• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Kavimleri tokuşturmak

Ahmet Taşgetiren

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan benim arkadaşımdır ve İslami kültürü olan birisidir. Zaman zaman "Türk İslamcılar"ı "milliyetçileşmek"le de suçlamıştır. Ama BDP içinde dura dura mı bilmem, öyle bir söz söylemiş ki, bir "Kürt İslamcı" olarak "milliyetçilik"in daniskasını yaptığı söylenebilir. Aslında ben kendi milletini sevmenin, hele "İslam'a hizmet ettiği" gerekçesiyle sevmenin İslam açısından da kabul edilebilir bulunduğunu biliyorum.

Sapma, diğer kavimleri yargılamaya başladığınızda ortaya çıkıyor. Türkler adına diğer kavimleri yargıladığınızda da bu sapma vardır, Kürtler veya bir başka kavim adına yargıladığınızda da...

Ne söz ne söz!


Ne söylemiş Altan Tan, bakalım:

"Kürtler Ortadoğu'da dini, İslam'ı çıkarlarına alet etmeden İslami tabirle Allah rızası için Müslüman olan tek kavimdir. Çünkü diğer bütün kavimler Türkler, Araplar, İranlılar uzunca bir müddet dini siyasi iktidarlarına alet ettiler. Bununla da milli çıkarlarıyla dini iç içe vererek farklı bir sentez ve farklı bir siyasal yapı oluşturdular. Bundan da İslam ümmeti rahat etmedi. Şimdi bazen lafı çok doğru söylediğiniz vakit biraz acı geliyor insana. Diyorlar ki bu laf doğru olsa bile bunu niye böyle kör parmağın kör gözüne söylüyorsun? Fakat söylemediğin vakit de meramını ifade edemiyorsun."
Devam ediyor Altan Tan:

"Osmanlı devletinin İstanbul'dan önce başkenti Edirne'ydi. Bir Avrupa devletiydi. Topraklarının büyük bir kısmı da Yavuz dönemine kadar Avrupa'daydı. Ama bugün İstanbul'un 200 kilometre ötesinde yok. Bakın 200 kilometre. Edirne'den o yanı yok. Bundan ders almak lazım. Eğer bir ilim, irfan, tebliğ, irşat hakikaten anlatıldığı gibi bir ilay-ı Kelimetullah olsaydı tacirlerin ve isimsiz kahramanların, Sufilerin isimleri ucu Endonezya'da Malezya'da çıktı. Siz 500 yılda İstanbul'dan 200 kilometre öteye gidemediniz, kalamadınız. Kalamazlar da. Bunlardan da ders almak lazım."

Altan kardeşim, bu ifadeleri tekrar okudu ve üzerinde düşündü mü bilmiyorum, neresinden başlamak ve hangi kantara vurmak lazım bu sözleri?

"Allah rızası için Müslüman olan tek kavim" ifadesi mesela. Bir kere Müslüman olmak "kavim kavim" olunan bir şey değil. Bir kavmin imanını toptan "Allah rızası için oldu-olmadı" diye sorgulayamazsınız.

"Türkler, Araplar, İranlılar bir hesapla Müslüman olmuşlar..."
"Laf doğru olsa bile söylemeyin" diyorlarmış Altan Tan'a... Altan Tan, "Laf doğru olsa bile" böyle konuşmanın gıybet olduğunu, gıybetin de "bir kardeşini manen öldürüp etini çiğnemek demek olduğunu, doğru olmayan lafı söylemenin de iftira kapsamına girdiğini" bilir.

Bir kavmi gıybet etmenin vebali


Bu konuda hassas olanlar, bir kişiyi gıybet etmekle bir kavmi, kavimleri gıybet etmenin farklılığına da işaret ederler ve suçladığınız tüm kavimden helallik almanız gerektiğini belirtirler.

Bunları Altan Tan'ın bu konularda biraz hassas olduğunu bildiğim için yazıyorum. Bir ahiret kaygısı bulunmadığını düşünsem zaten yazmam.

Türkler'in, Araplar'ın, İranlılar'ın tüm zamanlardaki İslam'la ilgilerini kavmi bir hesaba bağlamak, tüm tarihi tek boyutlu okumak anlamına geliyorsa, bu da, "Kürt milliyetçiliği" adına gözü kapalı bir biçme operasyonu değil mi?

Söylediğimiz sözlerin mesela Ebu Eyyub el Ensari'ye dokunan bir yanı varsa, Allah'tan korkmak lazım. "Edirne'den 200 kilometre öteye gidememiş Osmanlı." 200 kilometre öteye gidip de şehadet şerbetini içenleri yargılarken Allah'tan korkmak lazım.

Ya da şöyle söyleyeyim: İnsanın ağzından çıkanı kulağının duyması lazım.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89