• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 31 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 33 °C
  • Berlin 22 °C

İskoçya, Kürtler için emsal değil

Joost Lagendijk

İki yıl önce ‘bağımsız İskoçya’ kampanyası başladığından beri tüm gözlemciler, 18 Eylül’de yapılacak referandumda İskoçların büyük çoğunluğunun Birleşik Krallık’tan ayrılmayı reddeceğinden kuşku duymuyordu.

Birçok İskoç, muhafazakâr siyasi güçlerin hakimiyeti altında kibirli ve uzak bir Londra’ya dair yaygın eleştirilere sempatiyle bakıyordu ancak sonuçta çoğunluk ayrı bir devlet haline gelmenin yerel ekonomi üzerindeki etkileri konusunda ciddi kaygılara sahipti. Müstakbel para birimi (pound veya Euro) ve Avrupa Birliği üyeliğine ulaşma gibi meselelerde güçlü tereddütler vardı.

Ancak son haftalarda düzenlenen anketler, “Evet” cephesine doğru bir kayış olduğunu işaret ediyor. Geçen hafta güvenilir bir kamuoyu yoklaması, bağımsızlık yanlılarını ilk kez önde gösterdi. Londra telaşa kapıldı. İskoç Parlamentosu’na daha fazla yetki veren bir son dakika anlaşmasına yönelik senaryolar havada uçuşuyor.

İlginç olan şu: İskoç milliyetçilerinin kazanma şansının artmasıyla birlikte, “Kosova bağımsızlığının emsal oluşturması” diye adlandıracağım tartışmanın tekrar gündeme geldiğini görebiliyoruz. 2008’de Kosova, Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan ettikten sonra, dünyanın dört bir köşesinden birçok analist ve siyasetçi, bu kulak asmama tavrının, kendi devletlerinin özlemini çeken mutsuz ulusal azınlıkların art arda benzer kopuşlara kalkışmasını tetikleyeceğini iddia etmişti.

O dönem Avrupa Parlamentosu’nun Kosova raportörü sıfatıyla, Kosova’nın durumunun kendine özgü mü, yoksa emsal oluşturacak nitelikte mi olduğuna dair sayısız tartışmaya katıldım. Benim için Kosova daima, Yugoslavya’nın şiddetle parçalanması, Sırpların 10 binden fazla Kosovalı Arnavut’u öldürmesi, NATO’nun askeri müdahalesi ve BM’nin artık mecali kalmamış olan geçici yönetimi temelinde, başka örneği olmayan bir vakaydı. Fakat o dönemde ve sonrasında, her veçheden ayrılıkçıların Kosova’nın başarılı kopuşunu, kendi bağımsızlık mücadelelerini güçlendirmek veya canlandırmak yönünde bir argüman olarak kullandığı da doğru. 2008’den bu yana (Abhazya, Güney Osetya ve Kırım’daki) neredeyse bütün ayrılıkçı liderler ve onların (her zaman Moskova’da olan) efendileri Kosova örneğine atıfta bulunuyor. Bu, ortada hakiki bir bağlantı olduğu anlamına gelmiyor, fakat tartışmalı bir ayrılmanın iyi niyetli olmayan küresel aktörler tarafından nasıl kolayca manipüle edilebileceğini de gerçekten gösteriyor.

Giderek artan sayıda insana göre, İskoçya’nın bağımsızlığı da benzer bir etki yapacak. Etki alanına Türkiye ve Irak’taki Kürtler de dahil ediliyor. Ancak Kosova’yla yapılan bu kıyaslamalar, İskoçya örneğinin son derece spesifik bağlamını ve koşullarını görmezden geliyor.

İskoç referandumunu bu kadar kendine has kılan şey, ortada İskoçya hükümeti ile Londra’daki makamlar arasında bir anlaşma olması: 18 Eylül referandumunun sonucu “evet” olursa, Birleşik Krallık bu sonucu kabul edecek ve İskoçya bağımsızlığa giden süreci müzakere edebilecek.

Başka hiçbir yerde merkezi hükümet ile ülkenin ayrılma potansiyeli bulunan parçası arasında böyle bir anlaşma yok. Irak’ta Kürt bölgesinin başkanı Mesud Barzani, temmuzda olası bir bağımsızlık referandumundan bahsetti, fakat ondan sonra bu önerisinden geri adım attı, çünkü Kürtler IŞİD ile mücadelelerinde daha zorlu ve acil sorunlarla karşı karşıya. Fakat zamanlaması ne olursa olsun, Bağdat sonuçları asla kabul etmeyecek ve Irak anayasasında bağımsızlık referandumunun hukuki dayanağı olmadığını vurgulayacaktır. Ankara’nın, Türkiye’nin güneydoğusundaki Kürtlerin referandum yoluyla bağımsızlık kazanmak yönündeki tek taraflı çabalarının sonucunu kabul etmeye yanaşıp yanaşmayacağını tartışmamıza bile gerek yok.

Velhasıl İskoçya’da ne olacağını ve günümüz Cesur Yüreklerinin attığı adımlardan başka yerlerdeki hangi bağımsızlık yanlısı hareketlerin moral güç devşireceğini bekleyip görelim. Fakat entelektüel anlamda dayanağı olmayan ve siyasi olarak yanlış mesaj veren kolay kıyaslamalardan da geri duralım. Aksi takdirde yeni bir ülke kurmayı arzulayanlar boş umutlara, bu tür adımları her ne pahasına olursa olsun önlemek isteyenler abartılı korkulara kapılabilir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89