• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

IŞİD’in beli Rakka’da mı kırılacak?

Fehim Işık

Girê Sipî’nin (Tel Abyad) IŞİD’den temizlenmesinden hemen sonra YPG, YPJ ve Burkan el Fırat’ın öncülük ettiği güçlerin Rakka’ya doğru hızlı bir şekilde ilerlemesi birçoklarınca şaşkınlıkla karşılandı. Girê Sipî’den sonra Rakka yolu üzerindeki önemli askeri karargahlardan biri olan 93. Alay, 22 Haziran günü yaklaşık 1 saat süren çatışmadan sonra IŞİD’den geri alındı. 93. Alay’ı alan güçler Rakka’dan önceki son durak olan Eyn İsa kasabasına yönelmeye başladı. Bu yazı yazılırken Eyn İsa’nın da kısa sürede IŞİD’den temizlenmesi bekleniyordu.

Girê Sipî IŞİD’den temizlendikten sonra ortak askeri güçlerin öncelikle Cerablus ve Ezaz bölgesine yöneleceği bekleniyordu. Hatta öyle ki, Girê Sipî operasyonunun sadece Kürtlerin çıkarlarına hizmet eden, Kerkük’ten Akdeniz’e uzanacak bir hattın başlangıç operasyonu olduğu bile iddia edildi. Türkiye’deki hükümet yanlısı medya, tüm dünyasını “Kürt anasını görmesin” bakışıyla kuran ulusalcı medya, bunların anlı şanlı kalemşorları ağız birliği etmişçesine ortak bir algı operasyonuna başladılar ve Suriye’de en tehlikeli kesimin YPG, YPJ, dolayısıyla Kürtler olduğunu yazdılar.

Peki, ne oldu da ortak askeri güçler yönünü Rakka’ya verdi? Hedefleri ne?

Bu soruların yanıtını aramadan önce kısa bir hatırlatmada bulunmakta yarar var. IŞİD Irak’tan Suriye’ye geçtiğinde, yani daha 2013’ün ilk aylarından itibaren ABD öncülüğündeki Koalisyon Güçleri ağırlıkla izlemede kaldılar. Bu arada IŞİD, öncelikle kendisi dışındaki diğer radikal cihatçı gruplara yöneldi. El Nusra başta olmak üzere birçok radikal cihatçı grubu zayıflattı, bitirdi ve bunların ele geçirdiği toprakları işgal etti. Deyre Zor’dan Suriye’ye giren ve bir korku imparatorluğu kuran IŞİD, Rakka’yı ele geçirip bu kenti siyasi ve askeri başkent olarak ilan ettikten sonra önü alınamaz bir biçimde yayılmaya başladı. Uzatmaya gerek yok, ancak IŞİD’in bu önlenemez ilerleyişi Kobanê duvarına çarparak durdu. 134 gün süren efsanevi direniş, IŞİD’i durdurdu. Koalisyon güçlerinin izleyicilikten çıkıp müdahil olmaya başladığı dönem de Kobanê direnişine rastlar. İlk etapta IŞİD’in önünü kesmek için herhangi bir müdahalede bulunmayan Koalisyon Güçleri, Erdoğan’ın “Kobani düştü düşecek” dediği gün IŞİD’e etkin bir biçimde yönelmeye başladı. Görünen o Erdoğan, düşecek bir Kobanê’den sonra bir yandan Kürtleri kendine mecbur etmeyi, diğer yandan ise el Nusra’dan sonra kucağına düşen IŞİD’i kullanarak Suriye ve Irak’ta etkinlik kurmayı, yayılmacı hedeflerini kendisine bağlı bu radikal cihatçı örgüt üzerinden kurgulamayı düşünüyordu. ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin izlemekten çıkıp müdahilliğe yönelmesini, bu bağlamda ele almak gerek. Elbet Kürtlerin hem Güney Kürdistan’da, hem de Rojava’da IŞİD’i engelleyen tek güç olması da IŞİD’e yönelik müdahaleyi Batılılar açısından tetikleyen bir realite oldu.

Batılıların, özellikle ABD Başkanı Obama’nın bir başka yaklaşımını daha hatırlamakta yarar var. Irak’tan ağzı yanan ve karadan girdikleri her yerde bataklığa saplanan Batılılar, bu kez krizin bölge halkları üzerinden çözümünden yana duruyorlar. Obama ve diğer Batılı liderlerin bölgeye karadan operasyonel güç girmesine karşı çıkmasının, Türkiye’nin ısrarlı çabalarına rağmen tampon bölge girişimini engellemesinin bir nedeni de budur. Batılıların bölgeyi izlemekle yetindiği dönemde tüm güçler kendilerini sınadılar ve nihayetinde yayılmacı hedef gütmeyen, kendi toprağını, canını, malını korumak dışında bir amacı olmayan Kürtler bu sürede öne çıktılar.

Şimdi yaşanan durumu bu realite üzerinden daha iyi algılamak mümkün...

Karada etkili, inançlı, namusunu, malını, canını, toprağını korumayı amaçlayan gruplar var, bunlar ölümüne direniyorlar ve bunlara verilen tek destek de havadan yapılan bombalamalardır. IŞİD gibi ceberut, faşist, katliamcı bir örgüte karşı savaşırken verilecek desteğe karşı çıkmayı da akıl değil, akılsızlığın daniskası olarak görmek gerekir.

Gelelim, niçin önce Rakka’ya yönelindiğine...

İşin merkezi Rakka. Bu bölge aynı zamanda Irak-Suriye geçişinin de ana karargahı. Bu merkezin Irak ile bağlantısı kesilir, IŞİD’in askeri gücü dağıtılır, en azından zayıflatılır ise sıranın Cerablus ve Ezaz’a gelmeyeceğini bile söyleyebiliriz. Arkada güçlü bir Rakka varken Cerablus ve Ezaz’a yönelmek askeri akıl değil. Ancak zayıflayan, direnci kırılan bir IŞİD’den sonra Cerablus da, Ezaz da belki tek mermi sıkılmadan IŞİD’den özgürleştirilecek.

Askeri durum özetle bu, ancak siyasi durum hâlâ belirsizliğini koruyor.

Siyasi durumu da belki bir başka yazıda ele almak gerekecek...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89