• BIST 105.101
  • Altın 147,354
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1874
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 31 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 28 °C
  • Berlin 11 °C

'İzin verilemez'

Gülay Göktürk

Çözüm sürecinin ilk gününden, hatta ta Oslo’nun deşifre olmasından bu yana, AK Parti’yi “Türkiye’yi bölmekle” suçlayanlar...

Erdoğan’ın PKK’ya kapalı kapılar ardında özerk bölge ya da federasyon (hatta bağımsız devlet) sözü verdiğini iddia edenler...

Şimdi utanmalılar...

Çünkü şu son dönemde yaşanan kriz, bütün bu suçlamaların insafsız iftiralar olduğunu; hükümetin bu görüşmelerde hiçbir şekilde statü pazarlığına girişmediğini ortaya koyuyor.

***

Görüşmelerin başlamasından bu yana, benim kafamda hükümetin PKK’yla neyi görüşebileceği-neyi görüşemeyeceği konusunda çok net çizgiler vardı.

2012 Haziran’ında yazdığım yazılarda soruna ilişkin meseleleri üç grupta toplamıştım:

1. Kürtlerin temel hakları: Bu konu ne PKK’yla ne de başka biriyle müzakere edilebilirdi. Süreçten bağımsız olarak re’sen verilmesi gerekirdi.

2. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti ile nasıl bir idari ilişki içinde yaşayacağı: Bu konu da kesinlikle PKK’yla müzakere edilemezdi. Bu mesele, özgür bir ortamda ve demokratik siyaset içinde Kürtlerin çoğunluğunun vereceği bir karardı.

3. Şiddetin son bulması: PKK’yla müzakereyle çözülebilecek tek konu buydu. Çatışmanın durması, şiddetin son bulması, dağdakilerin indirilmesi ve rehabilitasyonu, Öcalan’ın ve örgütün lider kadrosunun durumu, silah bırakılmasının yol ve yordamı gibi konular elbette PKK’yla pazarlık edilecek ve sonuç olarak PKK’nın silahlı bir örgütten siyasi bir örgüte dönüştürülmesi hedeflenecekti.

Şimdi ortaya çıkan bilgilere ve Yol Haritası’na baktığımızda İmralı buluşmalarında ne temel hakların ne de statü meselesinin masada olduğunu; müzakerelerin meşru sınırlar içinde kaldığını görüyoruz.

Bu işin olumlu ve başarılı yanı... Ama meselenin bir yanı daha var.

Mademki şu anda, 6-7 Ekim’de komaya giren süreci diriltmeye ve yeni bir sayfa açmaya çalışıyoruz; meselenin bir başka boyutunu daha konuşmamız gerekiyor.

Malum, PKK için görüşmelerin tıkandığı nokta statü konusunda bir söz alamamış olması. Ama söz vermemek, baştan yasaklamak, kapıları kapamak anlamı da taşımamalı.

Devletin PKK ile sanki bütün Kürtlerin temsilcisi imiş gibi – statü pazarlığı yapması ne kadar yanlışsa, “şuna şuna izin verilemez” gibi kesin hükümlü cümleler kurması da o kadar yanlıştır.

Eğer siz, demokratik siyasetin yolunu açacağınızı ve sorunların bundan böyle bu platforma taşınacağını vaat ediyorsanız; bu vaadin hemen arkasından, bazı konularda kırmızı çizgi çizip “izin verilenler ve verilmeyenler” ayrımı yapmanız da doğru olmaz. Kırmızı çizgiler sadece vesayet kurumları tarafından siyasetçilerin önüne çizildiğinde değil; yönetenler tarafından yönetilenlerin iradelerine karşı çizildiği zaman da yanlıştır.

Elbette hiçbirimiz şu anda hükümetin siyasi bir süreç içinde şekillenecek olan gelecekle ilgili yorumlar yapmasını, öngörülerde bulunmasını beklemiyoruz; sadece, “izin verilemez” üslubunun hem ilke olarak hem de siyaseten doğru olmadığını söylüyoruz.

Bugünden görmemiz gereken şey, eğer bu iki halk birlikte yaşayacaksa, bunun mutlaka gönüllü bir birlik olması gerektiği ve siyasetin, bu gönüllü birliğin hangi temellerde oluşacağını belirlemek için elimizdeki tek araç olduğudur.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89