• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 1 °C

İslâmcılığın görevi neydi?

Mümtaz er Türköne

Kategorik olarak bir ideolojiyi düşman ilan ederseniz, onu var eden şartları da, doğurduğu sonuçları da anlayamazsınız. İslâmiyet ile İslâmcılık arasındaki fark, müesses ve alemşümûl bir din ile, bu dini referans alan ama modern çağın ideolojiler dünyasına haritalanan bir ideoloji arasındaki fark olarak görülmeli. Dinin emir ve yasaklarına, Sırat Köprüsü'ne gelmeden önce iyi bir sınav vermek için uymak zorundayız. İdeolojinin fazladan bir görevi var: Diğer ideolojilerin ve modern çağın çıkar ilişkilerinin arasında yolunuzu kaybetmemek. İslâmcılık, din dışı dünyanın Marksizm veya liberalizmi gibi dinin ideolojik bir yorumu. Yine tıpkı diğer ideolojiler gibi cenneti de cehennemi de bu dünyada kuruyor, en küçük bir hesabı bile öbür tarafa bırakmıyor. İslâmcıların namaz ve oruçla aralarının pek iyi olmamasının sebebi de bu. İslâmcı perspektife göre dindarlığa değil, öncülleri ile tutarlı bir teorik bütünlüğe, bugünün maddi dünyasının sorunlarına diğer ideolojilerle -dinlerle değil- rekabet ederek çözüm getiren kapsayıcı bir açıklamaya ihtiyacınız var. Tutarlı olmak ve prensiplerinize ve hedeflerinize uygun başarı elde etmek zorundasınız.

Büyük İslâmcı âlim Hayrettin Karaman'ın, ısrarla tekrarladığı, “İslâmcı bir düzen kurana kadar -”geçici ve şartlı olarak”- İslâm'a hizmet eden siyasî kadrolara destek olmak” tezi, ideolojik olarak kesinlikle tutarlı bir tez. Bu tezde siyasî daha doğrusu ideolojik bir akıl seferberlik halinde. Karaman Hoca, herhalde laik hassasiyetin tedavülden kalkmasından bi'listifade, politik ve ideolojik şartların gösterdiği görevi açıklıkla yazıyor: “İslamcılar, ulusalcı-laik-demokratik sistemi kabul etmemekle beraber verili şartlar içinde bu sistemi resmen kabullenerek siyaset yapan ama İslamlaşmaya yardımcı olan siyasi kadrolara destek verebilirler. Bu destek şartlıdır ve geçicidir. Şartlı olduğu için yolundan sapan iktidarlarla aralarını açarlar, geçici olduğu için orada karargâh kurmazlar, nihai amaçlarına doğru yürümeye devam ederler.” Söz işte bu siyasî kadrolar hakkında -İslâmî değil- ideolojik fetvaya geliyor ve “İşte bu kadrolar asıl davalarını unutmadıkları, ondan asla vazgeçmedikleri, mevcut şartların elverdiği ölçüde davalarına hizmet ettikleri sürece “İslamcılık davasından döndükleri, davaya hıyanet ettikleri, bu manada İslamcılığın öldüğü” söylenemez; söylenirse de isabetli olmaz.” hükmüne ulaşıyor. Kamu ihalelerinden alınan komisyonların, ruhsatlardan, lisanslardan alınan yüklü payların, kent rantından elde edilen kazançların neden “rüşvet ve yolsuzluk” sayılmadığını anladınız mı? AK Parti'nin Fetva Emini sıfatıyla Hayrettin Karaman Hoca “İslâmcılık ölmedi” derken, İslâmcılık tartışmasının yepyeni boyutlarının farkında olmasa da, bize savunduğu ideolojinin yol haritası hakkında net bir fotoğraf sunuyor. Nasıl olsa önümüzde “İslâmî düzen” dediğimiz “nihaî amaç” duruyor, öyleyse tutarlılık devam ediyor.

Tutarlılığın olmadığını, Karaman'ın bu fetvasını tersine çevirdiğiniz zaman görüyorsunuz. Tersi ne? Buyrun bu fetvayı tersinden “rüşvet ve yolsuzluk için İslâmcı kılıf” olarak okumayı deneyin. İktidar sahiplerinin bu dinî hizmetten duyduğu memnuniyeti görebiliyor musunuz?

Asıl problem ideoloji ve pratik arasındaki uyumda yatıyor. Türkiye'de devletin içine yerleşmiş, devletin İslamcıları tarafından temsil edilmiş ve devlet rantıyla beslenmiş AK Parti İslâmcıları kendi kirli tecrübelerinden bir teori çıkarttılar ve bu çerden-çöpten teoriyi Mısır'da pratiğe dönüştürdüler. Mısır'da İhvan-ı Müslimîn'in, Sisi diktası altında başına gelen acımasız baskı ve şiddet doğrudan bu pratiğin eseri, AK Parti'nin İslâmcı teorisyenlerinin bu neticede çok büyük katkıları var. İhvan geleneği tıpkı Risale-i Nur veya Hizmet Hareketi gibi, -Mısır'ın Türkiye'ye göre daha boğucu şartlarında-  sivil ve sosyal bir hareket olarak gelişip kökleşmiş iken, AK Parti onlara (Troçkist kesintisiz devrim mantığı ile) “devlet İslâmcılığı- ihraç etti. Bunu bi'lfiil yaptı ve Mursi onları gerçekten dinledi. Böylece İhvan, önüne gelen fırsatı AK Parti'nin iğvasıyla yanlış okudu ve kendi geleneğinin dışında savruldu. Demek bir Hayrettin Karaman'ları yoktu.

Ali Bulaç ile farklı İslâmcılıklar konusunda hemfikiriz. Kendi ideolojik öncülleri ile tutarlı biçimde görevini başaramayan ve tükenen işte bu AK Parti İslâmcılığı oldu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89