• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

Kandil'le görüşmeler süreci nasıl etkiler?

Kurtuluş Tayiz

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın, İmralı'nın yanı sıra Kandil'le de görüşülebileceğini açıklaması çözüm süreci açısından son derece önemli bir teklifti. Bu açıklamaya Kandil'den de olumlu yanıt geldi. Devlet ile İmralı arasında süren görüşmelere Kandil'in de dahil olması sürecin eksik olan bir ayağının tamamlanması anlamına gelir ki bu, süreci hızlandıracağı gibi olası yol kazalarının da önüne geçer. Bunun için Kandil'le de görüşmelerin bir an önce başlamasında fayda var.

Çözüm sürecinde bugüne kadar karşılaşılan pek çok sorunun kaynağında "diyalog yetersizliği" bulunuyor. Kabul edelim ki görüşme zemininin dışında kalanlar, masadakilerin taşıdığı sorumluluğu aynı oranda taşımaz. Sürece dolaylı katılımından ötürü de Kandil'in masada oturanların kaygı ve endişelerini anlaması daha zor. Masanın dışında olmanın getirdiği özgürlük ile hareket ettikleri için, bilerek veya bilmeyerek çok kere süreci zorlayacak çıkış ve eylemlerde bulundular. Çekilmeyi durdurmaları, Güneydoğu sokaklarını sürekli gergin tutmaları, yol kesme ve mahalle baskınları ile süreci provokasyona açık hale getirmeleri, biraz da masanın dışında kalmanın getirdiği "özgürlük" ile alakalı. Görüşme zemininin dışında oldukları için silaha hala aynı alışkanlıkla sarılıyorlar. Ama masaya oturduklarında siyasete yakın, silaha uzak olacaklar. İstedikleri zaman silahları konuşturamayacaklar. Masayı devirdiklerinde karşılarında demokratik kamuoyunu bulacaklar. Masadan kalkmanın hesabını halka vermek zorunda kalacaklar. Suçu öyle kolayca Öcalan'ın üzerine atamayacaklar. "Apo'yu oyalıyorlar, kandırıyorlar" diyemeyecekler.

Çözüm sürecinin hız kazandığı bu süreçte Kandil’in de masadaki yerini alması, en azından artık süreci zorlayacak bahaneler öne sürmelerini zorlaştıracak. Pek çok sorun aşılacak, olası yol kazalarının da önüne geçilmiş olacak.

İran, Irak ve Suriye'deki varlığı da göz önüne alındığında Kandil'le yakından temas kurmanın önemi daha iyi anlaşılır. IŞİD saldırılarıyla Batılı devletler PKK'yı "terör listesi"nden çıkarmayı konuşurken, İran neredeyse her gün Kandil'de toplantı üstüne toplantı yaparken,Türkiye'nin bu denklemin dışında kalması düşünülemez. Bölge devletlerinin ve hatta Türkiye'deki derin güç merkezlerinin Kandil üzerinde bu kadar etki kurma hesabı yaparken, hükümetin sadece İmralı ile ilişkili olması yeterli olmaz. Kandil'le de daha yakın bir diyalog, ilişki kurması şart.

Ayrıca Kandil ile doğrudan temas, çözüm sürecinin geldiği aşamada zaten kaçınılmaz. Sürecin bu aşamasında artık eve dönüş ve örgütün demokratik siyasete katılması tartışılıyor. Bunu İmralı veya HDP ile yapılacak görüşmelerle çözebilmek mümkün değil; bunlar ancak doğrudan dağdakilerle görüşülerek halledilebilecek konulardır.

HDP heyetinin ayda bir Kandil'e çıkıp KCK yöneticileriyle görüşmesi, süreci belli bir aşamaya getirmiş olsa da Kandil'in devlet ile doğrudan görüşmesinin yaratacağı etkiyi yaratamazdı. Bu dolaylı ilişki bir yere kadar yararlı oldu, bundan sonrasına yetmez. Bugüne kadar sırtında küfeyi taşıyan Öcalan'dı; Kandil'in de küfeyi sırtlamasının zamanı geldi. Kandil ile doğrudan görüşmeler başladığında özgürlük ve sorumluluk ilişkisi daha iyi kavranacağından, canları her sıkıldığında silahları öne süremeyeceklerdir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89