• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -4 °C

Kelebeğin rüyası: Geçmişi güzel söylemek

Hamid Omeri

Hayatın günlük gerçekliğinin tarih olduktan sonra nasıl görüldüğünü bir kez daha görmek için Kelebeğin Rüyası’na gittim. Sırtını geleceğe dönüp şimdinin olanaklarıyla geçmişi, günün gerçeği kılma ne kadar kederli ve ne kadar onarıcı olacak diye?

İki şairin, Rüştü Onur (Mert Fırat) ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun (Kıvanç Tatlıtuğ) “başkası olsa/çıldırır bu karanlıkta” dizesini yazan Behcet Necatigil’in (Yılmaz Erdoğan) gözetiminde şiir adına bir yönüyle mükellefiyete bir yönüyle kedere direnişlerini gösteriyor bize Kelebeğin Rüyası.

Onur’un ve Uslu’nun hikâyasine (şiir/yaşam/ölüm) odaklanan filmde, tarih, bize geride kalan bir zincir gibi değil de ‘kederi’ güzel kılan şeyin o anda onu yaşıyor olmak olduğunu bir kez daha gösteriyor. Zira bu günden bakınca bir kez daha anlıyoruz ki ne kadar baksak da o geçmiş zamana o zamanda olduğu kadar kederli ya da şen olamayacağımız gerçeğidir. “imanı gevremiş parasızlıktan” Kelebeğin Rüyası’nın kederini izaha yeter ve “baktım yaşamak güzeldi hala” ise bir başına neşesine.

Savaş halinde ya da sonrasında halkın sırtına kanun/yasa diyerek nasıl da taşınamaz yüklerin yüklendiğini, mükellefiyet ile modernleşme arasında ezilenin düpedüz hayat olduğunu en kısa yoldan gösteriyor bize Kelebeğin Rüyası. Şiirle yapıyor bunu ancak her mısra filmin girişi kadar görkemli değil. Çünkü her alımlamada sözden tasarruf etmek yerine diyalogla ve biraz da acele ile şiiri şerhe yöneliyor sanki Erdoğan. Filmin süresinin görece uzunluğu artık bitmeli denilerek dikkati ister istemez Mediha (Farah Zeynep Abdullah), Onur ve Uslu’nun ardı ardına ölümlerine dikkat kesiyor. Bu ivedilik çok şey söylemek isteyen bir film de kılmış Kelebeğin Rüyası’nı. Şiir söyleyen ve bir bakıma biyografik de bakınca, bakmanın ‘bir zamanlar’ dediğimiz geçmişi parçalaması, kaçınılmaz oluyor. Yeniden yaşatmak mümkün olmasa da yaşanılanı bir yineleme gayreti bu açıdan.

Suzan’ın (Belçim Bilgin) hayatlarına değmesi genç iki şairi şaşırtsa ve heyecanlandırsa da daktilonun sesi ya da Varlık Dergisi’nde varlık bulmak kadar sevinçli kılmıyor. Bu yönüyle her iki şairin hayatında da aşk, keder, şiir, neşe gibi duruyor. Bilgin’in neşesinin şairlerin kederini yoğunlaştırmada ve dağıtmada belki ciddi payı var ancak bu boy vermenin Mert ve Tatlıtuğ’un oyunculuklarıyla daha yakın ilintide olduğunu düşünüyorum. Gülüşü yeter mi? Ben kendi payıma şair gibi düşünüyorum.

 “ben kendi halimde yaşarım/şapkamın altında/sebepsiz gülüşüm/memnuniyetimden/ve bu çılgınlık delicesine/içimden geliyor/…”

Demem o ki “sarışın kızlara bayılsa da” Muzaffer Tayyip, Suzan bütün esmerliğiyle, sebepsiz gülse de olur!

Normal şartlarda görmekte zorlanılanın, kurgulanarak yeniden üretimi, aktarılabilirliği açısından kesinlikle etkileyici görüntülere sahip Kelebeğin Rüyası. Senaryo, metin ve diyaloglar açısından Erdoğan böyle güler/güldürür, böyle yazar, böyle düşünür diyeceğimiz çok yer var. Bu bağlamda bu sinema Erdoğan’ın sineması ya da Erdoğan’ın bakışı demek için şimdilik erken olsa da bunu demek, sahnede/tiyatroda kısıtlı olduğu aşikar olanın, sinemanın; görüntünün hareketliliğini yakalamadaki tutkusuyla pekala mümkün olacak diye düşünüyorum.

Şiire ve şaire dair: Kelebeğin Rüyası’nda hangi şairi tuttun derlerse eğer Muzaffer Tayyip derim ama şiirde hangi şairi tuttun derlerse ben de Suzan gibi düşündüğümü söyleyebilirim.

Geçmiştekini bir ayna aracılığıyla ‘aynalardan alarak’ bize aktarmaya çalışan yönetmen, acıları ve yaraları elleriyle iyileştirmeye güç yetiren büyücünün yerine geçer mi bilinmez ancak Kelebeğin Rüyası, Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur için okunmuş güzel bir duadır.

Duana âmin derim Yılmaz Erdoğan.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89