse bedel! Putin’in bu parayla ikna edemeyeceği lider yok. Dahası iş o noktaya gelmesin, Rusya’nın yapabilecekleri çok. Yeri geldiğinde Kırım’ı 1954’te Ukrayna’ya verdiğini hatırlatıp bölge üzerinde hak iddia etmekten çekinmez. Bunu daha önce Duma yapmıştı. Kırım’da sürgün sonrası azınlığa düşen ve tercihini Ukrayna’dan yana yapan Tatarların sesi de bastırılır.

Neticede Suriye’de bileğini büktürmeyen ve itirazlara rağmen Soçi Olimpiyatı ile yıldızını parlatan Rusya’nın Ukrayna’da hezimete uğraması umuluyor. Fakat Rusya’nın elinde doğalgaz dahil etkili kozlar var ve zamanı gelince kullanmaktan çekinmez. Acül değil, acemi hiç değil.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89