• BIST 83.124
  • Altın 147,600
  • Dolar 3,7839
  • Euro 4,0578
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin -3 °C

Kanlı düğümü çözebilmek

Bayram Bozyel

Bugün Kürdistan'da akıl ve izanla açıklanamayacak bir savaş yaşanıyor.

Yüzyıldır çözümsüz bırakılan Kürt sorunu, sonunda bir kör düğüme dönüştü. Mevcut açmazı çözmeye yönelik görünürde hiç bir ışık yok. Geleceğe ilişkin tam bir çaresizlik hali ve belirsizlik söz konusu.

Bugünkü kanlı tablo esas olarak devletin Kürt sorununda izlediği geleneksel inkar politikasının bir sonucu. Ancak böyle bir tespit Kürt halkı adına ortaya çıkanların her yaptığının doğru olduğu anlamına gelmez. Sürecin bu noktaya gelmesinde Kürt tarafını sorumluluktan kurtarmaz.

Çözüm beklentisinden savaş iklimine

Uzun bir zamandan beri Kürt sorununda silahların devreden çıkartılması gereğinden söz ediliyordu. Silahlı mücadelenin artık Kürt davasına zarar verdiği belirtiliyordu. PKK lideri Abdullah Öcalan, 2013 Newrozu'ndaki açıklamasında Kürt kamuoyunda genel kabul gören bu gerçeği bir kez daha dillendirdi. Başka bir ifade ile Kürt kamuoyunun söz konusu ortak beklentisini paylaştığını gösterdi. ''Silahlar susacak, siyaset konuşacaktı.'' Üstelik bu tespit ''stratejik bir yaklaşım'' olarak benimsenecekti.

Bu genel belirlemeler ışığında PKK silahlı güçlerini sınır dışına çekecek, ardından da çözüm için diğer adımlar gelecekti. Ancak ne silahlar dışarı çıktı ne de ardından başka adımlar geldi.

Esasen Çözüm süreci denen şeyin o günden çöktüğü açıktı. O günden itibaren gerilim tırmanmaya başlamış, süreçteki zehirlenme oranı giderek artmıştı. Ancak taraflar, seçimleri kurtarmak adına yine de masada duruyor görüntüsünü sürdürdüler ve halkı bir süre daha oyalamayı başardılar.

Seçimlerden sonra kanlı bir kapışmanın yaşanacağı ise açıktı.

Hükümetin PKK'nin üzerine gideceği gerçeği, görmek isteyen herkesin görebileceği bir şeydi. Şaşırtıcı olan, PKK'nin, devletin savaş çağrısına balıklama atlaması oldu.

Kürt toplumu 30 yıllık savaş ve çatışmanın yorgunluğundan kurtulmaya çalışırken ve 7 Haziran'da barışçıl çözüm için büyük bir enerji ortaya çıkartmışken, kendini bir daha savaşın ortasında buldu. Kürtler silahlı mücadelenin sonlanmasını beklerken, savaş bu kez onları can evinden vurdu. Ateş evlerine düştü.

Savaş ölümcül hata

Savaşın kentlere taşınması Kürtlere için ölümcül bir hatadır. Bugün Kürdistan kentlerinde yaşanan çatışmalar Kürt ulusal hareketi için telafisi zor yıkımlara yol açıyor. Sadece bin yıllık kültürel değerlerimiz yakılıp yıkılmakla kalmıyor, Kürtler benzeri görülmemiş insani dramlar yaşıyor. Kürt ulusal hareketinin toplumsal tabanında büyük kırılmalar söz konusu. Halkımız, gençlerimiz açık seçik bir katliam ile yüz yüze.

Mevcut savaşın Kürtler bakımından savunulacak hiç bir yanı yok. Bu savaşın ne PKK'ye ne de Kürt halkına bir yararı var. Ortada kontrolsüz, hedef ve stratejiden yoksun bir durum söz konusu. İşin nereye gideceğini kestiren yok. Böylesi bir Kürt savaşı olamaz. Aksine bu Kürtlerin evine tutuşturulmuş bir ateş. Kürtler, dün silahlı mücadeleyi onaylamıyordu, bu savaşa ise topyekun karşı.

PKK, Kürt halkının, STK ve Kürt aydınlarının, Kürt dostlarının, Kürdistan örgütlerinin sesine kulak vermeli, izlediği bu yanlıştan vazgeçmeli. Yaptığı işin verilen kayıplara değmediğini görmeli.

Yaşananlar katliam değilse...

Devletin tutumu ise çözüm anlayışından uzak. Bir devletin kendi kentlerini tank ve toplarla kuşatmasının olağan hukuk ilkeleriyle hiç bir ilgisi yok. Gelinen aşamada hükumet güvenlik politikalarına teslim olmakla kalmamış, bir imha politikasına yönelmiş durumda. Bilmiyorum, yüzlerce gencin ve sivilin öldürülmesi katliam tanımı için yetmiyorsa, daha ne kadarına ihtiyaç var. Ölenlerin cenazeleri günlerce kaldırılamıyor, kadınlar ve çocuklar her gün sokak ortasında vuruluyor, on binlerce sivil aylarca muhasara altında tutuluyorsa ortada sıradan bir savaş hukukundan bile söz edilemeyeceği açık.

Devlet, tank ve toplarla Kürt kentlerini yıkıp ele geçirebilir. Bu maharet değil. Maharet, bu noktaya gelmeden sorunu çözmek, kan dökmeden bir hal yolunu bulabilmektir. Bu savaşın kazananı yoktur. Bu önceden kaybedilmiş bir savaştır. Devlet sağduyusunu yitirmiş bir ruh hali içinde. Ezip geçmek dışında gündeminde bir çözüm görünmemekte.

Bu savaş en başta Kürt halkının canını yakmakta, Kürdistan'ı harabeye dönüştürmektedir. Ama aynı zamanda Türk devletinin temelinde ciddi çatlaklara yol açmaktadır. Kimse tank namlusunun ucunda zafer aramamalı. ''Önce ezer ardından masaya otururum'' hesabı gerçek hayatta her zaman karşılık bulmayabilir.

Her şeye rağmen geç değil

Gerçek şu ki mevcut çatışma durumu sürdürülemez. Çünkü girilen çıkmazda gidilecek yol kalmadı. Savaşta ısrar herkes için intihar anlamına gelir.

Yanlıştan dönmek için hala vakit var. Sağduyuyu yitirenler olsa bile toplumun tümü aklını kaybetmiş değildir. Bu topraklarda hala barışa, özgürlüğe, adalete inancını yitirmemiş hatırı sayılır bir toplumsal kesim var. Bu, mevcut çıkmazdan çıkış için önemli bir fırsattır.

Belki mevcut çatışmanın dondurulmasından işe başlanabilir.

Gerilim ve çatışma dili yerine çözüme imkan tanıyan bir üslup öne çıkarılabilir.

Diyalog için yeniden kapılar aralanabilir.

Yeni bir çatışmasızlık ve diyalog süreci için Türkiye'nin hatırı sayılır bir hafızası var. Yeter ki hükumet, bu yolun yol olmadığını anlasın. Yeni bir diyalog süreci başlatmak için akil adamlardan da, Öcalan'dan da, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nden de katkı alınabilir. Farklı Kürt partileri devreye girebilir. Bir diyalog sürecinin Kürt ve Türk toplumundan destek alacağı kesin. Bir çatışmasızlık ya da diyalog sürecinin sağlıklı yürümesi için, hükumetin mutlaka bir reform paketiyle ortaya çıkması gerekir. Hükumetin uzlaşı sağlamak amacıyla başlattığı yeni anayasa görüşmeleri bunun için bir fırsata dönüştürülebilir.

Bir on yıl sonra yeni pişmanlıklar yaşamamak için bugün asla geç değil.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89