• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -7 °C

KCK-MİT ve BDP

Orhan Miroğlu

Bahar ayları birçok şeye gebe.

Suriye’de Esad yönetimine biçilen sürenin bu aylarda sona ereceğine inanılıyor.

Muhalefetin Baas Partisi’nin iktidarını devirmek için yürüttüğü kararlı mücadele, bahar aylarıyla birlikte nihayete erebilir. Şimdilik devletin askerî güçleriyle muhalefeti destekleyen ve bu destek uğruna her türlü bedeli ödemeye hazır geniş halk kitleleri arasında yaşanan çatışma, bahar aylarında beklenmedik bir iç savaşa dönüşebilir.

Baas’ın ve Esad’ın giriştiği katliamlar, hız kesmiyor. Eli kana bulanmış bir iktidar, geri adım atmıyor ve çareyi, kendi halkını katletmekte buluyor.

Uluslararası toplum Suriye’deki katliamlara karşı giderek daha duyarlı hale geliyor.

Bu ülkede yaşayan Kürt nüfusu, muhalefet cephesinden uzaklaştırmak için, Suriye Baası, PKK’yle işbirliği yapıyor. Kürtler, faili meçhul cinayetlerle sindirilmeye çalışılıyor.

Bahar ayları hareketli geçecek.

KCK davaları İstanbul’da açılması beklenen davayla beraber, hem Türkiye’nin hem dünyanın gündemini etkilemeye ve tartışma yaratmaya devam edecek.

İstanbul’da muhtemelen bahar aylarında başlayacak olan ve 180 kişinin yargılanacağı KCK davasının iddianamesinde yer alması beklenen MİT’in bu örgüt içindeki faaliyetlerine ilişkin bilgiler çok tartışma yaratacak gibi görünüyor. MİT’in bugün değil, ya da en azından son bir iki yıl içinde değil, çok eski tarihlere dayanan ve KCK’nın kuruluşunu kapsayan ve belirleyen operasyonel faaliyetlerinin, deşifre edilmesi mümkün olacak mı, iddianameyi bekleyip görmek lazım. Ama görevden alınan savcının amacı herhalde bu değildi.

Teoman Koman gibi Şenkal Atasagun gibi, MİT’in en şaibeli dönemlerini yönetmiş adamların bu soruşturmada adı geçmiyor. Savcı, hükümetin siyasi iradesi ve kararı sonucu alınan bir görevi sorgulayacak ve bu sorgulamadan elde edilecek dava süreciyle beraber, hükümetin Öcalan’la, KCK’lılarla görüşmesinin, kamuoyunda ulusal bir ihanet olarak görülmesi için bilinen kampanyalar peş peşe başlayacaktı.

Ergenekon davasına karşı MİT’in yargılandığı bir dava süreci.. Nasıl kurgu iyi değil mi?

Ama yanlış hesap şimdilik Bağdat’tan dönmüş gibi görünüyor.

Meselenin bu yanı hâl yoluna girdi girecek. Ama bir başka yanı var ki, işte o Kürt siyasetinin artık belli bir tavır almasını gerektiriyor. Ne demek istiyorum açmaya çalışacağım.

Kürt siyasetinin çok başlılıktan kurtulması ve KCK’nın BDP’lileşmesi yolunda tartışmaların yapıldığı bir dönemde, MİT’in bazı elemanlarının KCK içine sızmış olması, sızmakla kalmayıp, birçok şehirde örgüt içinde üst görevler alması, ama buna rağmen KCK’nın şehirlerde yürüttüğü faaliyetlerin sona ermemesi, normal sayılamaz.

MİT, KCK’yı sadece izlememiş, ama birtakım eylemlerini de örgüt içindeki ajanlar vasıtasıyla yönlendirmiş deniyor. Eğer durum gerçekten buysa, vahim bir olayla karşı karşıyayız.

KCK’nın yöneticileri acaba, MİT’in KCK içindeki bu sıradan istihbarat faaliyetleri için ne düşünüyorlar?

BDP varken, KCK’yı örgütleyip, Kürt siyaseti üzerinde yeni bir vesayet sistemi kuranlar, bu yöntem ve anlayışın faydaları ve zararları üstüne yeniden düşünüp bir muhasebe yapacaklar mı, bilinmiyor. Ama en azından şimdilik, BDP-PKK hattından gelen açıklamaların, meselenin bu yanına işaret etmekten çok, özel yetkili savcının başlattığı soruşturmanın amacının Suriye’ye müdahale, MİT Müsteşarı Sayın Hakan Fidan’ın şahsında hükümeti hedefleme ve çözümden alıkoyma olarak okunduğu anlaşılıyor.

Peki, KCK içindeki derin MİT ilişkileri, Öcalan’ın avukatlığını yapan bir şüphelinin, savcılıkta açıkça MİT’e çalıştığını söylemesi, KCK denen yapılanmada, kimin MİT’çi kimin KCK’lı olduğunun belirsiz hale gelmesi, Kürt siyasetini ve siyasetçilerini hiç mi rahatsız etmiyor?

İllegal yapılarla Kürt siyasetini kontrol altına alma arzusunun, legal siyasete güvenmemeye devam etmenin, nihayetinde gelip, KCK ve MİT arasında yarattığı bu tuhaf ortaklık, bu iç içe geçmişlik nasıl izah edilecek?

Tüzük ve programına bakılırsa, yargısı, yasaması ve icrasıyla, savaşa ve barışa karar verecek olan örgüt KCK’dır. KCK’nın meclisidir. Devletin istihbarat örgütlerinin içine bu kadar derin nüfus ettiği bir örgüt, Kürt halkına nasıl öncülük edecek de, yargı, yasama, ve icra yapacak, demokratik özerklik kuracak?

Üç milyona yakın oy alan bir parti varken, siyaset neden bu partiyi güçlendirmek üzerinden değil de, bu partiyi KCK’nın kontrolünde tutmayı sağlamaktan başka bir işlevi olmayan KCK tipi örgütler üzerinden tasarlanıyor, anlamak mümkün değil.

Kendi ayağına kurşun sıkmanın böylesi az bulunur. KCK diye bir sistem yaratıyorsunuz ve bu sistemle hem kendi haklılığınızı ve meşruiyetinizi sorgular hale getiriyorsunuz, hem de devletin istihbarat örgütlerine alan açıp, bu örgütlerin yarattığınız sistem içinde adeta cirit atmasının imkânını kendi elinizle yaratıyorsunuz.

KCK’dan tutuklanan insanların siyasi geçmişine bakın, tamamına yakını, zaten BDP’de politika yapan insanlar. O halde bu insanları yeraltına ve gizliliğe itip, MİT ajanlarının tuzakları içine atmanın mantığı nedir?

Kürdistan deniz aşırı bir sömürge mi, Vietnam mı, yoksa Türkiye, hiçbir Kürdün tek bir hak bile kullanamadığı Suriye gibi bir ülke mi?

KCK tutuklamalarına başından beri karşı oldum. KCK’yı tutuklamalarla ve davalarla durdurmanın mümkün olmadığını, KCK’nın siyasi bir mesele olduğunu söyledim.

Ama PKK ve Öcalan öyle bir sistem yarattılar ki, bu sistem zaman içinde, hem kendi ayaklarına vurulmuş bir prangaya, hem de Kürt sorununda önceleri sivil yöntemleri, diyalogu ve müzakereyi benimsemiş, bunun gereklerini de yerine getirmiş bir hükümete karşı operasyonel bir araca dönüştü.

Siyaset mi bu şimdi?

BDP’ye ve ona oy veren milyonlara ve meşruiyete güvenmek yerine, koskoca Kürt hareketini istihbarat oyunlarından hoşlananların ve bu yöntemle Kürt hareketini yıllardır kontrol altında tutanların cirit attığı bir alan haline getirmenin manası ve amacı nedir?

Kürt toplumu, aydını ve siyasetçisiyle hâlâ bu konuyu tartışmak dahi istemiyor ve bir kader gibi sineye çekiyor. Silahlı mücadele ve şiddet konusundaki suskunluğa böylece KCK-MİT içinde olup bitenlerin ağza dahi alınmadığı bir suskunluk daha ekleniyor..

  • Yorumlar 8
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89