• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

İslâmcılık kimin hizmetinde?

Mümtaz er Türköne

Soruyu, en sarsıcı biçimiyle sormak zorundayız. İslâmcıların bilindik tezlerinin, çağrılarının ve topyekûn mevcudiyetlerinin bugün Müslümanlara ne faydası var? İslâmcılık şu ölmüş-bitmiş haliyle, kimin ne işine yarıyor; kime hizmet ediyor? 

Spekülasyonu bir kenara bırakıp, somut sonuçlardan sebeplere ve faillere ulaşmayı deneyelim. Mısır darbesinin gerekçesi neydi? Darbecilerin kullandığı argümanları hatırlayalım: Çoğunluğun baskısı altında bireysel özgürlükler sınırlanıyor. Farklı yaşam biçimlerine müdahale ediliyor. Demokratik yoldan iktidara gelen Müslüman Kardeşler İslâmî bir rejim kurmaya girişiyor. İslâm toplumlarında giderek bir şeriat tehlikesi yükseliyor. Halk bu baskılara dayanamıyor ve sokağa dökülüyor. Bu baskılara son vermek ve ülkeye özgürlük -hatta demokrasi- getirmek için askerler yönetime el koyuyor. Ergenekon ve Balyoz davaları ile askerler hizaya çekilmiş olmasaydı, Türkiye’de Gezi eylemlerinden de aynı sonuç çıkmayacak mıydı?

Peki İslâmcılık bu olup-bitenlerin neresinde duruyor? İhvan, şeriat mi getirdi? İslâmî esaslara dayalı bir devlet düzeni mi kurdu? İslâmcılık, şeriat düzeni getirirken değil, sadece darbeye gerekçe aranırken ortaya çıkıyor. İşte bu yüzden Adeviyye Meydanı’nda İslamcılara rastlanmasından, sadece darbeciler ve onlara destek veren Batılılar mutlu olacaklar. Bir de, sarıklı-sakallı birileri eline silah alıp sağa sola ateş ederlerse değmeyin keyiflerine.

İslam dünyasında gücü hâlâ ellerinde tutan diktatörlerin, halkı sömüren çıkar şebekelerinin, bu yönetimlerle işbirliği içinde hüküm süren Batılı çevrelerin en çok ihtiyaç duydukları rakip İslâmcılar. 19. yüzyılda icat edilen “Muslim Peril” hayaletini, bugün İslamcılar üzerinden yeniden piyasaya sürüyorlar. Dün İslâm halkları, Batı’nın ezici üstünlüğü karşısında kırılan onurlarını, İslâmiyet’in izzetine sığınarak tamir etmeye giriştiler. Batılı sömürgecilerle karşı karşıya geldiklerinde ilkel kabile toplumlarının sadece totemleri, Müslümanların ise asırlarca muzaffer olmuş, büyük medeniyetler kurmuş dinleri vardı. İslamcılık, Müslümanların kendilerini üstün gördükleri bu yegane alanın bir savunma silahına dönüştürülmesi olarak ortaya çıktı. Bugün aynı silah, Batı’nın elinde Müslümanları dikta rejimlerinin baskısı altında tutacak bir demir cendere halinde ters tepiyor.

İslamcılık, Müslümanları daha akıllı, daha uyanık ve daha başarılı kılmıyor. Tersine, kafası karışık İslamcılar, Batı’nın düşman arayışını ve bu yüzden atfettiği önemi bir dev aynası farz edip gönüllü benimsiyor. Böylece İslamcılık, Batılıların elinde Müslümanları geri kalan dünyadan yalıtan ve “doğal suçlu” haline getiren bir düşman olarak sahne alıyor. İslâmcıların bu dev aynasından gözlerini bir lahza ayırması ve savaş alanına dönen etrafına şöyle bir dikkatle bakması lazım. Müslümanların Müslüman kanını sebil gibi akıttığı, mezhep çatışması bataklığına sürüklendiği bir İslâm dünyasında hangi İslâmcılıktan bahsediyorsunuz?

İlk defa dünya konjonktürü el verdi; İslâm halkları özgürlük ve demokrasi peşine düştü. Bırakın İslâmcı ütopyaları, insan olarak onurlarıyla yaşayabilecekleri, haklarını hukuklarını arayabilecekleri, refaha ulaşabilecekleri bir fırsat yakaladılar. Daha ötesi, Batı’dan aldıkları desteğin karşılığında ülke çıkarlarını pazarlayan dikta yönetimleri yerine halkın iradesine dayanan demokratik yönetimlerle uluslararası güç ve itibar kazanma şansı elde ettiler. Keşke olsaydı; güçlü Türkiye ve Mısır ekseninde İslam dünyası parlak bir gelecek inşa edebilseydi. Kim engel oldu? Ve nasıl engel oldu? İslâmcılar ve İslâmcılık bu tezgahın neresinde durdu? Bugün, Kahire’de Türkiye Başbakanının “din ve devlet işlerini birbirinden ayırın” diye yaptığı tarihî müdahalenin değerini anlamayan kim kaldı? Mısır’dan kimse yanlış dersler çıkartmaya kalkmasın. Mısır halkı yolunu demokrasi, özgürlük ve hukuk arayarak bulacak. Önlerindeki yegane savaş alanı burası. İslamcılık ise bu zafer vaat eden er meydanının sağına soluna döşenmiş mayın tarlalarından ibaret.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89