• BIST 90.383
  • Altın 145,017
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 12 °C

İslam içi siyaset

Mücahit Bilici

Türkiye’de yeni dönemin siyaseti nasıl bir şey olacak? Artık doğal sınırlarına ulaşan devrim sonrası siyasetin İslam’la ilişkisi acaba nasıl bir seyir izleyecek? Şu anda tek ve çok güçlü konumdaki AK Parti’nin orantısız siyaset kabiliyeti, bildik parti siyasetini toptan dönüşmeye mecbur bırakacak gibi görünüyor. Muhalefet ya kriminal bir faaliyet ya da milli davaya ihanet muamelesine mahkûm kalmışken, bugün reel siyaset AK Parti ile Cemaat ve PKK arasında cereyan ediyor. Bu üç önemli aktör de ya dindardır ya da dinle barışmak zorundadır.

Erime ve doğal ölümlerini
(belki kendileri de) bekleyen partiler var: MHP ve CHP. MHP’nin tabanının laik olmayan kısmı AK Parti’nin gittikçe millileşen cazibesiyle eriyecek gibi görünüyor. CHP’nin kendisini içine hapsettiği ölümcül demokrasi sevmezlik ve laikçilik siyaseti CHP’yi AK Parti’nin elinde duyguları gıdıklanarak kontrol edilebilen elverişli bir muhalefet oyuncağı hâline getirmiştir. CHP bu sebeple ne kadar hırçın olsa da hakikatte doğal ölümünü bekleyen bir aktör konumundadır.

Başta zikrettiğim üç aktör dışındaki aktörler kurumsal siyasette varolabilmek için İslamlardan İslam, dindarlardan dindar beğenmek durumunda kalacaklar. Çünkü Türkiye’de artık laik siyaset bitti. Yani siyasetin belirleyici eksenlerinden biri olan ve onyıllardır bir azınlık tahakkümüne imkân tanıyan İslam-laik kutupsallığı büyük ölçüde bitti diye düşünüyorum. Müstakil oyuncu olma özelliklerini kaybetmiş bulunan laikler, eğer sisteme küsmeyi tercih etmezlerse, bundan sonra kendilerinden büyük dindar aktörler arasında tercih yaparak demokratik koalisyonlarla siyaset yapabilecekler.

Eskiden siyaset halkı dışlayarak yapıldığı için laik bir siyaset mümkün olabiliyordu. Artık halka rağmen bir siyaset mümkün değil. Demokratikleşme İslam’ı Türkiye’de siyaset için dışsallaştırılabilir hatta itilip kakılabilir bir nesne konumuna indiren vesayete son verdi. Vesayet gidince herkes İslam’ın dışından İslam’ın içine düştü ve düşecek.

İslam’dan daha çok bir konuşma nesnesi olarak söz etmeyeceğiz artık. Bilakis İslam’ın temel değer olarak toplumsal tasavvuru şekillendirdiği ama İslam’ı nesneleştiren bir kimlik siyasetine müsaade etmeyecek şekilde görünmezleşeceği bir ortam doğacak diyebiliriz.

Bu normalleşme, sırf dindar olmayı, siyasi başarı veya toplumsal destek için yeterli olmayan bir özellik hâline getirecek. Salahat ve maharet dengesi yeniden oluşacak. Laiklik üzerinden siyaset kadar, din üzerinden siyaset de tükenecek. Dindarlar arası bir siyasette hürriyet, adalet, doğruluk, hizmet gibi faktörlerle İslam’ın doğal değerleri siyasi rekabetin eleği hâline gelecek.

Yani İslam versus laiklik siyaseti biterken sahici bir Müslüman versus Müslüman rekabeti başlayacak, eğer demokratik arınma süreci bir sekteye uğramazsa. Siyasi rekabetin ekseni bu meta- kimliklerden uzaklaşıp daha küçük ve daha çoğul zeminlere oturacak. Belki bugüne kadar birarada durmuş olan Adalet ve Kalkınma Partileri birbirleri ile yarışacaklar.

İftar vermekte yarışan solculuk ile sağcılık, yahut milliyetçi- mukaddesatçı İslam anlayışı ile liberal- demokrat İslam anlayışı somut meseleler üzerinden kalpleri kazanmaya çalışacaklar. Yani yekpare İslam blokunun içindeki yeni ve önceden görünmeyen kırıklar görünecek: Dindar burjuvaziden anti-kapitalist Müslümanlara, dindar Türklükten dindar Kürtlüğe, ve İslami bir feminizme kadar pek çok yeni vurgu ile karşılaşmamız boşuna değil. Artık “halife” olmak kadar “Ömer” olmak da önemli hâle geliyor.

Evet, demokrasi oturdukça siyaset artık İslam’ın içine taşınıyor. İslam, siyasette taraflardan biri olmaktan çıkıp tüm tarafların kendilerini onun içinde ve ona nispetle kurmak zorunda oldukları bir kimlik hâline geliyor. İslam’ın gittikçe bir nesne olarak görünmezleşeceği ama zemin olarak güçleneceği yeni siyaset aynı zamanda kimlik siyasetinden mesele-merkezli siyasete geçiş anlamına gelecek.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89