• BIST 89.282
  • Altın 145,513
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 15 °C

Karayılan ne demek istiyor?

Hilal Kaplan

Murat Karayılan'ın, gazeteci Avni Özgürel'e verdiği röportajdaki bazı sözlerini tevil eden yeni açıklaması 'PKK'da kafalar karışık' denmesine yol açtı. Gerçekten böyle mi?

Öncelikle Karayılan'ın Özgürel röportajını tevil edişinin, röportajın yayınlanmasından nerdeyse bir ay sonra olduğuna dikkat çekmek isterim. İsterse ertesi gün yanlış aktarıldığını düşündüğü sözlerini düzetebilecek imkâna sahip birisinin bu kadar beklemesi ve tam da 'askerî çözüm sürecindeyiz' açıklamasında bulunan PKK'lı Duran Kalkan'ın açıklamalarından hemen sonra bu düzeltmeye girişmesi anlamlı. Çünkü içinden geçtiğimiz süreçte Karayılan'ın Özgürel'e söyledikleri onun nerdeyse BDP'den bile daha yumuşak bir söyleme sahip olduğu imajını yarattı ve bu örgüt ilişkileri bağlamından bakıldığında 'arızalı' bulunabilir.

Söylediklerine bakınca gördüğüm tablo şöyle:

Karayılan, 'askerî çözüm' söylemini etkisizleştirmek için bir yandan 'bizi teslim almak istiyorlar' şeklinde üslubunu sertleştirirken, diğer yandan da çözümün adresi olarak hâlâ Meclis'i gördüklerinin altını çizmiş. Bir yandan ajitatif bir dille yürütmenin ve yargının bazı icraatlarını kötülerken, diğer yandan hükümetin hâlâ meseleyi çözmek bağlamında en yetkili mercii olduğunu vurgulamış. Kalkan, 'Suriye'deki fırsatlar' argümanını ima eden Kalkan'a karşılık, Karayılan da Öcalan gibi tek devlet çatısı altında beraber yaşamak tavrını savunmuş. Yani bazılarının iddia ettiği gibi Karayılan'ın Kalkan'ın değil, Zana'nın elini güçlendirdiğini düşünüyorum. Tüm bunlar PKK içinde hem fikrî hem de 'coğrafî' bir ayrışma olduğunu görmememize de engel değil elbette.

Diyaloğun devam edebilmesi ve çözümün siyaset alanı içinde çözülmesi için Ak Parti'ye de sorumluluk düşüyor. PKK kitlesini PKK'ya karşı olmaya ikna etmek gibi defalarca denenmiş, sonuç vermesi çok da mümkün olmayan bir işe girişmektense, vizyon sahibi bir barış dili geliştirmek katkı sağlayabilir. Sadece 'Kapımız her zaman açık' demek çözüm için yeterli değil.

Ak Parti, ses verdi!

Cuma günü yayınlanan yazımda Salih Mirzabeyoğlu'nun 28 Şubat sürecinde yaşadığı haksızlığı tekrar gündeme getirip, 28 Şubat yargı kararlarının iptali noktasında hem CHP'nin hem de BDP'nin olumlu manada inisiyatif aldığından bahsetmiş ve 'Ak Parti'den neden ses yok?' diye sormuştum.

Bunun üzerine Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mehmet Metiner aradı ve konu hakkında değerlendirmelerini paylaştı. Öncelikle basına sunulmayan bir bilgiyi bu vesileyle aktarmış olayım. Mehmet Metiner, geçtiğimiz hafta başı, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ile beraber Salih Mirzabeyoğlu'nu kaldığı Bolu F-Tipi Cezaevi'nde ziyaret etmişler. Metiner, Mirzabeyoğlu'nun aile ve avukatlarıyla da görüştüklerini ve dava dosyasını dikkatle inceleyerek kendi inisiyatifleriyle bu ziyareti gerçekleştirdiklerini anlattı. Mirzabeyoğlu davasına ilişkinse 'tam bir hukuk faciası' tanımlamasında bulundu. Sürecin ifade, sorgu ve mahkeme boyutlarını ayrıntısıyla araştırdığını ve sonucun tam bir 'yargısız infaz' olduğunu düşündüğünü söyledi. Son gelişmeler ışığında Mirzabeyoğlu özelinde tüm 28 Şubat yargısı mağdurları için biraz daha umutlandım. Gelecek yasama döneminde nasıl gelişmeler olacak, inşallah takip etmeye devam edeceğim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89