• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 16 °C

‘İşler yolunda, kutuplaşmaya devam’

Cafer Solgun

Başbakan Erdoğan’ın “dershaneleri kapatacağız” kararlılığı, kamuoyunda yeni bir kutuplaşmanın zemini hâline geldi. En çok merak edilen ise, yerel seçimler öncesinde Erdoğan’ın neden bu tür bir gündeme yol açmış olduğu. Hem de Barzani ve Şivan eşliğinde gerçekleştirdiği Diyarbekir çıkartmasının etkileri henüz gündemdeki sıcaklığını koruyorken.

Gezi günlerinde en uç hâline tanıklık ettik. Erdoğan, kutuplaşmadan siyaseten kazançlı çıkmayı hesaplıyor. Kendine güveniyor. Mevcut muhalefetin hâli de bu güvenini pekiştiriyor. Bu anlayış dershaneler üzerinden Cemaat’i tasfiye, hiç değilse kolunu kanadını kırma sonucunu ne ölçüde verebilir; göreceğiz. Kesin olan, kamuoyunu kutuplaştırarak siyaset yapma anlayış ve pratiğinin riskleri, sakıncaları olduğudur. Kısa vadede siyaseten kârlı çıkmanız mümkün olabilir; ama hem uzun vadede işler “tersine” dönebilir ve hem de çokça dillendirilmekten anlamını kaybetmiş “birlik-beraberlik” ihtiyacımıza kastetmiş olursunuz...

Belli ki Erdoğan kendi kabinesi ve partisi de dâhil dile getirilen tüm aksi yöndeki görüşlere, eleştiri ve tepkilere rağmen dershaneleri kapatma inadından vazgeçmeyecek. Artık biliyoruz, kolay kolay ikna olan bir lider değil; “madem laf çıktı ağzımızdan, mecbur gereğini yapacağız” şeklinde kendisini gösteren bir anlayışı var. Seçimler öncesinde bu tür bir “mücadeleye” girişmesinin anlamı ise, gücünü test etmek istemesi; bunun başkaca bir açıklaması olduğunu sanmıyorum.

Malum, Taraf’ın yayımladığı belge tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Askerin öteden beri her iktidarın önüne “görev” olarak koyduğu “Cemaat’i Bitirme Planı”, meğerse 2004 yılında bu sefer de Erdoğan’ın önüne konulmuş ve o da bu planın altına diğer mesai arkadaşlarıyla birlikte basmış imzayı. “İmzaladık ama uygulamadık” deniyor. Ama açığa çıkan başka belgeler var ve anlaşılan o ki, planın gereklerini yerine getirmeye dönük ilgili devlet birimleri çalışmalar yürütmüşler.

Bununla birlikte, kendisi “irticai faaliyetlerin odağı olmak” suçlamasıyla kapatılmanın eşiğinden dönmüş bir partinin canla başla bu tür bir gayret içine girmiş olabileceğine inanmak zor. “Durumu idare etmişler” denebilir. Yine de ortada herhalde en azından kendilerini mahcup hissetmeleri gereken bir gerçek var: “İrtica ile mücadele” etmekle vazifelendirilmişler ve “dik” duramamışlar...

Tabii, Başbakan öyle dedi diye dershanelerin kapatılmasının “eğitimde reform” olduğunu kanıtlamaya çalışan çok sayıda yazar ve yorumcu işbaşında. Gelgelelim, ülkemiz şartlarında “eğitim” ve “reform” sözcükleri yan yana geldiğinde, bunun karşılığı dershaneleri kapatmaktır denirse, kimse kusura bakmasın, insanları aptal yerine koymak olur bu.

Herkes “eğitimci” kesildi bu tartışmada. Ben eğitimci değilim; ama eğitim sisteminin temel meseleleriyle elbette ki ilgiliyim ve herkesin de ilgili olması gerektiğini savunurum öteden beri. Eğitimde ciddi, köklü, kapsamlı bir reforma ihtiyacımız olduğu yakıcı bir gerçeğimizdir. Ve bu reform, herhalde öncelikle “altı ok” ideolojisini rehber edinmiş müfredatla ilgili olmalıdır. “Andımız” uygulamasının kaldırılmasıyla meselenin hallolduğunu kim iddia edebilir? “Milli eğitim”den ne anlamak gerektiğini de tartışmalıyız mesela.

Bir de eğitimin kalitesi, standardizasyonu ve fırsat eşitsizliği sorunları var. Zaten bu sorunlar olduğu için dershaneler adeta sistemin olağan bir parçası hâline geldi. Dershanelerin kapatılmasıyla bu fırsat eşitsizliğinin yoksul gençlerimiz aleyhine bir “uçuruma” dönüşeceği ise, gün gibi açık. Dershaneler konusuna ben bu açıdan bakıyorum.

Çocuklarımız “yarış atına” dönmesin, çocukluklarını da yaşasınlar, hayatlarında başka eğitici faaliyetlerin de yeri olsun. Bu nedenle dershaneler konusu, onu ortaya çıkartan nedenleri aşmayı hedefleyen bir anlayışla ele alınmak durumunda. “Kapatalım gitsin” demekle o nedenler aşılmış olmaz; daha da ağırlaşır. Biliyoruz, anladık, mesele dershaneler değil; biliyoruz bilmesine de, sözkonusu olan eğitim ve çocuklarımız...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89