• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • Berlin 19 °C

İsviçre barışı neden çöktü

Yıldıray Oğur

PKK- MİT görüşmelerinin internete düşen ses kaydında eski MİT Müsteşar yardımcısı Afet Güneş şöyle diyor: “Habur bizim iki buçuk senedir neredeyse yürüyen tüm ilişkilerimizin Ankara’dan başlayarak söylüyorum özelde kırılma noktasını oluşturdu.”

Aslında bu cümle tek başına bütün bu görüşme sürecinin bir özeti gibi..Sesini duyduğumuz bu görüşmelerin kısa bir hikâyesi daha önce bu köşede (PKK-devlet İsviçre Görüşmeleri- 26 Mayıs 2011) anlatılmıştı.

1993’ten beri başlayan ve çeşitli dönemlerde çeşitli saiklerle ve farklı iktidarlar tarafından yürütülen PKK ile temasların sondan bir önceki serisi olan bu görüşmeler, Afet Güneş’in de söylediği gibi 2006 yılında Ankara’da başladı. MİT Müsteşarı Emre Taner’in girişimiyle başlayan görüşmelerde ilk temas kurulanlar arasında Ahmet Türk gibi sivil Kürt siyasetçiler vardı. Ankara’daki görüşmelere daha sonra 20 yıl sonra cezaevinden çıkan PKK’nın cezaevleri yöneticisi Sabri Ok’la devam edildi. Bunu geçen yıl Taraf’ta yayımladığımız hizmete özel bir Emniyet İstihbarat kitapçığından biliyoruz. Kitapçıkta 2006 yılında Ankara’da, bir yıl önce cezaevinden çıkan PKK’nın cezaevi sorumlusu Sabri Ok ile MİT görevlileri arasında yürütülen temaslardan bahsedilmekteydi.

2005 yılında Kandıra Cezaevi’nden serbest bırakılan Ok, 1998 ateşkisende de temas kurulan isimlerden biriydi. yani ankara’nın yabancısı değil. Manisa’da askerliğini bile yapıp Türkiye’de Kürt siyasetindeki en üst düzey eş’li görevlerden birine oynarken bir anda hakkında açılan bir dava üzerine yurt dışına çıkıyor Ok. (Ses kaydının bir yerinde bu yüzden “Benim hakkımda iddianame hazırlandığı söyleniyor. Bir tarafta kapatılırken bir tarafta açılıyor” diyor.)

Görüşmeler sürerken Türkiye 2007’deki cumhurbaşkanlığı ve emuhtıra kriziyle karışıyor. Seçimlerin ardından görüşmeler Ankara’dan Avrupa’ya taşınıyor. Bu arada Sabri Ok’un da PKK’nın Avrupa sorumlusu olduğunu hatırlatmak gerek. Görüşmelere muhtemelen karşılıklı güven sorusuna aşmak için ve çok büyük bir olasılıkla da PKK’nın talebi üzerine üçüncü ve tarafsız bir ülkenin moderatörlüğü altında yeni bir formatta devam ediliyor.

Bu ülke Oslo’nun adı çok geçtiği için Norveç değil, benim ulaştığım kaynaklara göre İsviçre. Daha önce Oslo’da yürütülen Filistin-İsrail barış görüşmelerinde de ses kaydının yer aldığı videodaki teknik adıyla söylersek “koordinatör ülke” olan İsviçre’deki conflict resolution konusunda uzmanlaşmış bir vakıf arabuluculuk yapıyor PKK devlet arasında.

Bu vakfın Swisspeace olarak bilinen Swiss Peace Foundation olduğu yolundaki iddiaları dün merkezi İsviçre’nin Bern şehrinde olan vakfa sordum. Vakfın içindeki bu konuda çalışan merkezin (Center for Peacebuilding) yöneticisi olan Roland Dittli “böyle giz kapaklı görüşmelerle ilgili bir çalışmaları” olmadığını söyledi. O halde İsviçreli adı belirsiz bir kurumun kolaylaştırıcılığıyla ses kaydındaki birinci, ikinci, üçüncü Oslo diye bahsedilen beş görüşme yapılıyor. Ama bu tüm görüşmelerin Oslo’da yapıldığı anlamına gelmiyor. Avrupa’daki ilk görüşme Oslo’da yapıldığı için bundan sonraki görüşmeler de Oslo olarak adlandırılıyor. Görüşmeler Erbil, Süleymaniye, Almanya’nın da aralarında olduğu farklı yerlerde yapılıyor. Sesini duyduğumuz son görüşme için hakkında kırmızı bültenle arama kararı olan Mustafa Karasu’nun bir uçağa atlayıp Oslo’ya gitmiş olması zor. Muhtemelen bu görüşme Erbil ya da daha da büyük ihtimalle Süleymaniye’de gerçekleşti. O yüzden koordinatör ülke temsilcisi dağa çıkmaktan, Avrupa’ya gitmekten bahsediyor.

Ses kaydını duyduğumuz görüşmenin tarihi ise muhtemelen 2009’un sonu 2010’un başları. Ve yine muhtemelen trafiğin son görüşmesi bu.

Afet Güneş’in dediği gibi bu uzun görüşme trafiğinin kırılma anı Habur.

Habur’daki fiyasko ve ardından gelen Reşadiye baskını yüzünden Başbakan adına Hakan Fiden orada zaten. Fidan o görüşmeye ses kaydında Başbakan’la çözüm konusunda yüzde 95 uyumlu olduğunu söylediği Öcalan’la görüşerek gidiyor. Muhtemelen Öcalan böyle düşünüyorsa sorun kimde o halde sorusuna bir yanıt üzere. Görüşme kayıtlarından sorunun kimde olduğunu gördükleri anlaşılıyor.

Fidan görüşme boyunca sürekli olarak “şu tutuklandı, bu yapılmadı” tartışmasının bırakılıp siyasi bir müzakere yapılması gerektiğinin altını çiziyor. ‘Hükümet risk alıp bu adımları atarken PKK’nın her adımı kendi zaferi gibi sunmasının yanlış olduğunu’ vurguluyor. Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş de Sabri Ok’u açılımları, demokratikleşme adımlarını kullanıp metropolleri patlayıcıyla doldurmakla suçluyor. Habur ve Reşadiye sonrası bile süren bu görüşmelerin devlet tarafı açısından çökmesinin nedeni tam da bu. PKK’nın görüşmeleri güncel örgütsel çıkarları için kullanması, siyasi bir kalıcı çözüm perspektifine sahip olmaması.

Görüşmeleri çökertip 2010 yazında dördüncü savaş dönemini açan PKK açısından da sorun bu aslında. Bu görüşme sürecinde siyasi müzakereyi yapacak, inisiyatif alacak Öcalan ona ısmarlanan bir yol haritası ve upuzun mektuplar dışında devre dışı çünkü.

Öcalan sesini duyduğumuz bu görüşmeler için son görüşme notlarında pek de iyi konuşmuyor:

“2006’da bana çağrıda bulundular. Ahmet Türk onlar üzerinden haber gönderdiler. Bize karşı tasfiye politikalarında başarılı olamayınca, ateşkes için bana haber gönderdiler. Ben tam ikna değildim ama bir çağrıda bulundum. Ahmet Türk onlar politika geliştiremediler. DTP de başarısız kaldı. Bana göre o dönemde yapılan, bir hataydı. Bunun oyun olduğu da sonradan anlaşıldı.”

Sözlerinin devamında Öcalan, “oyun” dediği bu görüşmelerle, kendisiyle yürütülen görüşmeleri birbirinden net bir şekilde ayırıyor: “Birincisi, şimdi bu gelen ve benimle görüşen heyet iyi niyetli bir heyettir. Bu heyet gladio ile bağlantılı değildir.Bu konuda eminim.”

İsviçre barışı çöküyor. 2010 yazında başlayan çatışmalardan sonra 15 Ağustos 2010’da Ramazan Ateşkesi ilan ediliyor. Bundan sonra muhatap doğrudan Öcalan oluyor. Tam ‘barış konseyinden’ bansedilirken, ‘eski görüşülenler’ savaş çıkarmasın mı? Bu barış burada bitmez yani...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89