• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 30 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 19 °C

Kadınlar ve fitne söylemi

Hidayet Şefkatli Tuksal

Bir önceki yazımda, cemaat-hükümet gerginliği üzerine görüş beyan edenlerin bir kısmının kullandığı “fitne” kavramını ortaya çıkaran olaylar üzerine tarihsel bir projeksiyon yapmaya çalışmıştım. Yazımda da görülebileceği gibi başlangıçta “siyaset” alanında ortaya çıkan bir kavram olan “fitne”nin daha sonraları siyasi istikrarın bir şekilde sağlanmasından sonra ortadan kalkmak yerine özelleştiğini ve “kadın”la ilgili mevzulara hasredildiğini görüyoruz. Bu yazımda fitne söyleminin bu boyutuna değineceğim.

Hicret denen kutlu miladın üzerinden 30 yıl geçmeden başlayan siyasi kargaşalıklar, h.40 yılında Hz. Ali’nin öldürülmesiyle başka bir boyuta evrildi. Bu çatışmaların doğurduğu korku ve endişe, yarattığı hayal kırıklığı ve güvensizlik, insanlardaki “âhir zaman” anlayışını güçlendirdi ve İslâm’ın devrimci ruhu yerine içe kapanmacı, pasifist ve bir tür “olağanüstü hal” dönemi geçerli hale geldi. Artık bir “fitne dönemi”nde yaşanıyordu, bu yüzden daha önceki dönemin “normal/olağan” uygulamaları böyle bir dönemde geçerli olamazdı. Bunun kadınlar planındaki tezahürleri, kadınları toplumsal hayattan tamamen dışlamak şeklinde gerçekleşti.

Hz. Peygamber döneminde kurulan yeni tevhîdî toplumun bağımsız birer bireyi olan, iman edip etmemeye kendileri karar veren, gerekirse kocasını-ailesini bırakıp tek başına o günün şartlarında Medîne’ye hicret eden, erkeklere sunulan biat teklifi kendilerine de sunulan, o dönemin en önemli toplumsal eylemi olan cemaat ve bayram namazlarına erkekler gibi iştirak eden, soru soran, itiraz eden, hakkını arayan, emân veren ve hatta savaşan kadınları gitti, yerine bütün bunları yapmaktan men edilen bir “kadınlık” modeli geldi.

Yeni modelde, kadınların bırakın camiye gidip cemaatle namaz kılmasını, evlerinin en kuytu yerinde kılacağı namazın en makbul namaz olacağı söylendi. Bazı fakihler, ancak yaşlı ve çirkin kadınların camiye gelebileceklerine fetva verdiler. Soru soran, itiraz eden, hatta peygamberle tartışan ve bu tartışmasıyla “Mücadele” suresine adını veren Havle gibi kadınlar ortadan kayboldu; kocasına sorgusuz sualsiz itaat eden, kocasının istek ve arzularını emir telakki eden ve yüzünü, sesini dahi başka erkeklerden gizleyen böylece toplumda siyah bir gölgeye dönüşen bir kadınlık modeli teşvik edildi. Bu da yetmedi, uydurma hadislerle Hz. Peygamber konuşturuldu: “Benden sonra size kadınlardan daha büyük bir fitne bırakmadım!” dedirtildi kendisine ve literatür bu benzeri rivayetlerle doldu. (Perşembe günü bir öğrenci kulübünün davetlisi olarak, AÜ İlahiyat Fakültesinde yaptığım sunumda, hadis literatüründe kadın söylemini ortaya koyan örnekler sunduğumda, öğrencilerin yaşadığı şok hala gözümün önünden gitmiyor. Ben de doktora tezimi çalışırken böyle şokları çok yaşamıştım.)

Geleneksel İslami literatürde, hatta ondan mülhem olarak modern İslami literatürde, hala kadınlar sahip oldukları doğal hakları sınırlı bir biçimde kullanması beklenen insanlardır. Erkeklerin fitneye düşmemesi için gereken bütün sorumluluğun ve fedakârlığın, son derece normal bir talepmiş gibi sadece kadınlardan beklenmesi alışılmış bir durumdur. Yıllardır Medîne’de yaşayan, bu yüzden yüzünü peçeyle örten ve refakatinde aileden bir erkek bulunmadan dışarı asla çıkmayan arkadaşımla İstanbul’da buluştuğumuzda, kadınlar için açılan ve çok beğendiği bir kafeden bahsederek, şöyle demişti: “Keşke Medîne’de sadece kadınların kullanabileceği yer altına inşa edilmiş yollar olsa da, yanımıza bir erkek almaya mecbur olmadan istediğimiz yerlere gidebilsek!” Bu sözün içime düşürdüğü acı hala tazeliğini ve sıcaklığını koruyor. Yer üstünde özgürce seyahat hakkı bulunmayan kadınların yer altında özgürlük araması… Ve bunun bile ancak bir fantezi olabilmesi… Yazık, gerçekten yazık…

Bu günlük burada bitiriyorum ancak bu konuya tekrar döneceğim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89