• BIST 97.859
  • Altın 145,775
  • Dolar 3,5783
  • Euro 3,9984
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 29 °C

İstihbarat savaşlarıyla 7 yılda katiller kaçarken...

Yıldıray Oğur

Hrant Dink öldürüldüğü akşam Taksim Meydanı'nda toplanıp Agos’un önüne yürüyen büyük kalabalık Harbiye Orduevi’nin önünden geçerken grubun sloganları bölündü. Sayıca küçük bir grup orduevine doğru “Katil devlet hesap verecek” diye bağırmaya çalışıyordu. Diğerleri ise o sesleri “Katil AKP”, “Faşizme karşı omuz omuza” diye bağırarak bastırmaya...

Dink davası üzerinden siyasi hesaplaşma o gün başladı ve 7 yıl boyunca da hiç bitmedi. 7 yıl sonunda siyasi angajmanlarını aşıp gerçek katilleri merak eden küçük bir azınlık kaldı geriye.

Top son olarak Erhan Tuncel’in 5. kez değişen ifadeleriyle yeniden Emniyet İstihbarat’ın sahasında. Genel olarak Dink davasına bakanlar bu siyasi ve sonra esas olarak istihbarat kavgasının davayla ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasına vesile olacağını düşünüp, ümitlendi. Ama tam tersi oldu. 7 yıl sonunda herkesin siyasi pozisyonuna göre bir favori katili oldu ve gerçeğin manipülasyona kurban edilmesine çok az insan itiraz etti.

19 Ocak 2007’den beri birbirleriyle çelişen raporlar, iddialar, ifadeler, kitaplar, haberler havada uçuştu.

2009 Ocak ayında çıkan Nedim Şener’in Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabı Emniyet’i, özellikle de Ergenekon operasyonunu yapan Emniyet İstihbaratçılarını sorumlu tutuyordu. 2009’un Kasım ayında ise Taraf’ın yayınladığı Kafes Eylem Planı ise bunun tam tersini: Cinayetin Rahip Santaro, Zirve Katliamı ile birlikte planlanmış bir derin devlet operasyonu olduğunu. Günün sonunda Kafes Eylem Planı davası Poyrazköy Davası ile birleştirildi, unutuldu, davada tutuklu sadece 3 sanık kaldı.

2011 yılında istihbarat savaşları bu kez kitaplar üzerinden yürüdü. Cinayetin yıl dönümünde çıkan Nedim Şener’in Kırmızı Cuma kitabında birden karşımıza Erhan Tuncel’in 2010 yılında Nedim Şener’e yazdığı ve cinayetten polisi sorumlu tutan mektuplar çıktı. Tuncel “Polisler bana yakılmayacağım sözü verdi” diyordu. Cinayeti Emniyet'in planlandığını ima ediyordu.

Aynı tarihlerde çıkan Adem Yavuz Arslan’ın Bir Ermeni Var kitabına göre ise suçlu Jandarma’ydı. Kitapta ilk kez karşımıza çıkan askerî istihbaratta çalışan gizli tanık ifadesi Zirve katliamı ile birlikte cinayeti ordu içinde Hurşit Tolon’un başındaki bir gizli oluşuma bağlamaktaydı.

Bu arada Erhan Tuncel ilginç bir şekilde Adalet Bakanlığı’nın gardiyanlık sınavına girdi.

Tuncel, 22 Ocak 2012’de beraat ettiği duruşmadan hemen önce fikrini değiştirdi. Zaman’ın sorularını yazılı olarak cevaplandırıp şöyle dedi: O dönemde (2007) Ergenekon'a dokunan yanıyordu. Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, Türkiye'nin en karanlık noktasına projektörü tuttu. Bu iki isim Dink cinayetinin mağdurudur.

Aynı sözleri tahliye olduktan sonra iki yıl önce Emniyet’i suçladığı mektupları gönderdiği Nedim Şener’e de tekrarladı: Bu cinayet amatörce değil, 5-6 kişinin yapabileceği bir iş değil. Bunun arkasında Ergenekon olduğunu düşünüyorum. (Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü) Ramazan Akyürek benim gibi bu olayın mağduru.

Mahkeme kararını verdi. Erhan Tuncel elini kolunu sallayarak hayata karıştı. Sonra Yargıtay kararı bozdu. İlk duruşmada Tuncel hakkında tutuklama kararı çıktı. Bu sırada 23 Ekim 2013 Star’dan Helin Şahin’in bulduğu Erhan Tuncel’in sözleri yine manşetlere çıktı: “Bu iş Ergenekon üstü bir yapının işi. Trabzon Jandarmasının bu davada irdelenmesi lazım. Cinayetteki rolleri büyük” diyordu.

Ve son durum Erhan Tuncel yakalandı. Tekrar hapse girdi. Yakalanmasının ardından görülen ilk duruşmada tüm suçu yeniden polis müdürleri Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’e yükledi. Bu arada Cemaat-hükümet tartışmalarında da hükümete ince mesajlar gönderdi.

Bırakıldıkça Jandarma’yı Ergenekon’u, içeri girdikçe Emniyet’i suçladı Tuncel. Bir istihbarat savaşının ortasında kalmış, hem Emniyet’e hem Jandarma’ya çalışmış yırtmaya çalışan bir adamın çelişkileri bunlar. Esas gerçek ise 7 yılda Dink davasının bu istihbarat savaşlarının yaşandığı bir arenaya döndürüldüğü.

Ogün Samast’a 8 kez Hegel’e atıf yapılan edebi mektuplar yazdıran, her yıl bir ihbar mektubu, bir gizli tanıkla rotası değiştirilmeye çalışılan, Ergenekon Davaları hesaplaşmalarının, sol içi tartışmaların üzerinden görüldüğü bir dava Dink davası. Hrant Dink ödülünü hangi cephenin alacağı gibi nebbaşi kavgaların, Etyen Mahçupyan’ın tabiriyle dava üzerinden politik aktör olmaya çalışan asalakların dadandığı bir politik arena bu dava.

Yani 7 yıldır katillerin bulunamamasına o kadar şaşmamak gerek. Bundan sonra gerçeğin rengini bu istihbarat savaşlarının, siyasi kavgaların galibi belirleyecek. O gerçek aradığımız gerçek olacak mı, o şimdilik meçhul...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89