• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 3 °C

İslamcıların demokrasiyle sınavı

İhsan Dağı

Yıllarca İslam ile demokrasinin ‘uyumlu' olup olmadığı tartışıldı. Yanlış bir tartışmaydı; doğrusu İslamcıların demokrasi konusunda ne düşündükleri. 

Bu konuda İslamcılar arasında baskın görüş hiç de olumlu değildi. ‘‘Hakimiyet Allah'ın'' düsturu ‘halk egemenliği' fikrine dayanan demokrasiyle pek bağdaştırılmıyordu. Üstelik demokrasi bir ‘Batı icadı'ydı; Müslümanlar siyasal modellerini elbette Batı'dan ödünç alamazlardı.

Böylesi bir katı ‘doktriner' yaklaşımın yanında kitlesel desteğe ulaşan bazı İslamcı hareketler demokrasi üzerine kavramsal tartışmalar yapmaktansa ‘pratik'e baktılar. Otoriter rejimlere karşı ‘varlık-yokluk mücadelesi'nde, diğer muhalif gruplarla demokrasi talep etmekte, olumlu şartlar oluştukça da ‘demokratik mekanizmalar'da yer almakta bir mahzur görmediler.

1990-91'de Cezayir'de İslamî Selamet Cephesi (FİS) bu yönde ilk adımı atan İslamcı partiydi. Ve başarılı oldu; yerel ve genel seçimleri kazandılar. Askerî darbeyle kurulu düzen durdurdu süreci. 1994-95'te de Refah Partisi aynı başarıyı elde etti, birinci parti oldu. Bizde de kurulu düzenin tepkisi 28 Şubat post modern darbesiydi.

İslamcılar bir şeyi öğrenmişti bu arada; serbest seçimlere dayanan bir rejimde iktidar hiç de uzak değildi. Demokrasinin olmazsa olmazı olan seçimler, İslamcıları iktidara taşıyabilecek bir araç olarak değerlendiriliyordu.

Ve 2002'de AK Parti seçimleri kazandı. Biz, AK Parti'nin İslamcı geçmişiyle hesaplaştığı, merkez seçmen kitlelerine ulaşan yeni bir dil geliştirdiği için seçimleri kazandığını düşündük. Doğrusu da buydu ama Ortadoğu'nun İslamcı hareketleri AK Parti'nin 2002 ve sonraki seçimlerdeki başarısını hiç de öyle okumadılar. Onlar için AK Parti ‘İslamî kimlik' referanslarına sahipti ve seçimleri de bu kimliğiyle kazanıyordu. Yani bölgenin İslamcıları için AK Parti, ‘İslamcı siyasetin' demokrasi içinde iktidar olma potansiyelini ifade ediyordu.

Arap Baharı'yla gündeme gelen ‘Türkiye modeli'ni böyle algıladılar. ‘Yarışmaya dayalı' bir seçim sürecinde İslamcıların ve dindarların oyları iktidar getirebilirdi. İslamcılık kitlesel ve yarışmacı bir siyasal modelde güçlüydü. Sonuç da bu yönde oldu…

Arap Baharı ülkelerinde İslamcı partiler seçimler yoluyla iktidara geldiler, geliyorlar ve gelecekler. Kafalarda eski model ‘İslam devleti' kurma projeleri yok. Bu, İslamcıların iktidarı ancak ‘devrimci' yollarla alabileceklerini düşündükleri dönemde kaldı. İran tarzı ‘ideolojik' bir İslam devleti hedefinin gerçekçi olmadığını, İslam'la meşrulaştırılamayacağını fark ettiler. Artık iktidar olmak için ‘sandık' var...

Dolayısıyla Mısır'da ve Tunus'ta İslamcılar tercihlerini ‘demokratik yönetim'den yana yaptılar. Seçimlere katıldılar, çoğunluk oylarını aldılar ve şimdi anayasa yazıyorlar. Yönetim hakkının da, egemenliğin de halka ait olduğunu kabul ediyorlar. Ancak ilginç olan şu; halkı, halkın tercihlerini, değerlerini tek kendilerinin temsil ettiğini düşünüyorlar. Halk kendileri; halk adına kuralları onlar kurar, herkes de bu kurallara uymakla yükümlüdür.

Sorun şu ki, İslamcılar halktan aldıkları yönetme hakkını herkese uygun gördükleri bir hayat tarzını, ahlakı ve değerler sistemini ‘yasalaştırma' yetkisi olarak yorumlama eğilimindeler.

Evet artık ‘ideolojik bir İslam devleti' kurmak gerekmiyor; devleti kendileri kontrol ettikten sonra devlet zaten ‘İslamî' olacaktır! Dahası bunun doktrinini yazmak da gerekmez; ‘kendi değerleri'ne uygun nesiller yetiştirmek üzere sosyal mühendislik yapacak devlet aygıtları ellerinde nasıl olsa.

Ennahda'nın lideri Gannuşi ne demişti? “İslamî hareket Tunus'ta şeriata dayalı bir anayasa değil, özgürlük istemiştir. Çünkü ülkede tam bir özgürlük ortamı sağlandığı takdirde herkes İslam'ı seçecektir.”

Buna ‘post-modern otoriterlik' diyebilirsiniz. Özgürsünüz ama neyi seçeceğiniz, hangi seçiminizin doğru olduğu baştan belli. İslamcılık ölü veya diri olabilir, ama İslamcıların demokrasiyle sınavı daha yeni başlıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89