• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • İstanbul 33 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 37 °C
  • Berlin 23 °C

İslamcı basın, Irak ve Suriye!

Yusuf Karataş

Independent gazetesinin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, ABD ve İngiltere’nin başını çektiği emperyalist koalisyonun Irak işgaline karşı en açık tutum alan gazetecilerden biriydi. O dönemde Fisk yazdıklarıyla İslamcı basın arasında da en muteber gazetecilerden biriydi.

O, gerçekleri söyleyen gazeteciydi. Aynı Fisk, şimdi ABD destekli Türkiye, Katar, Suudi Arabistan koalisyonunun Suriye’ye müdahale girişimleri ve Suriye’de yaşananlar konusunda da yazıyor. Mesela geçen hafta sonu 245 kişinin katledildiği Şam’a bağlı Deraya kasabasına giden Fisk, Türkiye’de medyanın yansıttığının aksine bu katliamın silahlı muhalif gruplar tarafından yapıldığına dair ciddi kanıtlar olduğunu söylüyor.

Halep’te Suriye rejimine karşı savaşanların önemli bir kısmının Suriyeli olmadığını ve halktan destek görmediklerini oradaki izlenimleri ve “bizi bu teröristlerden kurtarın” diye feryat eden halkla yaptığı konuşmalardan yola çıkarak aktarıyor. Yine Türkiye’nin muhaliflere desteğini, onların ağzından anlatıyor. Fisk, Suriye’ye demokrasi ve insan hakları ilkeleri adına müdahaleye girişen ülkelerin bu ilkeleri en fazla ihlal eden ülkeler olduğuna dikkat çekerek “tarihte hiçbir savaş bu düzeyde alçaklık ve dezenformasyona tanık olmadı” yorumunu yapıyor. Irak’ta Fisk’i gerçekleri söyleyen bir kahraman gibi gören İslamcı medya ve çevreler şimdi ne yapıyor? AKP’nin başını çektiği Suriye’ye müdahale girişimlerinin en hararetli savunuculuğunu yapıyor.

Başta Hatay olmak üzere Kilis, Antep, Urfa gibi birçok sınır kentinde cirit atan Selefi-El Kaideci teröristlere laf bile söyletmiyorlar. Söyleyeni hemen “Baasçı” diye damgalıyorlar. Zamanında Irak’ta emperyalist işgale karşı yapılan eylemleri destekleyen bu çevreler, şimdi 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Hatay’da Suriye’ye Emperyalist Müdahaleye Hayır Platformu’nun yaptığı barış eylemini hep bir ağızdan karalamaya çalışıyorlar.

Irak’ta emperyalist müdahaleye ve savaşa karşı çıkan ama bugün Suriye’ye müdahale peşinde koşan İslamcı çevrelere soruyoruz: Saddam Baasçı değil miydi? Bugün Suriye’de bunca kışkırtmaya rağmen Sünni halkın önemli oranda desteklediği Esad diktatör de Saddam değil miydi? Esad’ı “zalim” ilan edenlere soruyoruz, peki o zaman neden yüz binlerce Şii ve Kürdün katledildiği Duceyl ve Enfal katliamlarını yapan Saddam’ın Irak’ına “demokrasi ve insan hakları” adına yapılan müdahale ve işgale karşı çıktınız? Şimdi Suriye’ye müdahale de aynı gerekçelerle yapılmıyor mu? Irak’a müdahale koalisyonun başını çeken ABD o zaman Müslüman katiliydi de şimdi “hak yolunu” mu buldu? Acaba artık ABD Bölge’deki müdahalelerini “İslam’ın zaferi” için mi yapıyor?

Açıktır ki, dün Irak’ta emperyalist işgale karşı çıkmak ne kadar doğruysa, bugün Suriye’ye müdahale girişimlerine karşı çıkmak da o kadar doğrudur. Öte yandan Irak’ta emperyalist müdahaleye karşı olmak nasıl Saddam destekçiliğiyle açıklanamazsa, Suriye’de de bu girişimlere karşı olmak Esad destekçiliğiyle açıklanamaz. Biz o ülkelerin rejimlerini desteklemiyoruz, sadece nasıl yaşayacakları ile ilgili kararı dış güçlerin değil, orada yaşayan halkların vermesi gerektiğini söylüyoruz. O yüzden AKP ve yandaşları hem halkların yanında olduklarını söylüyor, hem de Suriye’de Kürtlerin özerklik ilan etmesini tehdit olarak görüyorlar.

Oysa biz en başından Suriye’de Kürtlerin ilan ettikleri özerkliği desteklediğimizi söyledik. Mesela Taraf yazarı Yıldıray Oğur’un karalamaya çalıştığı EMEP; Irak’ta, Filistin’de olduğu gibi Suriye’de de emperyalist müdahaleye karşı çıkıyor, Bölge’de halkların kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesini savunuyor. Ama Irak’ta, Filistin’de işgale karşı EMEP’le yan yana gelmekte sakınca görmeyen Özgür Der gibi kimi İslamcı çevreler bugün Suriye’deki gerici müdahaleyi destekliyor. Burada bir çelişki aranacaksa bu EMEP’in tutumunda değil, ABD destekli Türkiye, Katar, S. Arabistan koalisyonunun Suriye’ye müdahale girişimlerini destekleyen İslamcı medya ve çevrelerde aranmalıdır.

Biz bu çelişkinin nedenini biliyoruz ve lafı dolandırmadan da söyleyelim: ABD emperyalizminin İran’ı “çıban başı” olarak gördüğünü bilmeyen yok. Yine ABD, İran’la birlikte Bölge’de ABD-İsrail ittifakının karşısında duran Suriye rejimini ve Lübnan Hizbullah’ını ortadan kaldırmak istediğini gizlemiyor. İşte ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi, Bölge’de egemenliklerini/varlıklarını zora sokan bu rejimleri devirmek için aradıkları dayanağı Müslümanlar arasında mezhep çatışması yaratarak oluşturmaya çalışmaktadır.

İran ve Suriye rejimlerinin Şii-Alevi olduğunu ve Sünni Müslümanlara eziyet ettiklerini söyleyerek Sünni Müslüman halkların ve ülkelerin desteğini arkalarına almak istiyorlar. İşte ‘Yeni Osmanlıcı hayallerle ABD’nin kendisine biçtiği “Bölgesel liderlik” rolünü oynamaya çalışan AKP (Erdoğan ve Gülen) bugün bu politikanın; Müslümanı Müslümana kırdırtma politikasının ‘koçbaşılığını’ yapmaktadır. Erdoğan’ın Alevileri hedef alan açıklamalarının da, ülkenin Vahhabi-El Kaideci teröristlerin savaş üssü haline getirilmesinin de arkasında yatan gerçek budur.

ABD-İsrail’in “İslam’ın zaferi” için çalıştığı ne kadar doğruysa, AKP’nin Suriye’ye müdahale gerekçeleri o kadar doğrudur. AKP, ABD emperyalizminin Müslümanlar arasında mezhep çatışması yaratarak gerici emellerine ulaşmaya çalışmasının taşeronluğunu yapmaktadır ve bunu görüp sessiz kalanlar bu suça ortak olmaktadır. Samimi Müslümanlar bu gerici kışkırtmaya karşı bugün değilse ne zaman seslerini yükseltecekler?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89