• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 6 °C

‘İslamî terör!’

Ali Bulaç

Yemen El Kaide’sinin üstlendiği öne sürülen Paris saldırısı duyulur duyulmaz, bildik kodlar devreye girdi.

Olay bir anda “İslami terör” olarak kodlandı, arkasından saldırının “Fransa’nın 11 Eylül’ü” olduğu söylendi. Daha saldırının mahiyeti hakkında bilgi sahibi değilken, allameler hüküm verdi: “İslam’da reform yapmak gerekir!” Tabii bu arada 11 Eylül saldırısında olduğu gibi bütün Müslüman dünyaya amirane bir üslupla “Hemen bu terörü lanetleyin, teröristlerle aranıza mesafe kınayın!” çağrıları yapıldı.

Tabii ki aklı başında, dinini iyi bilen Müslümanlar terörü savunamaz. Ve elbette Hz. Peygamber (sas)’i aşağılayan karikatürleri yayınlama edepsizliğini gösteren Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırı tasvip edilemez. Ama bu saldırının bir “İslami terör” olduğu konusu teşrih masasına yatırılmayı hak eder.

Başta Fransa Cumhurbaşkanı olmak üzere birçok Avrupalı lider söz konusu saldırının İslam dinine ve Müslümanlara mal edilmeyeceğini belirttiler. Bu önemliydi, çünkü “İslami terör” kodu üzerinden gidilseydi, zaten şu anda patolojik bir evreden geçmekte olan İslam dünyasında kitleler bu saldırıyı düzenleyenlere artan oranda destek verecek, Avrupa’da yaşayan yaklaşık 15 milyon Müslüman ırkçıların hedefi haline gelecekti.

Son çeyrek asrı Batı’nın boynumuza astığı “İslami terör” yaftasından kurtulmaya çalışmakla geçiriyoruz. Batı oryantalizminin geldiği son nokta “İslamafobia ve İslami terör” oldu. Bu öylesine zihinlere sinmiş ki temizlemek neredeyse imkansız. Saldırıya karıştığı öne sürülen Hayat Bumedyen’le ilgili verilen haberde üç defa “Saldırganın imam nikâhlı eşi” cümlesi kullanılıyor. Sanki Hayat’ın resmi veya sivil nikâhlı olması olayın kendisiyle zorunlu ilişkiymiş gibi.

Karşı karşıya kaldığımız yeni oryantalist bakış açısı bize “İslam” diye mutlak bir kötülük tanımı yapmaktadır. Bu öylesine bir kötülük ki, virüs gibi içine girdiği bünyeyi kötülüğe dönüştürür ve buna maruz kalan bünyeden mutlak kötülük sadır olur. Bize şunu telkin ediyorlar: “Bu kötülükten kurtulmanın yegane yolu, Hıristiyanlıkta olduğu gibi İslamiyet’i de Protestanlaştırmak, arkasından kendi bilgi, irfan ve tabii-maddi kaynakları üzerinde tasarruf ehliyeti olmayan İslam dünyası üzerinde Batı’nın askeri ve politik tahakkümünü devam ettirmek.” İsrail’in sınır tanımaz saldırıları, baskı rejimleri, teşvik ve destek gören askeri darbeler, el altından yüreklendirilen otokrat rejimler bu bir asırdır süren statükonun devamının teminatıdır. Fakat işte tam bundan dolayı El Kaide gibi örgütler ortaya çıkıp bambaşka fikir ve yöntemlerle ortalığı kasıp kavurabilmektedirler. Burada inanılmaz bir akademik ikiyüzlülük söz konusu: Batılı sosyal bilimler, şu veya bu nitelikteki bir sosyal olayın zıpçıktı ortaya çıkmayacağına, her olayı besleyen belirleyici ve etkileyici faktörlerin varlığına dikkat çeker. Ancak sıra İslam dünyasındaki patolojiye geldiğinde Batılılar, hem kendi belirleyici rollerini gizlerler, hem bütün faktörleri İslam dininden türeyen mevhum bir kötülüğe refere ederler.

Paris saldırısı “İslami terör” değildir. Buna “İslami” diyebilmemiz için fikri-siyasi yelpazesi hayli geniş ve zengin olan Müslüman dünyanın bu saldırıyı tasvip ediyor olması lazım. İslam dünyasının neredeyse tamamı bu saldırıyı tasvip etmedi. Bu saldırı “İslamcı terör” de değildir. Öyle olsaydı İslamcı akımlar, partiler ve hareketlerin bunun makbul bir saldırı olduğunu deklare etmeleri beklenirdi, tam aksine neredeyse bütün akımlar ve partiler –Hizbullah’tan Hamas’a kadar- saldırıyı kınadı. Bu saldırı “Selefi terör” olarak da nitelendirilemez. Öyle olsaydı Selefiliğin meşru gövdesini teşkil eden Usuli ve Davetçi selefilerin bu saldırıyı meşru görmeleri gerekirdi. Böyle bir teyid yok. Saldırıyı Yemen El Kaide’si üstlendi, diğer unsurları teyid. Şu halde bu El Kaide’nin eylemidir. Nasıl PKK terörüne kimse Kürt terörü, İsrail Devleti’nin yapıp ettiklerine “Yahudi terörü” denmiyorsa, bu olay da İslam’a ve Müslümanlara mal edilemez. Ama El Kaide ve diğer gruplar bunu üstleniyorsa, bu onların eylemidir. Eylemin meşruiyetini, fayda ve zararını soracağımız adres olayı üstlenenlerdir. El Kaide eylem yaparken kimseye sormuyor, fetvasını kendi veriyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89