• BIST 108.434
  • Altın 151,492
  • Dolar 3,6547
  • Euro 4,3288
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 14 °C

IŞİD’tiniz mi?

Günay Aslan

Musul’un IŞİD’in eline geçmesinin ardından Güney Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani Ankara’ya davet edilmiş ve kendisine IŞİD’in Kürdistan’a saldırmayacağı güvencesi verilmişti.

Ankara’dan aldığı güvenceyle geri dönen Kürt Başbakanı Al Jezeera’ya yaptığı açıklamada IŞİD sorununun ‘siyaseten çözülmesi’ gerektiğini belirtmişti.

Neçirvan Barzani, ‘Bu sorun tamamen bir terör sorunu değil, Irak’ın temel parçası olan Sünnilerin dışlanması sorunudur ve bunun askeri yöntemlerle çözüleceğine inanmıyoruz’ demişti.

O günlerde IŞİD Kürdistan’ı dört bir yandan kuşatıyor, saldırıya hazırlanıyordu ancak, Güney liderliği de kendinden emin görünüyor ve dünyanın gözleri önünde IŞİD’e ‘siyasal destek’ veriyordu.

Güney Kürdistan şimdi tüm parçalardan Kürtlerin desteğiyle IŞİD’e karşı amansız bir savaş veriyor ve uluslararası toplumu yardıma çağırıyor ama, daha birkaç hafta öncesine kadar durum buydu.

Elbette bunda şaşılacak bir yan yoktu! Zira, Güney liderliği epey bir süredir AKP’yle uyumlu bir politika izliyordu.

Bölgesel birçok sorunu ‘stratejik ortaklık’ çerçevesinde ele alıyor ve her fırsatta AKP’yle aynı çizgide oldukları mesajını veriyor, buna uygun tutum takınıyordu.

IŞİD meselesinde de AKP’den ayrı düşünmesi için görünür bir neden yoktu. Bu yüzden rahat davranıyor, IŞİD saldırı için hazırlık yaparken, o başka şeylerle ilgileniyordu.

Görüldüğü kadarıyla Güney liderliği AKP’ye, AKP de IŞİD’e güveniyordu fakat, tarihin hızlandığı bu süreçte Ortadoğu’da da dengeler artık günübirlik değişiyordu.

Uluslararası toplum AKP’yi IŞİD’in bileşenlerinden biri olarak görüyordu. Dolayısıyla bu örgütün Kürdistan’a yöneleceği ve AKP’nin ‘stratejik ortağı’ KDP’yi devirmek isteyeceği tahmin edilmiyordu.

Ancak AKP, IŞİD’in bir bileşeniydi ama, onu yönetecek ya da yönlendirecek güce sahip değildi. Bu pek bilinmiyordu. Bunu herkesten iyi küresel sistemin kendisi biliyordu.

Zira bu örgütün asıl patronu küresel sistemdi. IŞİD onun bir tetikçisiydi

Musul’un işgalinin ardından Bağdat’a yönelmesi gereken IŞİD’in Kürdistan’a yönelmesi bu açıdan bakıldığında sürpriz değildi.

Ne de olsa sistem örgütün ‘ayarlarına’ müdahale etmiş; onun müttefiklerini ve hedeflerini değiştirmişti.

IŞİD bu yüzden ilk olarak AKP-KDP (buna Türkiye-Kürdistan da diyebiliriz) ‘stratejik ortaklığını’ hedefledi.

Çünkü, bu ortaklık sistemin önünü tıkıyordu. Küresel sistem; özellikle de Amerika epey bir süredir Irak ve Suriye’de ‘ulusal mutabakat hükümeti’ kurmaya çalışıyor, bölgedeki yeni dinamikleri şekillendirinceye kadar Irak’ın ve Suriye’nin çözülmesini ertelemek istiyordu.

İran için Irak’ın, İsrail’in güvenliği için de Suriye’nin çözülmesini ‘erken’ buluyor, bu yüzden hem Suriye’deki çetelere silah gönderen hem de Güney liderliğini Bağdat’tan ayrılması için teşvik eden AKP Hükümeti’ni eleştiriyor, hatta uyarıyordu.

Türkiye’nin son zamanlarda yaşadığı iç siyasal çalkantılar; özellikle de Gülen Cemaati’yle ilgili gelişmeler, oradan gelen bu ‘uyarıların’ bir sonucuydu.

AKP’yse kendi oyununu kurmaya çalışıyordu. Ne ki bunu yapacak gücü yoktu ve sonunda olan da oldu! Olan ne yazık ki yine Kürtlere oldu.

Kabak yine Kürtlerin başına patladı! Önce Şengal yakılıp yıkıldı. Şengal’de kadını-çocuğuyla yüzlerce insan vahşice boğazlandı. Êzîdhilere dünyanın gözleri önünde korkunç bir katliam uygulandı.

IŞİD’in Kürtlere ve Kürdistan’a saldırmayacağından emin görünen Güney liderliği Şengal’de hazırlıksız yakalandı. Şengal katliamı onu hem içeride hem de dışarıda itibar erozyonuna uğrattı.

Şengal’in şoku atlatılmamışken daha IŞİD bu kez Maxmur’a saldırdı. Maxmur kampı ve kasabası katliam tehdidi nedeniyle hızla boşaltıldı. IŞİD, Maxmur’dan sonra asıl hedefin Erbil olduğunu açıkladı.

Bütün bunlar olurken küresel sistemin patronu Amerika gelişmeleri sadece izledi.

Şengal’in düştüğü günlerde kendisinden silah isteyen Barzani’yi Bağdat’a yönlendiren Amerika, epeydir yönünü Ankara’ya çevirmiş olan Erbil’i Bağdat’la yeniden ilişkilendirdi.

Şengal’deki trajediyi izleyen Obama, Barzani Bağdat’la yeniden ilişkilendikten ve ‘ulusal mutabakat hükümeti’ kurulmasını kabul ettikten sonra harekete geçti; IŞİD’e havadan yeni bir ‘ayar’ çekti.

Amerika, Şengal ve Maxmur operasyonlarının ardından KDP gibi AKP’den de istediğini aldı.

Güney'in bağımsızlığı bir başka bahara kaldı. Türkiye’den Suriye’ye silah, Kürdistan’dan dünya piyasalarına petrol sevkiyatının da önü alındı.

Amerika bir süredir ‘kontrol dışına’ çıkmış izlenimi veren Erdoğan’ı yeniden ‘kapsama alanı içine’ aldı.

Bundan sonra neler olacağını bilmiyoruz ama Güneyli Kürtlerle AKP’nin Amerika’nın yörüngesinde –istemeseler de- bir süre kalacakları ve onun kuracağı oyuna katılacakları anlaşılıyor.

Enerji kaynakları ve İsrail’in güvenliği amacıyla kurulan oyunun bundan sonraki bölümünün nerede ve nasıl kurulacağınıysa şimdiden kestirmek mümkün görünmüyor.

Ancak çelişkilerin daha da derinleştirileceği gözleniyor ve özgürlük hareketinin buna hazırlıklı olması gerekiyor…

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89