• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 4 °C

İsrail ve Hizbullah arasında bir kazan-kazan politikası

Ceren Kenar

Geçen hafta İsrail’in düşürdüğü İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) kim tarafından gönderildiği Hizbullah lideri Nasrallah’ın bu hafta gerçekleştirdiği konuşma ile ortaya çıktı. Nasrallah konuşmasında İran yapımı bu İHA’nın Hizbullah tarafından gönderildiğini söyledi.

Nasrallah’ın olayı üstlendiği konuşmasında asıl vurgu Hizbullah’ın İsrail’e karşı başarısı üzerineydi. Nasrallah’ın kendi ifadeleri ile özetlersek: “Lübnan’ın ve bölgenin tarihinde bir ilk niteliğinde olan bir operasyona şahit olduk... Lübnan direnişi [Hizbullah], İsrail hava sahasına girmeden Akdeniz üzerinde yüzlerce kilometre giden ve İsrail Hava Kuvvetleri tarafından farkedilene kadar önemli üstlerin üzerinden geçen sofistike bir keşif aracı göndermiştir. İHA’nın Amerikan-İsrail-UNIFIL hava savunma sistemleri ile korunan bu güzergâhta bu kadar yol kat etmesi bir başarıdır... Yapabileceklerimizin bir kısmını gösteriyor, büyük kısmını ise saklıyoruz.”

Nasrallah’ın konuşmasında haklı olduğu iki nokta vardı: 1- Bu operasyon askerî açıdan bir başarıdır. Hizbullah’ın bu ölçüde gelişmiş askerî ekipmanlara sahip olması İsrail hükümeti için bile bir sürpriz oldu. İsrail basınında bu konuyla ilgili çıkan yazılara göz atmak, Hizbullah’ın amaçladığı etkiyi yarattığının göstergesi. 2- Ne İsrail hükümetinin ne de uluslararası kamuoyunun bu olayı kınama hakkı vardır. Nasrallah’ın belirttiği üzere İsrail’in 20.000’i aşkın Lübnan hava sahasını ihlali üzerine pek de ses çıkarmayan ve İsrail’in özellikle Lübnan üzerindeki hoyratlıkları üzerine söyleyecek bir çift lafı olmayanların Hizbullah’ın gönderdiği İHA’nı bir hava sahası ihlali olarak kınamaları ikiyüzlü bir tavır olacaktır.

Ancak siyaseten bu hamlenin bir başarı olup olmadığı tartışmalıdır.

Hizbullah’ın bu İHA ile amacının İsrail’e meydan okumaktan ziyade başka siyasi hesaplar olduğunu söylemek sanırım malumun ilamı olacaktır.

Hizbullah hem Lübnan iç siyasetinde hem de genel olarak Arap dünyasında sıkışmış bir durumda.

İçeride işler kötü. Hizbullah iktidarda. Lübnan devletinin olmayan hizmetleri her zamanki gibi aksıyor. Fakat bu sefer bu durumdan, bugüne kadar muhalefette olmanın getirdiği dokunulmazlıktan faydalanan, Hizbullah da sorumlu tutuluyor. Bugüne kadar kendi seçmenleri arasında dürüstlüğü, hayırseverliği ile anılan Hizbullah bloku siyasetçileri kendi Şii tabanları tarafından bile ağır eleştirilere maruz kalıyor.

Ancak bundan da önemlisi Hizbullah’ın Suriye politikası hem kendi tabanı arasında hem de genel olarak Lübnan’da rahatsızlık yaratıyor. Sünniler, Hizbullah’ın Esed yanlısı tavrı ile gittikçe bu harekete karşı daha çok bileniyor. Lakin Şiiler arasında bile bu konuda homurtular az değil. Özellikle Suriye’de Hizbullah savaşçılarının Esed rejimi için muhaliflere karşı savaşırken öldüğüne dair gelen haberler Şiiler arasında bir yenilgi hissi yaratıyor. Bunun da ötesinde Şiiler, bu krize bu ölçüde dâhil olduktan sonra, Esed sonrası düzende Lübnan içi siyasi dengelerinin ne yönde gelişeceğine dair kaygılanıyorlar. Hizbullah’ın Esed rejimine sunduğu siyasi ve askerî desteği sorgulayan Şiilerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Arap dünyasının genelinde de durum Hizbullah için pek parlak sayılmaz. Arap dünyasının büyük çoğunluğunu oluşturan Sünni Arapların kalbi Suriye muhalefeti birlikte atıyor. Özellikle 2006 yılında İsrail’in Lübnan işgali Arap sokağında popülaritesinin zirvesini yaşayan Hizbullah, bugün bazıları tarafından Hizbuşşeytan olarak anılıyor.

Böylesi bir siyasi atmosferde Hizbullah kolay ve artık biraz da sıkıcı olan bir siyasi manevraya başvuruyor. Kendisine yönelik tüm eleştirileri İsrail kartı ile bertaraf etmeye çalışıyor.

Bundan bir kaç sene önce Arap dünyasında büyük heyecan yaratacak olan Hizbullah’ın bu askerî başarısının şimdi Arap sokağında büyük teveccüh gördüğünü söylemek ise zor. Zira Arap uyanışı ile ortaya çıkan yeni bir siyasi eğilim hâkim bu dünyada; başka diktatörlerden veya emperyalistlerden önce kendi diktatörleri ile yüzleşme eğilimi... Suriye’de Esed rejimine karşı direniş devam ederken, bu şovlar eskisi kadar etki yaratmıyor Arap kamuoyunda.

Seçimleri erkene alan İsrail hükümeti için bu tür hamleler arayıp da bulamadıkları bir fırsat. Mevcut Netanyahu hükümetinin zaten hamaset için bahane bulmasına gerek yok aslında. Özellikle İran’a karşı felaket bir söyleme sahip Netanyahu hükümeti için böylesi karşı hamleler şahinliğinin dozunu arttırma gerekçesi veriyor. Sanki daha fazla şahin olmalarının imkânı varmış gibi!

Netanyahu’nun, iki hafta önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, İsrail’in kırmızıçizgilerini göstermek için kullandığı el işi dersi performansından hallice resim İsrail’in İran siyasetinin basiretsizliğinin bir manifestosu niteliğindeydi. İsrail basınının bir kısmı bile bu performans ile dalga geçmekten başka çare bulamadı. Şimdi ise tüm taraflara hâkim olan şey ürkütücü bir ciddiyet...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89