• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 11 °C

Kapı ve Hendek: Kurdistana sahip çıkmak

Hamid Omeri

Rojava'da ya “Kanton demokrasimizden payınızı alın ya da sizi yok sayarız” düşüncesine dair politik ilgi alanlarının darlığı-genişliği bağlamında yaklaşmak kişiyi hain, işbirlikçi, petrolcü, bezirgân, bölücü, paracı vs. yapabilme potansiyeline sahiptir. “Paraya boğulanlar”dan tutun da daha nice sözler duyabilir bu çerçevede sözler edebilecek olan herhangi biri. Zira birkaç röportaj ve demeç okuyunca Rojava'da siyaset yürütenlerin siyaset dilinin sarsıcı bir ötekileştirmeyle donandığına rahatlıkla tanıklık edebiliriz. Dikkat çeken ise Rojava'ya dair okunan, izlenen her haberin, demecin ya da gelişmenin Kuzey Kurdistan'da ve Türkiye'de yaşanılan zorlukların bir alegorisi olarak belirmesi halidir. PKK'li olunmadığı sürece “yurtsever” olmanın da mümkün olunmadığının dayatıldığı zamanlardan bahsediyorum. Şimdilerde ise biat edilmediği sürece var olmanın mümkün olunmayacağı, “özgürlükçü” olunamayacağı ve geleceğe dair öngörü sahiplerinin “ufku”na erişilemeyeceğinin iddia edilmesi gibi. Bu hallerin huzursuzluğumuzu arttırması bir yana yalnız kalmayı başarmamızla ne denli bir etki gücünün olduğu daha derinlikli değerlendirmelere de son derece açık. 

Yazılan yazılar ve değerlendirmelerde genel itibarla “Rojava”nın yalnızlaştırılması üzerinde ısrarla duruluyor ve vurgu özellikle duygular çerçevesinde buraya kaydırılıyor. “Rojava'nın yalnızlaştırılması”na dair edilen sözler 'öteki' sayılarak 'düşman' ve 'tetikçi' addedilenlere ya da “Kanton” fikrine sıcak bakmayan herkesi reddeden ve yakın durdukları yönetimlere hakaretler etmekle daha da anlaşılmaz bir hal alıyor. Kantonların belirlenmesinde doğrudan belirleyici güç olan yapının neden bu kadar yalnız kaldığını ya da kendini yalnız bıraktığını salt “herkes bize düşman” ile açıklamaya çalışmak reel siyasetin görünen taraflarına aykırı. Kantonların ilan edildiği ülkenin bütünlüğünden yana durarak ve gidecek mi kalacak mı senaryolarına rağmen bahse konu rejimle herhangi bir problemin yaşanmıyor olması günün moda tabiriyle zamanlama açısından oldukça manidar. Şimdi bu cümle kuruldu diye hızlı kalemşörler bir de rejimi üzerimize salmak istiyorlar cümleleri kurabilirler. 

Bugünlerde olduğu gibi Semalka sorununun baş gösterdiği dönemlerde hızlı abiler yine yaylım ateşine başlamış ve hiç kimseyi affetmemişlerdi. Peki sonra ne oldu? Sözlerini unuttular ya da unutturmak istediler. Oysa imzalanan bir antlaşmanın gerekleri yerine getirilmemişti. Uzun uzadıya edilen hakaretler, küfürler eli kalem tutan yazarlara yakıştı mı peki elbette yakışmadı. Çünkü başkalarına gösterdikleri sabrı kendilerine göstermediler ve yaşananların hikmetini anlamadıkları gibi anlamak da istemediler. Israrla hayallerde bir bütün olan Kurdistan'ı bölmeye hizmet ettiler. Şimdi ise Hendek meselesi daha büyük hakaretlere kapı araladı. İlginçtir daha önce soruna dönüşen kapı şimdi Güney tarafından açık ancak Rojava tarafında kapalı. Kapı olayında olduğu gibi şimdilerde Hendek konusunda da yorumların ve kanaatlerin çok keskin yapıldığını düşünüyorum. En son söylenecek ya da hiç söylenmemesi gereken sözler en başta ediliyor. Oysa hiçbir söz boşa gitmez ve öyle ya da böyle mutlaka etkisini gösterir. Yeterince bölünmüş Kurdistan'ın daha da fazla bölünmesini hiçbir vicdan sahibi kabul etmez. Ancak Federal Kurdistan ve Barzani Kurdistan'ı bölüyor yaklaşımını da vicdan sahibi hiç kimse kabul etmez diye düşünüyorum. Elbette korunmayı ve muhafazayı çağrıştıran Hendek meselesine dair Kapı meselesinde olduğu gibi zaman en doğru cevabı verecektir. Zira muhafaza çabasının neye ve kime karşı olduğu çok önemlidir. Kavram olarak ya baş gösteren bir tehlikeye ya da tehlikenin yaklaştığına işaret eder. 

Bu korunma çabası eğer sahiden Rojava'daki Kurdistanlılara karşı ise derli toplu düşünmemiz lazım. Ancak öteden beri her meselede suçlanan KDP'nin yaptığı açıklama Hendek meselesinde kendilerinin bir etkisinin olmadığını bunun bir devlet ve hükümet politikası olduğunu ortaya koydu. Salt bu açıklama bana göre Güney ve Rojava arasındaki Hendek olayını açıklamaya yeterli değil. Ancak belli bir politik yaklaşım çerçevesinde eylemeler ortaya koymak sorunu çözmediği gibi aksine sorunun daha da derinleşmesine yol açmaktadır. Üstelik böylesi gelişmeleri Kürtler arasında nifaka dönüştürmek isteyenler de eğer elleri tetikte ve klavye tuşlarında hazır kıta bekliyorlarsa çok daha dikkatli olmakta fayda var.  

Uluslararası arenada belli bir saygınlığı ve meşruiyeti olan Federal Kurdistan Yönetimi Başkanı Sayın Mesud Barzani, “Kurdistan'ın özgürleşmesi yakın” diyerek bölgeye uzaktan yakından ilgisi olan bütün ülkeleri ilgilendiren bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın yapıldığı günlerde Kürtler arasında Sayın Barzani'nin isminin bir algı operasyonu ile zayıflatılmaya çalışılması son derece manidardır. Rojava Kurdistanındaki Kürtlerin Güney Kurdistan'a geçmesi imkansız değildir. Ancak bölgede yaşanan gelişmeler farklı tedbirlerin alınmasını elzem kılabilir. Hendek kavram olarak yaralayıcı bir anlam dünyasına sahip olsa da Federal Kurdistan Hükümeti tarafından yapılacak bir iki açıklama ile anlaşılır kılanabilir diye düşünüyorum. 

Rojava ve 'kazanımları' üzerinde çok duralım; durmakta fayda var ancak Federal Kurdistan'ın yalnızlaştırılması ve muhasara altına alınma çabalarını da görmezden gelmeyelim. Çünkü Kurdistan halkının şu ana değin en büyük ve meşru kazanımı bağımsızlığa doğru giden Federal Kurdistan Yönetimidir. Diğer parçalarda elde edilen kazanımlara sahip çıkmak ve korumak gerektiği gibi Güney Kurdistan'a ve değerlerine sahip çıkmak da bütün Kürtlerin mesuliyeti olmalıdır. Keyfi ve sorumluluk bilincinden yoksun bir şekilde yapılan açıklama ve paylaşımlar ile Kurdistan'a ve değerlerine hakaret etmek kimseye bir fayda sağlamaz. Zira Kürtler arasında ayrılığa ve gayrılığa katkı sağlayan her söz ve açıklama bizim ve ülkemizin yalnızlığını daha da koyulaştırmaktadır. Biraz daha sabredelim zira hiçbir “denge” ve “iktidar” Kurdistan kadar güzel ve güçlü olamaz; olmamalıdır.  

  • Yorumlar 15
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89