• BIST 106.919
  • Altın 140,862
  • Dolar 3,5378
  • Euro 4,0661
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 27 °C

Kasımda barış başkadır

Yıldıray Oğur

Mart ayında Seul’deki Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde o mikrofon açık kaldığından beri tüm takvimler kasım ayını gösterdi, tüm randevular kasımdan sonraya verildi.

Zirve sırasındaki ortak basın toplantısından önce masadaki mikrofonun açık olduğunu unutan (belki de farkındadır) Obama, görevi iki ay sonra Putin’e devredecek olan Medvedev’e doğru eğilip şöyle demişti: “Füze kalkanıyla ilgili sorunu çözeceğiz. Ama şu çok önemli, o (Putin) bana zaman tanımalı. Bu benim son seçimim olacak. Seçimden sonra daha esnek olma şansım var.”

İşte o beklenen kasım ayı geldi. Eğer Ohiolular ve Floridalılar bütün dünyaya bir kazık atmazsa Obama’nın “Son seçimim. Daha esnek olma şansım var” dediği ikinci dönemi yarından itibaren başlayacak.

Obama’nın daha esnek ve rahat olması beklenen ilk adres şüphesiz Suriye. ABD’nin Suriye’de kasımla birlikte topa gireceğinin ilk işareti de Clinton’ın bir türlü güçlü iktidar alternatifi yaratamayan Suriye muhalefetine verdiği muhtıra. Dün başlayan Doha’daki zirveyle Suriye muhalefeti uluslararası toplumu tedirgin eden, Türkiye’yi de rahatsız eden radikal grupların nüfuzundan ve tek renklilikten nihayet kurtarılacak.

Esed’in gidiş takviminin belirmesiyle kasım ayı Ortadoğu’nun soğuk savaş dönemin bitişi için kritik bir tarih olacak.

İşte tam burası bizi de ilgilendiriyor.

Ortadoğu’da soğuk savaşın bitmesi demek, iktidar olmanın ve muhalefet etmenin tek yolunun silah ve şiddetten geçtiği düşüncesinin tarihe gömülmesi demek. Bugün Ortadoğu’da artık illegalite yerine meşruiyet, silahlı mücadele yerine siyasi mücadele yükselen değer.

Bunu demokratik usullerle lider değiştiren Filistin’deki Hamas da anladı, devrimlerin ardından selefi radikalliği ve şiddetiyle karşı karşıya kalan Müslüman Kardeşler de, hatta mezar evlerden yasal parti kurmaya doğru evrilen Türkiye’deki Hizbullah da. Bunu PKK da anlayacak. Suriyeli muhaliflere farklılıklara saygı tavsiyesinde bulunan Türkiye de.

Karamsarlar, aşırı politize olmuşlar, kötümserler görmese de Türkiye’yi Kürt sorununu çözme yolunda tutan da John Lennon’un reenkarne olmuşu siyasilerin iyi kalpliliği değil, zamanın bu ruhu. İyi ki de öyle yoksa prompterın bile artık nobranlıklarını gizleyemediği politikacılara, 11 yaşında özürlü çocuğu düğün çıkışı öldüren bir örgüte laf edemeyen barışseverlere, dava için bedenlerini ölüme yatıranlara methiyeler yağdıran liberallere, solculara kalsaydı, birkaç yüzyıl daha herkes vicdan ve ahlak adına birbirini öldürüp dururdu.

İnişler çıkışlar olsa da Türkiye çözüm yolunda ilerleyecek ve bu arabayı gündelik sözler yoldan çıkaramayacak.

PKK içinde de başta Öcalan olmak üzere, Ortadoğu’da soğuk savaşın bittiğini, silahın devrinin kapandığını görenler de var, çöken “ancien regime”ın son kalıntılarıyla direnenler de var.

O eski dünyadan yadigâr Devrimci Halk Savaşı tezleri geçen yaz bir kez daha çökünce, yine insanların davalar uğruna çok rahat feda edilebildiği o eski dünyadan kalma (onlarca sivili öldürmüş en Batılı IRA’nın da dâhil olduğu) açlık grevlerini başlattılar.

Geçen yıl kazık attığı Öcalan’a bu grevlerle saygılarını sunan Kandil’in açlık grevleri için Başbakan’ın İmralı’yla görüşürüz açıklamasının hemen sonrasını seçmesi sürpriz olmasa gerek. Yoksa Kürtçe anadilde eğitim, PKK yaz boyunca karakol basarken de Kürtlerin ortak bir talebiydi.

Muhtemelen müzakere takviminden önceden haberdar olan Kandil, ön alarak atılacak adımların kendi siyasi mücadelelerin sonucu olduğunu ispatlamak derdinde. Oslo’da devletin bir adım olarak yol kontrollerini kaldırmasını bile bomba sevkiyatıyla değerlendirdiğini o ses kaydından duyduğumuz PKK, müzakere sırasında da örgütsel çıkarını en başa koymaktan, mağduriyetler üzerine siyaset yapmaktan vazgeçmiyor.

Ama kasım takvimi start aldı.

Dün açlık grevleri konusunda hükümet adına konuşan Arınç “Bu siyasi taleplerin hemen hemen ikisi esasen bugün için çözülmüş durumda. Diğer konu ise üzerinde çalışılması ve zaman içerisinde değerlendirilmesi gereken konulardır” diyerek açlık grevlerinin iki talebine olumlu yanıt verdi, bir açlık grevi sonucunda elde edileceğine herhalde PKK’nın da inanmadığı anadilde eğitim için de kapıları açtı.

Başbakan’ın idam çıkışı için de “Bu hükümetimizin bir kararı değildir. Parlamentomuzun da bir kararı değildir. Meclis grubumuzun da bir kararı değildir” dedi. AKP’nin 2002’de göreve gelir gelmez yasal değişiklikle gündemden çıkardığı idamla ilgili Başbakan’ın garip çıkışının müzakereler sırasında bir rest olduğu açık. Herhâlde BDP’nin “Öcalan serbest kalsın” diye el yükseltmesine karşı “ama bak halk da idamın geri gelmesini istiyor” diye bir tür şantajdı bu.

“Bu dille mi, böyle şantajlarla mı barış gelecek?” Korkarım, evet. Barış yapmak galiba şık beyefendilerin işi değil.

2011 seçimlerinden önce “Ben olsam Öcalan’ı asardım” diyen Erdoğan’ın, birkaç ay sonra o Öcalan’la barış konseyi kurulmasında anlaştığını bilenlerin içi rahat olabilir.

Kasım barış takviminin ikinci ayağı Türkiye’yi dünyada zor durumda bırakan terör yasalarının değişeceği 4. Yargı Paketi olacak. (Hatırlayalım; o berbat terör yasası bazı liberallerin AKP’nin altın çağı dediği, AB ile en iyi ilişkilerin olduğu yıl çıkarılmıştı.) Yeni Şafak’ın manşetten verdiği haberde bu yasa değişikliği sonrası şiddete doğrudan bulaşmamış tutuklu gazeteciler ve KCK’lıların serbest kalacağının altı çiziliyordu.

Arada gözden kaçsa da TBMM Anayasa Komisyonu’nda vatandaşlık tanımı ile ilgili partilerin teklifleri de kamuoyuna yansıdı. AKP’nin Türklük tanımını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına çevirme iradesi böylece açıkça beyan edilmiş oldu. (CHP’nin hâlâ Türk kelimesindeki ısrarı konusunda herhâlde CHP’ye umut başlamış sol-liberal aydınlar bir şeyler yaparlar.)

Bu üç madde ne hoş tesadüftür ki bir ay kadar önce bu köşedeki çözüm için yedi adımın ilk üç adımına denk geliyor. Dördüncü adımı artık bir zahmet arşivden bulunuz.

Ama önce esas büyük adımı Amerikalılardan bekliyoruz. Haydi, Hüseyin Obama!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89