• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 3 °C

İsmail Beşikçi siyasete giriyor

Ferda Çetin

Katı bir inkarın, asimilasyonun ve devlet terörünün hüküm sürdüğü yıllarda, İsmail Beşikçi, yazdıkları ile Kürt kimliğinin ve bilincinin oluşmasına önemli bir katkı sağlamıştır. Kürdistanlı kadınlar, gençler, öğrenciler, gerillalar Beşikçi’yi böyle tanıdılar ve bunun için sevdiler. Beşikçi bu ilişkiyi kendi düşünceleri ve pratiği ile yarattı. Bunun bedelini de 20 yıl hapis yatarak ödedi.

Bugün aynı Beşikçi, büyük bir istek ve kararlılıkla bu ilişkiyi bozma faaliyeti yürütüyor. Üstelik bunu öyle gizli kapalı değil, açıktan ve periyodik bir şekilde yapıyor. İsmail Beşikçi’nin yazdıkları, artık bir bilim insanının eleştirilerini çoktan aşmış; “içeriden”, bir “dost”un önerileri olmaktan çıkmış, aleni bir düşmanlığa evrilmiştir. Deyim yerindeyse kırk yılda Kürt halkı ile kurulan dostluk bağları, bir kaç yıl içinde tuz buz edilmiş, Kürt halkının karşıtı bir pozisyona dönüşmüştür.

Beşikçi’nin siyasi faaliyet alanı

İsmail Beşikçi genel siyasetle ilgilenmiyor. Siyasetini PKK ve PKK’nin mücadelesi karşıtlığı üzerinden inşa etmeye çalışıyor. Beşikçi PKK’nin ideolojisini, politikasını ve pratiğini “eleştiri” adı altında karalıyor, kötülüyor; Kürt halkı ve diğer halklar nezdindeki meşruiyetini lekelemeye, anlamsızlaştırmaya uğraşıyor. Üstelik bu faaliyetini, devletin Kemal Burkay denemeleri, Barzani’nin Amed’e davet edilme amacına paralel bir çaba ile yürütüyor. Son yıllardaki yazılarına, röportajlarına bakıldığında, devletin “Öcalan’ı itibarsızlaştırma” faaliyetlerine en büyük katkıyı Beşikçi’nin sunduğu görülecektir.

Öcalan karşıtlığı üzerinden politika

Beşikçi, uzun yıllar devletin sürdürdüğü, “PKK’ye evet Apo’ya hayır”, ya da “Aposuz PKK” politikasını güncellemek istiyor. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın esaret altına alındığı günden bugüne, bir tek gün Beşikçi’nin ağzından, “Öcalan bir halkın önderidir, özgürlüğüne kavuşmalıdır” gibi bir cümle çıkmamıştır. Aksine Beşikçi, PKK yönetimine Öcalan’la ilişkisini kesmesini, Öcalan’ı tanımamasını tavsiye ediyor. Kürt halkına, Öcalan’ın önderliğini reddetmesini öneriyor. Beşikçi’nin en büyük dostları ve en yakınındaki insanların ortak özelliği de Öcalan ve PKK düşmanlığıdır.

Karalama ve hakaret kampanyası

Beşikçi son on yılda yazdıkları ve konuştukları ile Kürt Halk Önderi Öcalan’a karşı düşmanca bir pozisyona girmiştir. Beşikçi, sömürgeci aydın psikolojisi ile ağzına geleni söylemekte, üstelik bu hakaretlerini saygı ölçülerini zorlayarak tekrarlamaktadır. Bu tespit, niyet okuma veya iddialara değil, Beşikçi’nin kendi konuştukları ve yazdıklarına dayanmaktadır.

Kürt Halk Önderi Öcalan ve PKK yetkilileri ise, Beşikçi’nin tüm saldırı ve hakaretlerine rağmen, bir tek gün saygısızlık yapmadılar. Onun aleyhine tek bir incitici, rencide edici söz sarf etmediler. Beşikçi, bu inceliği ve nezaketi de doğru okumadı.

Beşikçi’nin güçlü referansı: Aydınlık Gazetesi

Beşikçi, 1 Ocak 2014 tarihinde K.Post sitesinde, bu türden yazılarına bir yenisini ilave etmiş:

“Aydınlık Gazetesi, 16 Aralık 2013-24 Aralık 2013 tarihleri arasında 9 gün ‘İmralı’daki Öcalan Diyor ki’ başlıklı dizi yazı yayımladı. Bu yazı dizisine karşı, şimdiye kadar, Barış ve Demokrasi Partisi’nin, Halkların Demokratik Partisi’nin, Qandil’deki PKK ve KCK yöneticilerinin, Demokratik Toplum Kongresi’nin, bir açıklama yapmamış olmaları, bu yazı dizisine karşı bilmiyor, görmüyor, duymuyor tavrı izlemeleri dikkate değer bir durumdur. Bu yazı dizisine karşı Abdullah Öcalan’ın da açıklama yapması elbette önemlidir. Aynı zamanda gereklidir.”

Beşikçi, Aydınlık gazetesinde yazılanlardan hiçbir kuşku duymuyor. Buna göre Öcalan, sanki İmralı’da pazarlığa oturmuş gibi anlatıyor da anlatıyor. Beşikçi’ye göre Öcalan “devlete hizmet için geldim, ben devletin bir eriyim” dedikten sonra başlamış sıralamaya: “En iyi Türk benim, Türkçeyle yaşarım, bütün işlerimi Türkçeyle hallederim, Hakkari’ye Türkçe öğreteceğim, hem de İstanbul Türkçesini” demiş. Öcalan, “İran’da ve Irak’ta kullanacağınız güç oluruz…Talabani ve Barzani ilkeldir, ABD işbirlikçisidir, onlara saldırmamız için Genelkurmay’ın bir plan yapması yeterlidir” demişmiş.

“Kürt dostu Beşikçi”, Türk devletinin Kürt Halk Önderi Öcalan’ı itibarsızlaştırma faaliyetlerinden, Aydınlık gazetesinin yayınladığı asparagas haberden, sözde İmralı tutanaklarından zerre kadar kuşku duymuyor. Beşikçi, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın bütün bunları konuştuğundan adı gibi emin. O nedenle Kürt halk Önderi Öcalan’ı ve KCK yetkililerini acilen bu konuda açıklama yapmaya çağırıyor. Beşikçi’nin kanıtı ve tanığı çok sağlam: Aydınlık Gazetesi!

Beşikçi’nin Öcalan’a derin düşmanlığının nedeni

Kürt Halk Önderi Öcalan, Kürt halkının özgürlüğü için ulus devlet çözümünün doğru çözüm olmadığını; devletleşmenin özgürleşmekle eş anlama gelmediğini, toplumun özgürleşmesi ve örgütlenmesi ile devletin anlamsızlaşacağını söylemektedir. Bu tez, Beşikçi’nin ömrü boyunca teorisini yaptığı, “Kürtler, devlet olmadan özgürleşemez” tezinin tam zıddıdır. Çünkü Beşikçi, Kürt halkının özgürlüğü için üstten, yukarıdan inşa edilmiş bir devlet iktidarının çözüm olacağına inanıyor. Öcalan ise, toplumun kendi eliyle inşa edeceği bir sistem ile özgürleşmenin imkan dahilinde olduğunu söylüyor. Kürdistan halkı büyük bir çoğunlukla Öcalan’ın, “devlete rağmen, toplumun örgütlenmesi ve kendi kurumlarını inşa etmesi” görüşlerini benimsiyor ve bu temelde örgütleniyor. Bu örgütlenme tarzı, Beşikçi’nin “devlet eliyle özgürleşme” fikrini anlamsızlaştırıyor. Beşikçi’nin tepkisi ve öfkesi, tabulaştırdığı ulus devlet fikrinin çöküşü ile ilgilidir.

“PKK yöneticileri sağlıklı bilinç oluşturamamıştır”

Beşikçi, PKK yöneticilerinin bilinç düzeylerinin yetersizliğine de el atıyor, onların Kürdistan’ın bölünmüşlüğünden habersiz olduklarını belirtiyor.

“Qendil’deki PKK yöneticiler de durmadan, ‘biz bölücü değiliz…’ deyip durmaktadırlar. PKK yöneticileri, esas bölünenin, parçalananın, paylaşılanın, Kürdler ve Kürdistan olduğunun bilincine ne zaman ulaşacaklardır acaba? Böylesine uzun süren, kararlı, fedakar, bir mücadele, bunca yıl, neden, Kürdler, Kürdistan konusunda sağlıklı bir bilinç oluşturamamıştır?”

Beşikçi, KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın, Mithat Sancar’a Milliyet için verdiği röportaja atıfta bulunuyor.

Acaba Kürt halkının, bugün ulaştığı uluslaşma ve özgürleşme düzeyini, bugün kazandığı kişilikli ve özgür Kürt kimliğini PKK ve yöneticileri değil de, Beşikçi ve yakın arkadaşları mı sağladı?
Beşikçi, yeni yıla girerken yazdığı ilk yazısında PKK’nin Goyi Aşireti’ni ve Roboskilileri Türkleştirdiğini anlatmaya çalışıyor. Örneklerle, geniş izahlar ve tekrarlarla bir yalanı bilimsel (!) bir gerçeğe dönüştürmeye çalışıyor.

Beşikçi işi küfür ve hakarete vardırıyor

Beşikçi yaptığı hakaret ve aşağılamalardan hızını alamıyor; öyle bir küfür ve hakaret ki, kırk yıldır yaptıklarının tümü bir çırpıda hiçleşiyor, anlamsızlaşıyor. Beşikçi, Aydınlık gazetesinin 9 gün süren yalan haberine büyük bir keyifle ortak oluyor. “Bilim adamı” Beşikçi, Öcalan’a hakaret ediyor, kendince aşağılamaya, itibarsızlaştırmaya çalışıyor:

“9 gün boyunca, Öcalan, devlete hizmet etmek istediğini defalarca vurguluyor. Öcalan, devlete şöyle de hizmet edebilirdi. Tapu müdürü olarak, emniyet müdürü olarak, vali olarak, İçişleri Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak da hizmet edebilirdi. Çünkü Atatürk’e, Türklüğe bu kadar bağlı olanın, kendini Türk’ten daha çok Türk hissedenin, Kürdler için de fazla bir şey istemeyenin… önü açıktır. Türk devlet bürokrasisinde, her kademede görev alabilir, görevlerde hızla yükselebilir. Türk siyasal hayatında, Kürdüm diyenlerin, Kürdler için hak, özgürlük isteyenlerin önünün tıkalı olduğu açık bir gerçekliktir.”

Beşikçi’nin bu satırlarını okuduktan sonra her vicdan sahibi insan mutlaka, “bu kadar da zıvanadan çıkmak olmaz” diyecektir. Bu yazılanları “eleştiri” sınıfı içine koyarak normalleştirmek de başka bir aymazlık olacaktır. Bir halkı ayağa kaldıran, kölelik statüsünden özgür kimlik sahibi yapan, ömrünü ve bütün varlığını halkına adayan Kürt halk Önderi Öcalan’a saldırıyı rutin bir faaliyet haline getiren birinin dost olmadığı; söyledikleri ve önerdikleri ile daha çok Türk özel savaş kurumuna hizmet ettiği kesindir.

Beşikçi’nin bir başka huzursuzluğu Rojava Devrimi

Beşikçi, PKK karşıtlığını o kadar ileri boyutlara taşıyor ki, Öcalan ve PKK’nin etkilediği tüm alanlara saldırıyor. Rojava’daki devrimi ve devrimin öncüsü PYD’yi karalamaya, devrimin meşruiyetini lekelemeye kadar vardırıyor. Bir süre önce Rojava ile Güney Kürdistan arasındaki Semelka Kapısı KDP tarafından kapatıldığında, Beşikçi bunun bir PYD yalanı olduğunu, kapının açık olduğunu belirtiyor; bu konuda Salih Müslim ve PYD yetkililerinin açıklamalarını, “propaganda” amaçlı olduğunu söylüyordu. Beşikçi’nin doğru haber(!) kaynağı ise, PKK karşıtı olduğu şüphe götürmeyen Rızgari Online sitesi. (K.Post, 9 Eylül tarihli yazısı)

İsmail Beşikçi Rojava’da inşa edilen demokratik özerklikten son derece rahatsızdır. Çünkü bu örnek başarılı olursa eğer, Beşikçi’nin kırk yıllık “ulus devlet olmadan özgürlük olmaz” tezi de yıkılmış olacaktır. Oradaki kazanımları Türk devletine “vurma” malzemesi yapmakla birlikte, bir başarı ve örnek yönetim modeli olarak görmemekte; PYD’nin oradaki Kürt partilerine baskısından söz etmekte ve anti-demokratik uygulamaları (!) kendince teşhir etmektedir. Yine bu bilgilerini PKK’den kopan ve bugün, açıktan PKK düşmanlığı yapan kişilerin yazılarından aldığını, bu “yazar”ların yazdıklarının çok önemli olduğunu anlatıp durmaktadır.

Sömürgeci ulus aidiyetinin yarattığı üstünlük kompleksi

Beşikçi’nin ruh hali ve psikolojisi, sömürgeci ulus aydınının üstünlük psikolojisidir. Beşikçi, çok eleştirdiği Türk aydınının egemen tutumunu hiç eksiksiz yansıtmaktadır. Kendisini, Kürt halkının kaderi ve Kürt özgürlük mücadelesi hakkında her türlü sözü söylemeye, her türlü hakareti ve saygısızlığı yapmaya ehil görüyor. Bu dizginlenmemiş üstünlük kompleksi ile ağzına geleni söylüyor. KCK yöneticilerinin ulusal bilinç oluşturmamalarından, ulusal bilinci zayıflattıklarından söz etmektedir. Beşikçi, KCK’nin Kürt yöneticilerine, bir Türk aydını olarak nasıl durulması gerektiğini de emrediyor: “Kürt, Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur” diyor. (K.Post, 9 Eylül tarihli yazısı)

Beşikçi’nin, ulusu köleleştiren ulus devlet modeli çökerken

Beşikçi’nin sıkça vurgu yaptığı ve mutlak bir doğruymuş gibi tekrarladığı, “Lüksemburg’un nüfusu 500 bindir. Ama bir devletleri var, Kürtler 40 milyondur ama bir devletleri yok” tespitinin, Kürt halkının özgürlüğü için doğru ve yerinde bir referans olmadığı her geçen gün doğrulandıkça, Beşikçinin hiddeti de artmaktadır. Beşikçi, “ulusu köleleştirilmiş yüzlerce ulus devlet”in durumunu izah edemiyor. Devlet ilanının, toplum için de otomotikman özgürlük anlamına gelmediğini anlamak istemiyor.

Beşikçi, Kürtler için tek çözümün “bağımsız devlet” olduğunu savunurken, her nedense Güney için KDP ve Barzani’ye böyle öneriler yapmamaktadır. Hatta KDP ve Barzani yönetimini, “model” olarak göstermekte, oradaki hükümete methiyeler dizmektedir. Demek ki bu konuda da bir ilkelilik veya tutarlılık söz konusu değildir. Maksat Öcalan’ın ve PKK’nin söylediklerinin aksini savunmak.

Beşikçi Rojava’daki sorunlara da el atıyor

Beşikçi, sadece Kuzey Kürdistan - Türkiye bağlamında değil; PKK’nin Kürdistan’ın diğer parçalarındaki etkisini, öncü rolünü, yarattığı değerleri ve halkın bağlılığını da değersizleştirmek istemektedir. 9 Eylül 2013 tarihli yazısında şöyle diyor:

“Bir süre önce, PYD, Rojava’nın, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne açılan sınır kapısı Sêmalka hakkında çok yoğun bir propaganda yürütüyordu. Kürdistan başkanı Mesud Barzani’nin, Rojava’daki mağduriyete rağmen, Sêmalka kapısının Kürdlere kapatıldığı dile getiriliyordu. Bu propagandanın gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı.”
Beşikçi, PYD’nin açıklamalarının yalan olduğunu, K.Post’taki bir yazıyı referans göstererek kanıtlıyor(!).

Rojava’da çeteler katliam yapmamıştır

“Kürt dostu” Beşikçi, PYD’nin verdiği “Rojava’daki çetelerin katliamları” bilgilerinin yalan olduğunu söylüyor. Beşikçi “PYD’nin yalanları”nı, objektif(!) ve tarafsız(!) yayın organı Rizgarionline adlı siteye dayandırıyor. Beşikçi, Mesut Barzani’nin bu iddiaları araştırmak ve aydınlatmak için yaptığı büyük(!) fedakarlıkları da hatırlatıyor. İşte 9 Eylül’de yazdığı yazı:

“Serêkaniyê’de YPG ile el Nusra arasında çatışmalar gündeme geldiği zaman, PYD’nin katliamlar konusunda çok yoğun bir yayının propagandası olmuştu. Bunun üzerine, Kürdistan Ulusal Kongresi Hazırlık Komitesi’ Mesut Barzani’nin önerisi üzerine, olaylar hakkında rapor hazırlaması için Rojava’ya bir heyet gönderdi. PYD’nin heyetin Rojava’ya geçişine izin vermediği, sonunda heyetin Rojava’ya geçip incelemesini yaptığı, raporunun hazırladığı, Kürdistan Ulusal Kongresi Hazırlık Komitesi’nin raporu onayladığı da duyurulmuştu. Raportörlerin çalışmaları ve raporun içeriği ile ilgili olarak bk. (rizgarionline, Rojava raporu onaylandı, 2.9. 2013) Raporun içeriği PYD’nin katliamlarla ilgili olarak geliştirdiği propagandayı doğrulamıyor.”

Bu yazılanlardan sonra Rojava halkının ve PYD’nin Beşikçi’yi ve onun yürüttüğü bu faaliyetleri bir Kürt dostunun faaliyetleri olarak değerlendirmesi mümkün mü?

Söz gelmişken, Beşikçi’nin anlattıkları kadar referansları da şaibeli ve bozuktur. Kurdistan Post, Rizgarionline ve Aydınlık Gazetesi… Kendisi bunlara inanabilir, güvenebilir, önemseyebilir. Ancak Kürt halkının, PKK ve Kürt Halk Önderi Öcalan’a düşmanlığı sabit olanlara inanmayacaklarını da artık anlamalı.

Beşikçi’yi teşvik eden danışmanları ve dostları

Beşikçi’nin bu hallere düşmesinden elbette kendisi sorumludur. Ama onu Öcalan ve PKK düşmanlığı konusunda motive eden, teşvik eden kuşatıcı bir şebeke de var. Kürt özgürlük mücadelesine, Kürt Halk Önderi Öcalan’a, yaratılan değerlere ve kazanılan mevzilere saldırmaktan başka marifeti olmayan bir şebeke…

Beşikçi’nin bu açık ve pervasız saldırılarına ellerini ovuşturarak ve keyifle katılanlar…

Siyasette, ticarette, yayıncılıkta, barmenlikte iflas etmiş Ümit Fırat; kanal kanal dolaştırılarak alay malzemesi haline getirilen İbrahim Güçlü ve Kürtlerin iyiniyetini suistimalde son derece mahir olan, ve “müşteri”lik dışında Kürt halkı ile hiçbir ilişkisi olmayan, hep derin çalışan Ünsal Öztürk… Beşikçi’nin başdanışmanları ve dostları bunlar.

Geçmişte de Türk devleti ile kol kola, Öcalan’ı ve PKK’yi itibarsızlaştırma adına bir çok faaliyet denenmiş, her defasında Kürt Özgürlük hareketi ve Kürdistanlılar tarafından boşa çıkarılmıştır. Bu tür karalama, itibarsızlaştırma, güven kırma amaçlı psikolojik savaş yöntemleri Öcalan’ın, PKK’nin ve Kürt halkının yabancısı olduğu kampanyalar değildir.

Bir farkla ki bu kez Beşikçi kullanılıyor. (anf)

  • Yorumlar 70
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89