• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 5 °C

Kawa ve Ergenekon

Mümtaz er Türköne

Demirci Kawa, Mezopotamya bölgesine ait mitolojik bir kahraman. Pers-Asur medeniyetini simgeleyen bu kurtuluş efsanesinin Medlere has bir uyarlaması da var.

Kürt ulusalcıları Perslerle aynı daire içinde yer alan Medleri, Kürtlerin atası olarak kabul ediyor. Zerdüşt inancının Kürtlerin eski dini olduğu iddiası da, Perslerle birlikte yaşanan tarihten kaynaklanıyor. Medya, yani Med ülkesi tabirini kullananlar ise Yunanlılar. Tarih yaklaşık olarak MÖ 8. veya 9. yüzyıllar. 

Efsaneye göre Asur'un Dehhak adında zalim bir hükümdarı vardır. Hükümdar bir canavardır ve omzunun iki yanında birer yılan durmaktadır. Her gün iki çocuk öldürülüp, beyinleri bu yılanlara yedirilmektedir. İki aşçı, iki çocuktan sadece birini öldürüp beynini, bir koyunun beyniyle karıştırıp yılanlara vererek birer kişiyi kurtarmaya başlarlar. Kurtardıkları çocuklar Kawa isimli bir demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline gelir. Bu ordu tam Nevruz günü ayaklanarak zalim kralın sarayına saldırır, Demirci Kawa bütün tepelerde ateşler yaktırır ve zalim kralı çekiç darbeleri ile öldürür. 

Efsanelerin gerçeklerle bağı sorgulanmaz. Önemli olan bir fikrin mitolojik bir kahraman veya olay üzerinden gelecek nesillere aktarılmasıdır. Bu efsanelerle büyüyenler, oradaki ana fikri benimser ve yaşatırlar. 

Bir "Çıkış Efsanesi" olan Ergenekon da böyledir. Bu efsane Türk millî kimliğini oluşturan bir sembol olarak tam bir asır önce keşfedildi. Millî Mücadele, Yakup Kadri'nin yazılarında "Ergenekon'dan çıkış" olarak tarif edildi. Ergenekon Efsanesi de bir demirci ustasının bilgeliği ve liderliği etrafında döner. Düşmanları tarafından yok edilmek üzere iken çok az sayıda kalan Türkler dar bir vadiye sığınırlar. Sonra çoğalıp vadiye sığmaz hale gelirler; ama çıkışı bulamazlar. Bir demirci ustası koca körükler kurdurup, odunlar yığdırıp dağı eritir ve Türkleri selamete ulaştırır. 

Bugün Ergenekon ismi efsaneden çok devletin derinlerine çöreklenmiş bir çeteyi aklımıza getiriyor. Sermayemiz daralmalar ve aranan çıkışlar. Büyük bir ateş yakılacak, ortalık aydınlanacak veya yanacak ve sonunda çıkış bulunacak. Ateşle aydınlık, yani doğru yolu bulma birbirine karışıyor. Millet kurtuluşa erecek. 

Peki, Dehhak'tan kaçırılan ve Kawa'nın liderliğinde zulmü sona erdirmek için saklanan çocuklar kimler? 15 yaşında, polise atmak üzere aldığı bomba elinde patlayan çocuk mu? 15-16 yaşlarında intihar eylemi yapan kızlar mı? Efsanelerdeki sembollerle düşünenler, doğru cevabı bulmak için "niye?" sorusunu sormak zorunda. Bu çocukların KCK bildirisinde yer alan "devrimci halk savaşı perspektifi", "dönem taktiği uygulama çerçevesi"ni bu sorunun cevabı olarak anlamalarını bekleyebilir miyiz? Peki daha büyükleri arasında anlayan var mı? 

PKK, Halk Savaşı taktiği ile birkaç bölgede alan hakimiyeti sağlamak için topyekûn bir savaş başlattığını söylüyor. Bu iddiayı ciddiye alacak ve bu taktiğin sonuç alacağını söyleyecek bir akıl sahibi bulunabilir mi? Kimi kandırıyorlar? PKK Türk ordusu ile bir terör örgütü olarak değil, düzenli bir ordu gibi göğüs göğüse mevzi savaşına girecek ve bu savaşı kazanacak öyle mi? Peki Gaziantep'te patlayan bombanın ve ölen sabi çocukların "dönem taktiği" ile ne tür bir ilişkisi var?

 Efsaneler sembolleri ve fikirleri saklarken bazen gerçekleri örtüyor. PKK'nın dağda-şehirde verdiği topyekûn terörü Kürt Ergenekon'u planlayıp icra ediyor. Bu savaşın ne Kürtlerle, ne Kürtlerin haklarıyla ve hayalleriyle ne de Türkiye'yle bir alakası yok. PKK, bir taşeron olarak, bir maşa olarak İran'ın Suriye'nin ateşteki kestanelerini çevirip duruyor. Yanan ateş Nevruz ateşi değil; ciğerimiz yanıyor. Suriye ve İran Türkiye'ye terör ihraç ediyor. PKK bir halk savaşı vermiyor; başkaları adına aldığı ihaleyi yürütüyor; Türkiye'yi taciz ediyor.

Kürt Ergenekon'u bu ülkenin çocuklarının beyinlerini, zalim Dehhak'ın yılanlarına yediriyor. Bilgeliğin ve zulme karşı çıkışın sembolü olan Kawa ise herhalde bir yerlerde zamanın gelmesini bekleyip, dişlerini sıkıyor.

  • Yorumlar 12
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89